Araba evin önüne geldiğince ancak kendimi toparlayabilmiştim. Yüzüm asık olsa da ruhum sakindi. Bütün gün o minik çocuğun yanında bastırmaya çalıştığım hüznüm ve acım eve gelmeden sağanak bir yağmur gibi boşalmıştı gözlerimden. Ve bu sağanaktan da Hamza nasibini almıştı tabi ki. Kınalım tüm itaatkârlığı ile bana sarılıp teselli etmişti o dakikalarda ve teslim etmişti kalbini yine kalbimin ellerine. Kriz anlarında tam bir askere dönüştüğünü de söylemeden edemeyeceğim. Soğukkanlı, duruma hâkim ve güçlü duruşu gözümden akan her bir damlayı utandırıyordu böyle olunca da. Arabanın motorunu durdurduktan sonra inmeden önce bana dönerek " İyi misin?" diye sordu Hamza. Bu meraklı ve biraz da endişeli bir halin sonunda sarf edilen bir soru cümlesiydi. " İyiyim." Diye cevapladım kocamı, zoraki bir ş

