DÖNÜŞÜM

1491 Words
Gardiyan beni zorla ayağa kaldırıp birinin önüne attığında bakışlarım karşımda duran adama kaydı. Simsiyah takım elbisesi, siyah saçları ve sert bakan kahverengi gözleri beni korkutmuştu. “Yeni sahibin benim,” dedi buz gibi bir sesle. “Şimdi ayağa kalk, gidiyoruz. Daha fazla bu ortamda durmak istemiyorum.” Gidemezdim. Ali’yi burada bırakamazdım. Cesaretimi toplayıp adamın ayaklarına kapandım ve yalvarmaya başladım. “Ne olur kardeşimi de alın. Cesetlerin arasına baksınlar, zindana baksınlar. Ali’mi bulsunlar, ne olur bir şey söyleyin, onu getirsinler.” Adam, üzerine kapandığım ayağını geriye çekti ve ayağını omzuma bastırıp sertçe beni itti. “Çekil ve bir daha asla bana dokunma. Kardeşin de umurumda değil." “Ne olur,” dedim hıçkırarak. Bir yandan ağlıyor, bir yandan yalvarıyordum. “Ali’m ölmemiştir. Ölse ben hissederdim. İçeriye baksınlar, hücrede tek başına korkar, yalnız kalamaz.” Adam iyice sinirlenmeye başlamıştı. “Kes ağlamayı! Sen beni yardım kuruluşu mu sandın? Kaldırın şu kadını yerden, arabaya bindirin.” Takım elbiseli iki adam kollarımdan tutup beni kaldırdığında benim de cansız bir bedenden farkım yoktu. “Benim yerime başkasını seçin. Benim Ali’yi bulmam lazım.” Adam öfkeyle belindeki silahı çıkardı ve alnıma dayadı. “Bu saatten sonra ancak ölümle benim elimden kurtulabilirsin. Eğer hâlâ istiyorsan olur, seni bırakayım.” Korkuyla yutkundum ve susmak zorunda kaldım. Ölmekten korkuyordum. Hem ölürsem Ali’yi asla bulamazdım. Ölüsü ya da dirisi fark etmezdi; Ali’yi her ne olursa olsun bulmam gerekiyordu. Adam, susmuş hâlimden memnun olmuş bir şekilde gülümsedi. Başıyla adamlara işaret verdiğinde beni siyah bir minibüse bindirdiler ve gözlerimi bağladılar. Buraya gelirken de giderken de yolu görmemiştim. Buraya bir daha nasıl gelecektim ben? Araba yola koyulduğunda etrafımdaki sesleri duymaya çalıştım. Araba tümseklere girip çıkıyordu. Etrafta kuş sesinden başka bir ses yoktu. Bir süre daha patika yollardan geçtik. Sonra araba düz yola çıkmış olmalıydı. Gözlerimdeki bağ çözüldüğünde karşımda gördüğüm malikâneyle ağzım açık kaldı. İki katlı, kocaman bir evdi burası. Geniş bir bahçesi vardı ve etrafta silahlarla dolaşıp evi koruyan korumalar bulunuyordu. Beni seçen adam korumalardan birine işaret verdi. Adam koşarak yanımıza geldi, saygıyla patronun önünde eğildi. “Bu kız yeni korumamız olacak. Önce doktora götür, yarasını diksinler. Sonra ona buranın kurallarını anlat.” “Emredersiniz, efendim.” Adam tekrar saygıyla eğildi ve beni kolumdan tutarak bahçeden çıkardı. “Adım Murat,” dedi soğuk bir ses tonuyla. “Bu bahçede gördüğün bütün korumalardan ve daha görmediğin yüzlerce adamdan sorumluyum. Artık senden de sorumluyum. Yarana baktır, hepsini öğreneceksin.” Hemen yan villanın kapısını çaldığımızda, “Mühre,” diyebildim sadece. Murat cevap bile vermeden açılan kapıyı ittirip içeri girdi. “Yasemin abla, sana hasta getirdim.” Evden orta yaşlı, tatlı bir kadın çıktı. Önce Murat’a gülümsedi, sonra baştan aşağı beni süzdü. “Bu kız nereden çıktı?” dedi şaşkınlıkla. “Yeni adamlarımızdan biri. Celal Bey getirdi. Yarasını tedavi et, daha çok işimiz var.” Kadın eliyle evi gösterip beni içeriye davet etti. İçeri girdiğimde kapıyı kapattı. Murat dışarıda kalmıştı. Elini uzatıp, “Yasemin,” dedi sevecen bir sesle. “Bu hergelelerin doktoruyum. Bakma böyle sert göründüklerine, hepsi özünde iyi çocuklar.” Kadının uzattığı eli tuttum. “Mühre,” dedim. Sesim fısıltı gibi çıkmıştı. “Demek adın Mühre. Ne güzel. Anlamı nedir?” “Acıyla sertleşip güçlenen ve sonunda parlayan demek.” Kadın nazik hareketlerle beni koltuğa yönlendirip oturttu. “Peki sen Mühre misin?” Başımı olumsuz anlamda salladım. “Olmak istemiyorum,” dedim. “O zaman neden buradasın be kızım? Burada mutluluk bulamazsın ki.” Kadın acıyan bakışlarla beni süzüyordu. “Sadece başka çarem yoktu,” diyebildim. Ceketimi yavaşça çıkarıp omzumu açtım. Kadın dikmeye başladığında güçlü durmaya çalışıyordum. Erkek bir doktor olsaydı, ölme pahasına da olsa üzerimi çıkarmazdım. Bu, bana babamın bıraktığı bir travma hediyesiydi. Bedenime değen erkek elleri, ölümü göze alacağım kadar beni korkutuyordu. Doktorun Yasemin olması benim için büyük bir şanstı. Dakikalar içinde dikiş işi bitmiş, bütün yaralarım sarılmıştı. Ceketimi geri giydim, teşekkür edip evden çıktım. Murat kapıda beni bekliyordu. Celal Bey’in, yani patronun evine geri döndüğümüzde Murat beni bir köşeye çekti ve anlatmaya başladı. “Kural bir: Asla Celal Bey’e karşı çıkma. Ne derse yap. Sana önümde diz çök, havla dese yapacaksın. Yoksa bedeli çok ağır olur.” “Bedeli ne ki?” dedim korkuyla. “Bedeli canın olur. Tek bir kurşuna bakar.” “Anladım,” dedim. Korkmuştum. “Kural iki: Buradaki adamların hiçbirinden emir alma, dediklerini yapma. Sadece benim verdiğim emirleri yerine getireceksin.” “Kural üç: Kimseyle kavga etme. Gerekmedikçe muhatap olma, hatta göz teması bile kurma.” “Siz öyle mi yapıyorsunuz?” dedim şüpheyle. Çünkü bir metre ilerimizde duran adamlar birbiriyle sohbet edip kahkahalarla gülüyordu. Murat da nereye baktığımı anlamıştı. “Hayır. Bu kural sadece senin için geçerli. Etrafına bak,” dedi. Bakışlarımla hızlıca etrafı kontrol ettim. “Buradaki adamlar senin iki katın ve buraya koruma olarak getirilen ilk kadın sensin. Diğerleri tarafından dikkat çekersen sana zarar vermeye ya da seni yerinden etmeye çalışanlar muhakkak çıkar.” Korkuyla yutkundum. “Anladım.” “Son kural: Her ne olursa olsun Celal Bey’i asla satma, arkasından iş çevirme. Eğer düşmanın eline düşersen kendini öldür. Yoksa Celal Bey seni bulur ve kendi elleriyle öldürür.” Korkudan ellerim titremeye başlamıştı. Ben nereye düşmüştüm böyle? Burada nasıl hayatta kalacaktım? “Şimdi Celal Bey’in yanına git. Seni bekliyor ve bekletilmekten hiç hoşlanmaz.” “Tamam,” dedim titreyen sesimle ve eve doğru ilerledim. Kapıyı açan genç kız beni görünce kaşları çatıldı. “Yeni çalışan mısınız?” dedi. “Evet. Celal Bey beni bekliyor.” Kız gülümseyerek beni içeriye aldı. “Beni takip edin,” dedi. Merdivenlere yöneldiğinde ben de arkasından yukarı çıktım. Kapıyı tıklatıp odaya girdi ve benim geldiğimi haber verdikten sonra odadan çıkıp işinin başına geri döndü. Yavaş adımlarla odaya girdim. Celal Bey çalışma masasına oturmuş, ellerini masanın üzerinde birbirine kenetlemiş, gözlerimin içine bakıyordu. Tam karşısında,hazır ol pozisyonunda duruyordum. “Adın ne?” dedi. Ses tonu bile beni ürkütüyordu. “Mühre,” dedim. “Bak Mühre, burada benim kurallarım geçer. Murat sana bazı şeyleri anlatmıştır ama asıl olan benim ağzımdan çıkan kelimelerdir. Bugünden itibaren senin kendine ait bir kişiliğin, duyguların, düşüncelerin, hiçbir şeyin olmayacak. Sen artık bana aitsin. Ben vur dersem vuracak, indir dersem indireceksin. Emirlerimi uygularken bir saniye bile tereddüt etmeyeceksin. Eğer tereddüt ettiğini görürsem namlunun ucundaki sen olursun. İnan bana, ben tereddüt etmem. Anlıyor musun?” Korkuyla başımı evet anlamında salladım. “Seni seçmemin nedenlerinden birisi de savaş meydanında kendini cesedin altına saklayarak ölmüş numarası yapmandı. Zeki kızsın ama bu zekânı buradan kaçmak için kullanırsan sonuçlarına katlanırsın. Yarından itibaren silah ve dövüş dersleri alıp kendini geliştireceksin. Yeterince iyi olduğuna karar verdiğim zaman seni sağ kolum yapacağım.” Duyduklarım karşısında sevinsem mi yoksa üzülsem mi bilmiyordum. Adam, bana ait hiçbir şey kalmayacağını söylüyordu ama bir yandan da sağ kolu olup güçlenerek Ali’yi bulabilirdim. “Bu arada Murat’la alışverişe git. Üstüne başına düzgün bir şeyler alın. Biraz kadına benze.” Korkuyla bir adım geriye attım. “Kıyafetlerim böyle kalsa olur mu?” dedim. Sesim fısıltı gibiydi. Celal Bey öfkeyle gözlerime baktı. “Bu ilk günün diye seni affediyorum. Bir daha bana karşı gelirsen canına okurum. Şimdi çık, Murat’ı bul.” Hızla odadan çıktım. Bacaklarım korkudan titriyordu. Merdiven korkuluklarından tutunarak alt kata indim. Her şey çok fazlaydı. Az önceki genç kız bana bir bardak su uzattı. “Betin benzin atmış, iyi misin?” dedi. Konuşursam ağlamaya başlayacaktım. Sadece başımı iyiyim anlamında salladım, uzattığı bardağı alıp suyu kafama diktim. Son damlasına kadar içtim ve kendimi bahçeye attım. Murat bahçede hazır ol pozisyonunda bekliyordu. Yanına ilerlediğimde arabalardan birini işaret etti. “Bin,” dedi. Gideceğimizi ne ara öğrenmişti? Sorgulamadan dediğini yapıp arabaya bindim. Murat sakin hareketlerle arabayı çalıştırdı ve malikâneden uzaklaştık. Bir AVM’nin önünde durduk. Ben önde, Murat hemen arkamda yürüyordu. Kaçma girişiminde bulunursam diye her an tetikte bekliyordu. Birkaç saat içinde bana bir sürü yeni kıyafet almıştık. Hepsi de benim istediğim şekildeydi: siyah boğazlı kazaklar, dik yaka gömlekler, siyah pantolonlar, siyah botlar, spor ayakkabılar, yine siyah; dudaklarımı içine gizleyecek kadar yüksek yakalı ceketler ve son olarak birkaç tane siyah şapka. Şapkam son gün bile Ali’nin saçlarındaydı. İşimizi bitirip malikâneye geri döndük. Yolda Murat’la tek kelime bile konuşmamıştık. Bahçedeki diğer korumaların yardımıyla aldıklarımızı malikânenin arkasındaki müştemilata getirdik. Burada malikânenin çalışanları kalıyordu. Öğrendiğim kadarıyla aşçısı Hayriye abla, Celal Bey’e servis yapan kızı Duygu, bahçıvanlık yapan eşi Hasan amca ve üç tane daha temizlik görevlisi kadın vardı. Duygu’nun söylediğine göre korumaların buraya girmesi yasaktı; onların konakladığı yer başka bir yerdeydi. Hayriye ablanın gösterdiği odama geçip eşyalarımı yerleştirdim. Sonrasında sıcak suyun altına girip kısa bir duş alarak üzerimdeki bütün pisliklerden kurtuldum. Buradaki çalışanlar iyi insanlara benziyordu, bana iyi davranmışlardı ama benim asıl korktuğum Celal Bey’di. Onun istediği kişiye dönüşmek beni tamamen parçalayacaktı. Biliyorum ama onun yanında güçlü olursam Ali’yi bulabilirdim. Belki Celal Bey tekrar o cehenneme döner ve birilerini daha seçerdi; ben de o sırada Ali’yi görürdüm ya da Ali’nin cansız bedenini bulup ona bir mezar yaptırabilirdim. Her şey burada geçirdiğim günlere bağlıydı. Yumuşak yatağıma girip Ali için ağladım. Son gördüğüm o küçük elin Ali olmaması için gözyaşlarıyla yalvardım. Bugün Ali’sini kaybetmiş yarım bir Mühre olarak uyuyacaktım ama sabah ölmemek için öldüren, zayıf yanını kimseye göstermeyen güçlü bir Mühre olarak uyanacaktım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD