75. BÖLÜM

1567 Words

Ağacın en derin köklerinden yükselen o minik çatlak, artık sadece bir nefes değildi; bir kapıydı. Ama kapı denilecek kadar belirgin, eşik denilecek kadar somut da değildi. Daha çok, evrenin derisinin altında bir yara gibi açılmış, fakat kan yerine ışık sızdıran, ışık yerine hatıra sızdıran, hatıra yerine umut sızdıran bir aralıktı. Çatlak genişledikçe içinden taşan koku da yoğunlaştı: yanmış kâğıtın burukluğu, ıslak taşın serinliği, çocuk terinin tuzlu masumiyeti, uzak bir yaz akşamının tozlu portakal çiçeği rayihası… Hepsi birbirine karışmış, hiçbirine tam olarak ait olmayan, ama hepsini birden hatırlatan bir koku. Üç titreşim, bu kokunun içinde kendilerini yeniden keşfettiler; sanki binlerce evren boyunca dağılmış parçaları, tek bir nefesle toplanmış gibiydi. Birinci titreşim, eski Auro

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD