18.BÖLÜM

1532 Words
Bir hafta daha geçti. Ayşe teyzenin yanında olmaya devam ediyorlardı. Her sabah annesi mutfakta bir şeyler hazırlıyor, ikisi birlikte gidiyorlardı. Elif artık alışmıştı bu rutine. Ayşe teyze de biraz toparlanmıştı. Hâlâ üzgündü, hâlâ endişeliydi ama artık daha çok konuşuyordu, daha çok yiyordu. O gün de her zamanki gibi Ayşe teyzenin evine gittiler. Annesi çorba yapmıştı, Elif ekmeği almıştı. İçeri girdiklerinde Ayşe teyze salonda oturuyordu. Televizyon açıktı, haberler okunuyordu ama Ayşe teyze izlemiyordu. Sadece boş boş önüne bakıyordu. “Ayşe abla, günaydın,” dedi Elif’in annesi. Ayşe teyze başını kaldırdı, gülümsemeye çalıştı. “Hoş geldiniz.” Mutfağa geçtiler. Annesi çorbayı ocağa koydu, ısıtmaya başladı. Elif masayı hazırladı. Her şey normaldi. Her zamanki gibiydi. Tam o sırada Elif’in annesinin telefonu çaldı. Annesi telefonu çantasından çıkardı, ekrana baktı. Numarayı tanımıyordu. Yabancı bir numaraydı. Ev telefonunun kodu vardı, tanıdık bir kod. Kalbi hızla atmaya başladı ama yine de cevap verdi. Belki başka biriydi. Belki yanılıyordu. “Alo?” Karşıdan panik dolu bir ses geldi. Kadın sesiydi. Telaşlı, korkmuş, nefes nefese konuşuyordu. “Meryem! Meryem sen misin? Tanıdın mı beni? Nuriye. Nuriye ben. Elif’in halası.” Meryem’in eli titredi. Telefonu sıkıca tuttu. Nuriye. O Elif'e adresini veren kadın. Elif’in kaçmasına yardım eden kadın. On üç yıl önce o evde ona destek olan tek kişi. “Nuriye abla?” Sesi çıkmıyordu. Boğazı kurumuştu. “Evet ben! Meryem dinle beni, çok acil. Mehmet ve Hasan seni buldu. Oradalar senin adresini buldular. Elif kaçarken bırakmış galiba. Ben de yeni fark ettim. Mehmet deli gibi. ‘Geri getireceğim’ diyor. Hasan da onunla birlikte. İkisi de senin peşinde. İstanbul’a gelecekler Meryem. Belki yoldadırlar bile. Belki çoktan yola çıkmışlardır.” Meryem’in yüzü bembeyaz oldu. Telefonu öyle sıkı tutuyordu ki parmakları ağrıyordu. Mehmet. eski eşinin kardeşi Mehmet ve Hasan, Nuriye’nin kocası. İkisi de geliyordu. Elif’i almaya geliyordu. “Ne… Ne zaman çıktılar?” Sesi titriyordu. “Bilmiyorum. Dün akşam konuştular aralarında. Bugün sabah Mehmet evden çıktı. ‘İşim var’ dedi. Ama ben anladım. Senin peşine düştü. Hasan da onunla gelecek. Belki şu an yoldadırlar. Belki birkaç saat sonra senin kapına gelirler.” Meryem’in dizleri tutmadı. Yere oturacaktı ama kendini tuttu. Ayşe teyze onu fark etti, hemen yanına koştu. “Meryem, ne oluyor?” Meryem telefonu elinde tutuyordu. Nuriye hâlâ konuşuyordu. “Meryem, sen Elif’i sakla. Sakın dışarı çıkarma. Sakın kimseye gösterme. Mehmet onu götürecek. Zorla götürecek. ‘Benim yeğenim, babası öldü, ben bakarım ona’ diyor. Polis falan da çağırabilir. Sen sakla o kızı. Sakla.” “Nuriye abla… Neden söylüyorsunuz bunu bana? Siz Hasan’ın karısısın. Neden bana haber veriyorsun, neden koruyorsun bizi?” Nuriye’nin sesi kırıldı. “Çünkü Meryem, ben biliyorum senin o evde neler yaşadığını. Ben susdum o zamanlae, korktum, konuşamadım. Ama Elif kaçtığında ben ona yardım ettim. Senin adresini verdim çünkü o kız burada kalsaydı mahvolacaktı. O sarhoş Kemal’le evlendireceklerdi. .Oğlum ipsiz sapsızın biri ama ben izin veremedim. O yüzden arıyorum. Sakla o kızı Meryem. Sakla.” Meryem’in gözlerinden yaşlar süzüldü. “Sağ ol Nuriye abla. Allah razı olsun. Ama eşin anlayacak eninde sonunda sana bir şey yapar.” “Yapsın. Artık umurumda değil. O kız senin kızın sen kurtarabilirsin onu sadece. Ben burada hepsine yalan söylerim. ‘Bilmiyorum’ derim. Sen sadece sakla Elif’i.” “Sağ ol. Hakkını ödeyemem abla allah senden razı olsun.” Telefonu kapattı. Meryem telefonu elinden bıraktı, yere çöktü. Dizleri tutmadı artık. Ayşe teyze yanına diz çöktü. “Meryem, ne oldu? Kim aradı?” Meryem başını kaldırdı. Gözleri doluydu ama şimdi korkuyla doluydu. “Elif’in halası aradı. Eşi ve büyük abisi buraya geliyorlar. Elif’i almaya geliyorlar. Şimdi yoldalar. Belki birkaç saat sonra burada olurlar.” Ayşe teyzenin yüzü sarardı. “Ne? Nasıl yani?” “Elif’in amcası Mehmet ve halasının kocası Hasan. İkisi birlikte geliyorlar. Elif’i geri götürecekler. Zorla götürecekler.” Elif orada duruyordu. Donmuş halde. Annesinin dudaklarını okumuştu.Onu almaya geliyordu. Geri götürmeye geliyordu. Meryem ayağa kalktı. Hızla Elif’in yanına gitti, kollarından tuttu. “Elif, kızım dinle beni. Sakın dışarıya çıkma kızım. Başını bile pencereden çıkarma kızım. Allah için dinle beni. Vermem seni onlara, seni almalarına ölsem de izin vermem.” Ayşe teyze de ayağa kalktı. “Meryem, sakin ol. Kalk polise gidelim. Polis korur sizi.” “Polise mi? Ne diyeceğiz? Allah bilir ne planlarla ne yalanlarla geliyorlrdır. Syçsuz yere yusufu içeri atan polise ne diyeceğiz? Amcası boş gelmez buraya Ve Elif konuşamıyor. Nasıl savunacak kendini? Nasıl anlatacak?” Ayşe durdu. Haklıydı Meryem. Elif konuşamıyordu. Kendini savunamıyordu. Ve amcası gelip sahip çıkarsa, polis Elif’i ona verebilirdi. Meryem Elif’in yüzüne baktı. “Elif, sen onlarla gitmeyeceksin. Asla gitmeyeceksin. Ben seni koruyacağım. Ne pahasına olursa olsun koruyacağım.” Elif telefonu çıkardı. Elleri titriyordu ama yazdı: “Anne, ne yapacağız?” Meryem derin bir nefes aldı. Düşündü. Hızla düşündü. Mehmet ve Hasan yoldaydı. Belki birkaç saat sonra geleceklerdi. Belki daha az. Ne yapmalıydı? Nereye gitmeli? Kime sığınmalı? Sonra aklına bir şey geldi. “Ayşe abla, Elif bu gece sizde kalabilir mi? Onlar benim eve gelecek ama Elif'i bulmazsa belki vazgeçerler de geri giderler ha.” Ayşe başını salladı. “Olur. Olur tabii. Elif burada kalır. Ben saklarım onu. Kimseye söylemem ama Meryem, eğer onlar sana zarar verirlerse? Eğer tehdit ederlerse?” Meryem’in gözleri karardı. “Etsinler. Ben yine söylemem. Onlar Elif’i benden alamaz.” Elif telefonu çıkardı, yazdı: “Anne, sen yalnız kalma yine de. Onlar sana zarar verebilir.” Meryem kızının elini tuttu. “Hayır Elif. Sen beni merak etme kızım, ben eve gideceğim ama sen burada kalacaksın. Ayşe teyzenin yanında. Dışarı çıkmayacaksın. Pencereye bile bakmayacaksın. Anlaştık mı?” Elif başını salladı ama gözleri doluydu. Annesi yalnız kalacaktı. O adamlarla yalnız karşılaşacaktı. İkisi de ona bağıracaktı, tehdit edecekti. Ve annesi yalnız olacaktı. Meryem çantasını topladı. “Elif, eşyalarını buraya getireceğim. Bu gece burada kalacaksın belki birkaç gün burada kalman gerekir. Ben eve gidiyorum. ” “Meryem, yalnız gitme. Ben de seninle geliyim,” dedi Ayşe teyze. “Hayır sen Elif'in yanında kal korkar o abla.” Meryem Elif’i son bir kez bağrına bastı. Sıkıca sardı. “Korkma. Ben her şeyi halledeceğim. Sen sadece burada kal. Sakın dışarı çıkma.” Elif başını salladı. Annesi gitti. Kapı kapandı. Elif ve Ayşe teyze yalnız kaldılar. Elif pencereye gitti, annesini izledi. Annesi hızlı adımlarla yürüyordu. Başı dikti, omuzları gergindi. Korkmuyor gibiydi ya da korkusunu saklamasını biliyordu. Ayşe Elif’in yanına geldi. “Elif kızım, senin annen çok güçlü bir kadın. O seni korur. Merak etme.” Elif başını salladı ama içi rahat değildi. Annesi yalnızdı. Ve o adamlar geliyordu. Bir saat geçti. İki saat geçti. Ayşe teyze çay yaptı, Elif’e verdi ama Elif içemedi. Sadece pencereye bakıyordu. Sokağı izliyordu. Bir araba gelir mi diye. Bir adam görünür mü diye. Üçüncü saatte telefon çaldı. Ayşe teyzenin telefonu. Meryem’di arayan. “Alo? Meryem?” “Ayşe abla, geldiler. Şimdi buradalar, kapıyı çalıyorlar. Ben açacağım Elif’e söyle, sakın dışarı çıkmasın. Sakın.” “Tamam, tamam Meryem. Merak etme.” Telefonu kapattı. Elif’e baktı. “Gelmişler. Annenin kapısındalar.” Elif’in yüzü soldu. Telefonu çıkardı: “Annem yalnız. Gidip yardım etmeliyim.” “Hayır Elif. Annen öyle istemedi. Sen burada kalacaksın.” Ama Elif rahat değildi. Kalkıp oturuyordu. Pencereye gidip geliyordu. Annesi şimdi onlarla karşı karşıyaydı. Mehmet ve Hasan. İkisi de oradaydı. Annesi ne söylüyordu? Onlar ne diyordu? Kavga mı ediyorlardı? Bağırıyorlar mıydı? Yarım saat geçti. Telefon tekrar çaldı. Yine Meryem. “Ayşe abla, gittiler. Şimdilik gittiler ama geri gelecekler. Elif hakkında bir şey demedim. ‘Yok’ dedim. ‘Burada değil’ dedim. ‘Bilmiyorum nerede’ dedim. Mehmet çok bağırdı. Çok tehdit etti. ‘Senin kızın, getir onu’ dedi. ‘Babası öldü, biz bakacağız’ dedi. Gittiler sonunda ama geri gelecekler. Eminim geri gelecekler.” Ayşe teyzenin sesi endişeliydi. “Meryem hanım, sen iyi misin? Sana bir şey yaptılar mı?” “Hayır. Sadece bağırdılar. Tehdit ettiler. Ama dokunmadılar. Dokunmazlar zaten. Burada öyle yapamazlar mahallede insanlar var ama gece tekrar gelebilirler. O yüzden Elif orada kalsın. Birkaç gün orada kalsın.” “Tamam. Merak etme. Elif burada kalır. Sen kendine dikkat et.” Telefonu kapattı. Elif hemen telefonu aldı, yazdı: “Anneme ne dediler?” Ayşe teyze anlattı. Her şeyi. Mehmet’in bağırdığını, Meryem’in direndiğini, sonunda gittiklerini. Ama geri gelebileceklerini. Elif telefonu sıkıca tuttu. Amcası Mehmet, onu Kemal’le evlendirmeye çalışan adam. Şimdi geri gelmişti onu almaya gelmişti ama Elif gitmeyecekti. Asla gitmeyecekti. O gece Elif Ayşe teyzenin evinde yattı. Misafir odasında ama uyuyamadı. Gözleri tavandaydı. Annesi evde yalnızdı. Belki onlar geri gelecekti. Belki kapıyı kıracaklardı. Belki annesine zarar vereceklerdi. Sabah oldu. Meryem erken aradı. “İyiyim. Gece kimse gelmedi ama bugün tekrar gelebilirler. Elif orada kalsın. Ben burada bekleyeceğim.” Öğleden sonra Ayhan eve geldi. Avukattan dönüyordu. Yüzü yorgundu ama Elif’i görünce şaşırdı. “Elif, sen burada mı kaldın?” Ayşe teyze anlattı. Her şeyi. Elif’in amcasını, halasının kocasını, onların geldiğini, Meryem’in direnmesini. Ayhan’ın yüzü gerildi. “Bu adamlar tehlikeli mi?” “Bilmiyoruz. Ama Elif’i almaya geldiler zorla götürmek istiyorlar. Meryem vermedi ama onlar ısrar ediyorlar.” Ayhan düşündü. “O zaman Elif burada kalsın. Ben de evdeyim. Eğer o adamlar tekrar gelirse ben de Meryem teyzeye yardım ederim. Yalnız bırakmayız. Dağ başı değil burası öyle elini kollunu salayarak gelemezler.” Ayşe oğlunun omzuna dokundu. “ İyi ki varsın oğlum.” Ayhan başını salladı. Sonra Elif’e döndü. “Merak etme Elif. Seni kimseye vermeyiz. Ben koruyacağım seni, kardeşimi vermem onlara.” Elif telefonu çıkardı: “Sağ ol abi.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD