Mevânın kollarında gördüğü izlerle, aklını yitirmişti sanki Fırat.. Ne odaya sığabiliyordu , nede koca konağa.. Aldığı nefesin bile ciğerlerine battığını hissediyordu sanki.. Mevâ’yı gördüğü günden beri sızlayan sol yani yine sızlamış, yakıyordu canını aldığı soluk.. Oysa o değil miydi ihanetin acısıyla, kalbinde ömürlük kin, nefret büyüten.. O değil miydi sevdiği kadını gelinlikle, kan kardeşinin yanında gördüğü gün silahını Mevâ’ya doğrultan.. Elini sertçe vurdu göğsüne Fırat.. “Sızlama ne olur..!” dedi yalvarırcasına.. Sıkışan kalbini tutup, attı kendini odanın dışına hızla.. Odadan çıktığı gibi karşısında gördüğü küçük çocuğu görmesiyle acıyla yutkundu.. “Aslanım, bişey mi oldu?” diyip eğildi kendisine hayran hayran bakan çocuğa.. “Çişim geldi..” diyen çocukla gülmeye başlam

