Gece geç saat olmuştu ve korku takımı diye adlandırdığım iki kişiden oluşan ve kendilerine korku denilmesini isteyen iki çocuk, bize üst üste korku hikayeleri anlatmıştı ve hikayelerin etkisinden çıkamayan ben hala titriyordum. Herkes teker teker çadırlara dağılırken geriye Alex ve ben kalmıştık. Mete ve Hannah’da çok önceden gitmişlerdi ve ben hala Alex’e bakarken utanıyordum. Alex uzandığı çimlerden doğrulup yüzümü inceledi. “Sen korktun mu ufaklık?” Yüz ifadesini ziyadesiyle durgun görünce "Sen korkmadın mı?" diye sordum. Kahkaha attı. “Hayır anlattıkları çok saçmaydı." Derin bir nefes aldım ve "Bana çadırıma kadar eşlik eder misin?" diye sordum şirin bir tavırla. Hala korkmaya devam ediyordum. Tepkisini gülerek verdi. "Yürü ufaklık, düş önüme." Elimden tutup ayağa kalkmamı sağla

