48. Bölüm: Eski Harabeler Demir, koridorun sonundaki çıkış kapısını iterek dışarı fırladı. Sıcak, tozlu çöl havası, ciğerlerine hastanenin steril kokusundan çok daha acımasız ve gerçek gelmişti. Güneş, gözlerini kamaştırsa da, içindeki fırtınayı bastıramıyordu. Aklında sadece bir düşünce vardı: uzaklaşmak. Serra'nın gözlerindeki şok ve suçluluk, yıllar önce yazdığı o mektubun mürekkebi kadar koyuydu şimdi. Kaçmıştı. Tıpkı eskiden olduğu gibi, yine kaçıyordu. Arkadan gelen ayak seslerini duydu. Hızlı ve kararlıydı. Kâmil'di. "Demir! Dur!" Demir durmadı, çölün sınırlarına doğru yürümeye devam etti. Taşlık, çorak bir tepeye tırmandı, sırtını dönerek hastanenin geniş çadırlarını ve etrafındaki geçici yerleşimi izledi. Bu krallığı, bu sorumluluğu neden almıştı? Belki de sadece, kaybettiği h

