Günün ilk ışıklarıyla birlikte gözlerini açmıştı. Ani bir irkilmeyle uyanmış, ardından korkuyla etrafına bakmaya başlamıştı. Hızlanan kalp atışı yüzünden göğsü hızla kalkıp iniyordu. Rüyasında ne gördüğünü hatırlamıyordu fakat etkisini hâlâ üzerinde hissedebiliyordu. Sanki bir şeyler olmuştu ama o bilmiyordu. Derin nefesler alarak sakinleşmeye çalıştı. Birkaç dakika boyunca farkında bile olmadan Efe’ye sokuldu. Onun kendisine bahşettiği güvenli bölge, üzerinde çoğu zaman rahatlatıcı bir etkiye sahipti. Uykusunda bile ara sıra ona sıkıca sarıldığı yahut elini tuttuğu oluyordu. Özellikle de rüya gördüğünde… O anlarda ne gördüğünün önemi yoktu. Çünkü mutluluk bile Dilem için hayal kırıklığıyla aynı anlama gelebilirdi. Birinden, bir şeyden beklenti duymak, insanı çoğu zaman acıtıyordu. Zaten

