47. Bölüm: Mektubun Gölgesi Sahra hastanesinin koridorları, Arya ve Yazgı'nın buluşmasının yarattığı sıcaklığı yavaş yavaz yayıyordu. Demir, onların yanından ayrılırken yüzünde nadir bir tebessüm vardı. Bu küçük mutluluk anı, yükünü bir an olsun hafifletmişti. Geçici komuta merkezine doğru ilerlerken, mültecilerin barındığı geniş alanın kapısı önünde durdu. İçeriyi gözden geçiriyordu ki, kalbi bir anda göğüs kafesinde unutulmuş gibi hareketsiz kaldı. O duruş. O, bir zamanlar en küçük bir kıpırtısını bile tanıyabildiği silüet. Serra. O yıllardır sadece bir hatıra, bir hayal ve nihayetinde, kabullenilmiş bir kayıptı. Ama şimdi, orada, toz içinde, bir çocuğa su verirken duruyordu. "Serra?" İsmi, dudaklarından bir hayalet fısıltısı gibi çıktı. İnançsızlık ve ezici bir şok karışımıydı. Kad

