“AHTİF Mİ, PASİF Mİ?”

389 Words
BİR AY ÖNCE— KAZA GÜNÜ HAZAR SARUHAN Ayaz’a öfkeyle yaklaştım. “Ver amına koyayım şu telefonu!” diye kükredim. Tereddütle gözlerimin içine baktı. “Abi vereyim de… bu seferki başka…” “Ne demek başka oğlum! Ver diyorum sana!” Ayaz’ın eli titreyerek telefonu bana uzattı. “Abi… kırma. Allah için bu sefer kırma.” Tedirginlikle vermekte haklıydı. Kırdığım kaçıncı dizüstü… kaçıncı telefon bilmiyordum. Hakkımda o an uydurulmuş yalan haberleri görmem elimdekini taşan öfkemle parçalamaya yetiyordu. Telefon avucuma düştüğü an ekrana baktım. Yine o boktan yerel ifşa sayfası. Yine benim fotoğrafım. Ama bu sefer… başlığı görünce içimdeki öfke bir anda kabardı. Gözlerim satırların üzerinde donup kaldı. “YEREL MAFYATİK HAZAR AĞA SİZCE AKTİF Mİ PASİF Mİ?” İlk başta ne okuduğumu anlayamadım. Kaşlarım çatıldı. Bir kez daha okudum. Sonra beynime dank etti. Haberin detaylarında, abimin karısı Rojin’le kıydığım nikâhın aslında bir tiyatro olduğu yazıyordu. Güya her şey sahteymiş. Güya ben… Bir erkeği saklamak için kadınla evlenmişim. Üstelik bu saçmalığa göre bütün gerçekleri anlatan çok gizli bir itirafçı varmış. Çenem kasıldı. Parmaklarım telefonu öyle bir sıktı ki ekranın kırılmaması mucizeydi. Ayaz bir adım geri çekildi. “Abi…” diye mırıldandı korkuyla. Ama ben artık onu duymuyordum. “Ulan bu kız nasıl böyle bir haber yapar lan?! Canına mı susadı?! Yoksa o boktan babasının arkasına güvenip bize mi meydan okuyor?!” Öfkeyle patlarken Ayaz’ın yakasına yapıştım. “Uyarmadın mı lan sen bu kızı?! Demedin mi lan bir haber daha olursa Hazar Ağa seni bu dünyadan siler demedin mi?!” Ayaz ellerimi yakasından gevşetmeye çalışırken başını salladı. “Abi vallahi dedim! Ama sana da söyledim… bu şımarık veletin işi değil bu!” Dişlerimi sıktım. “Ne demek değil lan?!” Ayaz telaşla devam etti. “Bu kız tek başına böyle bir şeye kalkışamaz abi. Bu… bu babası olacak adamın işi de değil. Bu işin arkasında başka biri var. Başka bir gölge var!” Tam o sırada büyük kapı gıcırdayarak açıldı. İkimizin haline bir süre bakan Barut ağır adımlarla içeri girdi. Yüzünde alıştığım o sakin ama tehlikeli ifade vardı. “Sakin olun.” Sesi odadaki gerginliği bir bıçak gibi kesti. “Bu işin arkasında kim var buldum.” Ayaz’ın yakasını bıraktım. Gözlerim Barut’a döndü. “Kim?” Barut bana baktı. “Daha doğrusu…” dedi yavaşça. “O beni buldu.” O an odadaki hava bir anda değişti. Ya ölecektim, ya öldürecek…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD