Kahvaltıdan sonra Elif ve Meryem masada oturdular. Meryem defter çıkardı, kalem aldı. İşaretle sordu: “Ne iş yapmak istersin?” Elif durdu. Hiç düşünmemişti bunu. Ne yapabilirdi ki? Elleriyle ne yapabilirdi? Telefonu aldı, yazdı: “Bilmiyorum anne. Dikiş biliyorum. Ama sen zaten yapıyorsun.” Meryem gülümsedi, yazdı: “Dikiş güzel. Ama başka ne yapabilirsin? Düşün.” Elif düşündü. Köyde ne yapardı? Bahçe işi, temizlik, yemek… Hepsi ev işi. Ama burada? Şehirde? “Belki temizlik işi?” diye yazdı. Meryem başını iki yana salladı. “Hayır. Sen daha iyisini hak ediyorsun. Temizlik zor iş, bel ağrıtır. Sen genç kızsın, daha iyi bir şey bulmalısın.” “Ama anne, ben konuşamıyorum duyamıyorum. Kim beni işe alır ki?” Meryem telefonu aldı, büyük harflerle yazdı: “ÇOĞU İŞ KONUŞMAYI GEREKTİRMEZ. Dikiş,

