“Hazır mısın, yavrum?” diye sordu son bir kez. Havin, gözlerini Azad’ın gözlerine dikti. İçindeki nefreti, aşkı, intikam arzusunu, tutkuyu ona aktarmaya çalışıyordu. “Evet, Ağam. Lütfen... beni al. Beni sik.” Azad, kalçalarını ileri itti. Sert ve büyük aleti, Havin’in dar ve ıslak içine yavaşça girdi. Havin, ani bir acı ve dolgunluk hissiyle başını geriye attı. Ağzından keskin bir çığlık çıkmak üzereyken, Azad eliyle ağzını kapattı. “Sessiz ol, yavrum,” diye fısıldadı hareket etmeden, ona alışması için zaman tanıyarak. “Unutma, yan odada ablan var.” Havin, gözleri deli gibi açık, acıyla ve hazla kıvranıyordu. Azad’ın eli ağzındaydı, bu onu daha da azdırıyordu. Nihayet, acı yerini yoğun bir hazza bırakmaya başladı. Azad’ın içindeki dolgunluğu, onu tamamlayışını hissediyordu. Başıyla ona

