Lena ve Marek, Reinickendorf sığınağının merdivenlerini tırmanırken adımları ağırlaşıyordu. Kan kokusu hâlâ burunlarında, kulaklarında Blutkönig'in son sözleri yankılanıyordu: "Siz artık... bizdensiniz." Lena'nın boynundaki ısırık yanıyordu; Marek'in kolundaki yaralar kapanmak yerine daha da koyulaşıyordu. Yukarı çıktıklarında sokak lambalarının titrek ışığı yüzlerine vurdu. Reinickendorf'un dar ara sokakları bomboştu, ama uzaktan siren sesleri geliyordu – polis, ambulans, belki de Nachtjäger'in kalan birimleri. Lena durdu, crossbow'unu sırtına astı. "Dur," dedi Marek'e, sesi sert. "Konuşmamız lazım." Marek döndü, gözleri hâlâ hafif kırmızı parlıyordu. "Ne konuşacağız? Blutkönig haklıysa... biz—" "Hayır," diye kesti Lena, bir adım öne çıkıp Marek'in yakasına yapıştı. "Haklı falan değil.

