Yusuf Elif’i kolundan tuttu, Ayhan’a da omzundan destek oldu. Üçü birlikte parktan çıktılar. Sokağa adım attıklarında güneş batmaya başlamıştı, gökyüzü turuncuyla mora bürünmüştü, ama ne güneş ne de gökyüzü önemliydi şu an, sadece evlerine gitmek onlar için önemliydi, güvende olmak önemliydi. Mahallede insanlar onları gördü. Şaşkınlıkla baktılar. “Yusuf çıkmış!” diye fısıldaştılar. “Nasıl çıkmış?” dediler. “Daha duruşma bile olmadı!” dediler. Ama kimse yaklaşmadı, kimse soru sormadı, çünkü Yusuf’un yüzündeki o öfke, Ayhan’ın kanlar içindeki hâli, Elif’in gözyaşlarıyla ıslanmış yüzü herkesi uzak tutuyordu. Apartmana vardıklarında Yusuf Elif’i Ayhan’la birlikte kendi evine çıkardı. Merdivenler tırmanırken Elif’in bacakları titriyordu, adım atmakta zorlanıyordu, Yusuf fark etti, kolunu Elif

