* ŞU AN * Bedenim o kadar yorgundu ki gözlerimi aralamam bile hemen hemen bir dakikamı almıştı. Tükenmiş bir haldeydim. Başım ağrıyor, gözlerim sızlıyor, boğazım acıyordu. Kolumu kaldıracak gücüm bile yoktu. Birden görüşüme giren Caleb’i görmemle ürktüm ve bir çığlık attım. Attığım çığlık boğazımın acısı yüzünden kısa olurken Caleb endişeyle bana bakıyordu. ‘’Çok şükür An! Beni çok korkuttun. Nasılsın?’’ Caleb üzerime eğilerek belim ve boynumdan tutarak beni doğrulturken ona karşı koymak istedim ama dediğim gibi hiç gücüm yoktu. Sırtımı duvarın önüne biriktirdiği kıyafetlere yasladı ve üstümü kocaman montlardan biriyle örttü. Elini anlıma koyarken gülümsemeye çalıştım Caleb’e. ‘’Bilmiyorum, nasıl olduğumu bilmiyorum ki. İyi miyim kötü müyüm bilmiyorum inan ki. Kıyaslayacak bir geçmişim

