SERHAT “Sikerler lan.” dedim, sinirle odadan çıktım. Kapıda Mehmet dikiliyordu, yüzünde hâlâ o salakça umut dolu ifade vardı. “Nereye?” diye sordu. “Tebrik ederim kardeşim,” dedim, sesim alaycı ve sert çıktı. Onun için seviniyordum gerçekten, ama ya ben? Ben ne olacaktım? “Nereye?” diye tekrar sordu. “Geç sen içeri. Ya da git annene söyle, istemeye geleceksiniz Rojda’yı,” dedim ters ters, gözlerimi ondan kaçırarak. Aşağı, bahçeye indim. Mehmet peşimden geliyordu. Telefonumu çıkardım, arabaya doğru yürüdüm. O hâlâ arkamdaydı. Arabaya binip kapıyı sertçe çarptım. Mehmet de bindi. “Bir kız sevdik, bir babasını sikmediği kaldı abimin. Bana da kaçırma diyor. Ne yapayım Mehmet?” diye homurdandım, direksiyona yumruğumu vurdum. Mehmet bir şey diyemedi. “Oğlum bir dur, nereye gidiyorsun?”

