Kırmızı Gül
Küçükken dadılarımla hayal kurmaca oynardık.Dadı Şila'nın en büyük hayali yakışıklı bir adamla evlenip mutlu bir yaşam sürdürmekti. Dadı Pirş'in hayali ise o çok istediği zambak çiçeği olan altın kolyeyi almaktı. Birgün yeteri kadar parayı biriktirip alacağım diyordu. Bu hayaller bana çok gülünç gelmişti. Hemen atlayıp bunda ne var dadı ben sana alırım demiştim. Dadı Pirş bana çok kızmıştı.
- Bunu nasıl söylersin prenses bir yetişkin kendi hayalini kendi gerçekleştirmelidir. Başkasından beklememeli. Hayali için emek verip uğraşıp didinmeli öyle daha değerli olur.
-O zaman ben de abimle savaşmak zorunda mı kalacağım? diye sordum.
Hayretler içerisinde bana baktılar. İkisi de korkmuş gibi sarayın bahçelerine baktılar. Kimsenin olmadığını görünce derin bir nefes alıp rahatladılar.
-Güzel prensesimiz neden böyle konuşuyorsunuz o sizin abiniz. Bizim de gelecekteki kralımız. Sakın hiçbir yerde böyle konuşmayın başınız belaya girebilir.
- Ama benim en büyük hayalim bir gün kendi sarayımda kraliçe olmak. Bunun için emek vereceğim. Abim beni büyüyünce komşu ülkenin o kibirli korkak prensiyle evlendirmek istiyor. Ben o şekilde o prensin o ülkenin kraliçesi olmak istemiyorum.
- Ahh! Prensesim sakın böyle konuşmayın böyle bir şey mümkün olabilir mi? Çok zor. Abinizi kral olmak için eğitiyorlar. Üstelik ileride başka varis hak iddia etmesin diye ablalarınızı evlendirdi hem de hiç istemediği birileri ile o çok zalim daha 19 yaşında olduğu halde herkes ondan korkuyor. Size bir zarar verecek diye ödümüz kopuyor. Lütfen böyle sözler söylemeyin.
-İnan bana dadı bir gün ben bu güzel ülkemin kraliçesi olacağım sana da en güzel kolyeleri hediye edeceğim. Kendime bugün söz verdim. Hayallerimi gerçekleştireceğim.
Bunu nasıl yapacağım bilmiyorum ama demiştim. Bugün 23 yaşındayım ve hala nasıl kraliçe olacağım bilmiyorum ama bir şeyler yapmanın vakti gelmişti.