BERZAN Ne düşünüyorsun? dedi Hevin. Dalmıştım. Kafamın içi karmakarışık. Önce Davut’a mı gitsem diye düşünüyordum. Sonra vazgeçtim. Kuyruk acısı daha derin olan Ferhat daha mantıklı geldi birden. “Yok, dalmışım,” dedim. Kısaca. Hevin hafifçe kafasını salladı. O kadar. Bu sefer ben döndüm ona. “Senin neyin var?” Konuşacak gibi oldu. Dudakları aralandı, bir nefes aldı. Sonra vazgeçti. “Boş ver,” dedi. Boş vermem ki ben. Veremem. Bir anda direksiyonu kırıp arabayı kenara çektim. Fren sesi yola kısa, keskin bir çizik attı. Motor hâlâ çalışıyor, farlar yola vuruyor ama içerdeki sessizlik ağır. “Ne oldu Hevin? Okulda mı bir şey oldu? Biri bir şey mi dedi?” Camdan dışarı bakıyordu. Sokak lambalarının turuncu ışığı yüzüne çarpıp geri sekiyordu. Sonra bana döndü. “Bugün…” dedi. “Eee?”

