"Hayir! Imkansiz, sen burda ne yapiyorsun? A-aaa." Diye yükseldi sesim birden.
Karsimda duran 'adam' Murat'ti. "Inanamiyorum, Murat?" dedim tekrar.
"Gülsüm, sen asil ne yapiyorsun burda?" Diye sordu oda bana, bilirdi pek disari çikmadigimi.
"Dur simdi bu Murat, o Murat'mi? Damlam?" diye sordu Irem'de. Hiç birimiz inanamadik olanlara, hepimiz agzimiz yarim açik bir sekilde birbirimize baktik. "Damlam! Artik bir sey söylermisin lütfen?" sesi yükseldi artik Irem'in. Hafif sinir bile duyuyordum ben.
"Evet canim, haklisin tanistirayim. Bu Irem benim en yakin arkadasim, buda Murat. O Murat senin deyiminle." Kafami salladim önce soktan çikmama faydasi olur diye, tanistirdim sonra iki arkadasimi birbirine. "Damlam? Neden Damlam diyor sana? Memnun oldum bu arada, senden çok bahsetti bana. Tanisa bildigimize sevindim." dedi kafa karisikligi ile Murat.
Benden gözlerini ayirip kafasini Murat'a çevirdi Irem. " Sonra o, anlatirim daha neden 'Damlam' oldugunu." diye basladi, hemen kestim lafini. "Anlatmasakda olur Irem'cim. Hiç gerek yok" biliyorum çünkü anlatacaklarini. Hiç birsey soylememisim gibi devam etti Irem "bana anlatmisti senin nasil bir tas oldugunu, ama ben beklemiyordum senin bu kadar oldugunu. Oooo su gözlere bak, Damlam sen nasil kaybolmuyorsun bu gri denizde? Sen eminmisin bu tanriyi öpmedigini? Suna bak? Ben anladim senin neden trene bindigini her gün ..." Agzi açik inanamiyan gözlerle basladi konusmaya, gözlerine bakinca hafif bir sendeledi.Gözlerini Murat'in gözleriden ayirmadan sordu bana sorusunu. Irem konustukca ben utaniyordum, bide öptünmü diye sorduya tam oldu. Beni burda gömün dedim. Inanamiyordu Irem gördügü yakisikliliga, yaklasip kollarina dokunmaya basladi sonra bana dönüp trene neden bindigimi anladigini söyleyince " tamam canim yeter bukadar. Oturalim artik sende rahat birak Murat'i. Otur yanima! Benim yanima Irem. Surdan böyle geç." Kolundan tutup çektim yanima, oturduktan sonra derin bir nefes aldim, bakamiyorum Murat'in yüzüne utancimdan.
.
"Biraksaydin anlatsaydi arkadasin. Ne güzel söylüyordu trene binme sebebini." Gülerek konustu Murat. Bu masada gülemiyen bir benmi varim anlamadimki.
.
"Sen anlat bakalim ne yapiyorsun burda?" diye konuyu geçistirdim, gözleri gülüyor Murat'in. Ilk defa tren disinda görüsüyorduk, sevinmis beni gördügüne.
.
"Kuzenim döner dönmez ben görünmez oldum, burayada kafa dinlemeye gelmistim. Iyiki gelmisim çok sevindim sizinle karsilastigim için." dedi gülümseyerek. "Kuzen? Oda senin gibi görünuyorsa umutsuz degilim artik. Oldu bu is Damlam sen Murat'i alabilirsin ben kuzeni alirim. Benzesin yeter." diye atladi hemen Irem, gözlerini alamamisti daha Murat'tan.
.
Hizla vurdum koluna Irem'in saskin gözlerle, inanamiyorum ben bu kizin laflarina. Bu rahatligi nerden buluyor bilmiyorum.
.
Gülmeye basladi Murat "Evet bezeriz birbirimize, onun gözleri yesil sadece. Kolay gelsin ikna etmekte pek sevgili tipi yoktur kendisinde." Irem tatmin olup arkasina yaslandi. Yeterliydi onun için bu cevap. Hiç olmazsa bu ikisi memnundu halinden. çünkü ben utancimdan yerin dibine girmek üzereyim. "Anlat bakalim siz ne yapiyorsunuz burda?" diye sordu Murat.
.
Irem atladi hemen cevaba, iyide oldu ben istesemde cevap vercek durumda degilim. "Benim canim sikildi, sevgilimden ayrildimda. Damlam'da nasil olduysa evet dedi çikmaya. Kahve içmeye geldik. Iyikide gelmisiz, kendine sakliyormus senin gibi bir cevheri."
.
Murat'in yüzünden gülümseme hiç gitmiyordu "peki neden Damlam diyorsun Gülsüm'e?" Siçradim birden yerimden "HAYIR" diye bagirdim. "Bos ver lakap iste, anlatmasin hiç önemli degil." Kaldiramazdim Irem'in bunu anlatmasini çok fazlaydi bir gün içinde.
.
Tabikide benim bu tepkim ters tepki etmisti. Irem daha bir hevesle anatmak istiyor, Murat'da daha fazla dinlemek istiyordu.
.
"Gülsüm'ün özel yeri, sol kasiginin hemen yaninda kalça kemiginin yaninda mükemmel bir damla var. Dogum lekesi.
Damlam'i delirten noktasidir, akli basindan gider bir erkek orayi öpünce."
Ben Irem'in agzini kapatmaya çalisirken ellerimle anlatmisti hepsini. Murat'in yüzüne bakacak cesaretim kalmadi, ama merak ediyorum bu bilgi onda nasil etki etti diye.
.
Korkarak çevirdim kafami, onun yüzede kizarmis hafif imali bir gülümseme var dudaklarinda.
Yer yarilsada yerin dibine girsem. Irem pisman ettin beni buraya geldigime.
Ne diye anlatiyorsun her sorana anlamiyorumki?
Madem anlatacaksin dogumlekesi de geç.
Yok aklim basimdan gidiyormus öpünce yok deliriyormusum.
'Gel bir öpde gör' demedigin kaldi bir.
Ama oda utandi ...
"Yaz bir kenera, lazim olur bir gün"
"Yuuuuuhhh,IREM. Yavas, sen sus istersen artik."
Öksürmeye basladi Murat.
"Gicikmi tuttu eniste?"
"IREM!"
"Filtresi yok demistin, anladim simdi ne demek istedigini." dedi kizararak Murat.
"Kusura bakma, kaç yasina geldi halen bilmiyor nerde susmasi gerektigini. Sen aldirma dediklerine."
Dedim Irem'e ters bakislar atarken.
Kahveler geldi bu arada, hiç bukadar sevinmemistim bir bardak kahve gördügüme.
"Bos musun Murat bugün?" diye sordu Irem. Korkarak kafami kaldirdim gene ne diyecek bu kiz diye.
"Baska planlarim yok, öylesine çikmistim." dedi Murat'ta.
"Tamam ozaman artik var. Birlikte bowling'e gideriz."dedi Irem.
Gözlerinde soru isaretleri ile bakti bana Murat. Öyle bir arkadasligimiz yok Murat'la ilk defa tren disinda görüsüyoruz, bilemedi ne diyecegini.
"Bende çok isterim, eglenceli olur hepimiz kafa dagitiriz. Gel musaitsen." Diye ekledim, bende istiyordum zaman geçirmek.
"Tamam olur." sevindi benimde çagirmama, onunda yüzü gülüyor, uzun süre bana bakamadi.
"Suna bak utangaç asiklar sizi."
"IREM! Kes artik anladik demek istedigini. Yeter!" dedim dislerimin arasindan. Canimi sikmaya baslamisti artik.
Murat gülmekle yetiniyordu. Bana sicak basti soguk su siparis ettim, güldü ikiside. Tepki vermedim.
Kahvelerimiz bittikten sonra kalkarken Irem sordu "nasil geldin buraya? Biz araba ile geldik. Sende bizle gel araban yoksa."
Benim aklima gelmemisti bu. Soran gözlerle baktim.
"Uzak oturmuyorum yürüyerek geldim, olur sikinti olmayacaksa gelirim." dedi Murat.
Pek ikna olmadim dedigine, sabahlari buralardan trene binmiyor çünkü. Yorum yapmadim sadece benim arabaya dogru yürüdük. Irem mutlu, Murat gizemli ben ise endiseli idim.
Benden sakladigi ne acaba?
Murat'da alis veris yapmis elinde posetler vardi, bagaja koymasini söyledim. Yardim ekmek için yanina gittim, kapiyi acinca benim poset birden yere dustu içindeki iç çamasirlari döküldü içinden.
Bende daha fazla utanamam bugün diye düsünüyordum ...
Tabikide Murat benden daha hizliydi ve yerden o toplamaya kalkti, ne olduklarini fark edince kizardi.
"Pardon" dedi kesik sesle.
Aldim hemen elindekileri benimde yüzüm kizarmisti attim hepsini bagaja ve hizla bindim söför koltuguna. Murat arka kapiyi açti binecekken Irem "Sen öne bin ben arkada oturmak istiyorum dedi."
Hizla arkama kizgin bir bakis attim. " Ne?
Sanki 3 aydir her is günü yan yana oturmuyorsunuz? Bugünün farki ne?"dedi bana.
Hakliydi, ama farkliydi iste bugün. Kapiyi kapatip öne bindi Murat oda utaniyor belliydi halinden.
Derin bir nefes aldiktan sonra basladim arabayi sürmeye.
Bana çok uzun gelen kisa bir sessizlikten sonra Murat " kimin arabasi bu?" sordu.
"Benim" dedim.
Saskin bir ifade ile bakti bana " neden trenle geliyorsun madem böyle bir araban var?" dedi.
"Arabada sen yoksun" dedi Irem gülerek.
Bu kiz bugün sag kurtulamiyacak benim elimden.
Kafami salladiktan sonra "park yeri bulmak zor oluyor, zaten panik halinde oluyorum geç kalkmaktan. Trende daha rahatim" dedim.
"Güzel arabaymis" dedi Murat. Bizim maydanoz atladi gene " bakma sen bu kizin çalisdigina zengin aslinda" dedi.
"Irem'cim bugün biraz abartiyorsun sen sanki. Sussanmi sen?" dedim imali bir sekilde.
"Neresi abarti? Aileneden kalan koca sirket var üstüne. Her ay bu araba fiyatinda para yatiyor hesabina." Birde küçümseyerek söylediki ben bile önemsemiyecektim nerdeyse.
Bilmiyor Murat bunlari, böyle tanisin istemedim beni. Yalan degil söyledikleri, ama genede ...
"Haberim yoktu ..." hafif bir siritma var yüzünde anlam veremedigim. Farkli bir tepki bekliyordum aslinda. Nasil bir tepki bilmiyorum ama bu degildi.
"Biliyorum, anlatmaz kimseye. 'Zengin' oldugu için çevre edinmeyi sevmez"
Yolun geri kalaninda arabanin özelliklerinden bahsettik sadece.
Bowling salonunda ayakkabilarimizi degistirdikten sonra yerimize geçip isimlerimizi girdik ekrana.
Irem iyi oynar bu oyunu ben pek iyi degilimdir.
Murat'da iyi oldugunu söyledi.
Anlasildi bu günün kaybedeni ben olucam.
Zaten dikkatimi verebilecegimide sanmiyordum.
.
Bir iki tur sonra netlesti oyun ben kaydediyor Murat kazaniyordu. Benim siramda Murat arkama geçti, sag elini benim bilegime yerlestirdi. Sol eli benim kalçamda dinlenirken bana nasil atmam gerektigini anlatti
Nefes almayi unuttum, " Nefesini al daha kolay olur" dedi siritarak. Zaten dibimdeydi bende sol dirsegim ile karnina vurdum. " Tas gibi bir isede yaramadi vurmam"
"hahaha" o gülünce fark ettim sesli söylemisim. Utancimdan elimdeki topu düsürdüm. Topun pesinden gitmeye yeltenince Irem "siz bozmayin ben yenisini veririm" dedi. En çok eglenen oydu aramizda.
Getirdi ikinci topu " acele etme, yavas yavas ögret Damlam'a" dedi topu verdikten sonra. Gidecek gibi oldu sonra döndü, Murat'in kalçamda olan sol elini alip tam damlanin üstüne koydu "burda iste damla" dedi. Murat'in eli damla ile temas ettikden sonra sirtimdan asaya bir titreme indi.
"Dedim sana özel nokta" dedikten sonra kendinden memnun bir sekilde yerine geçti Irem.
Ben donup kalmdim, bacaklarim titriyor kalbim pir pir ediyor.
Murat yavasca elini çektikden sonra derin bir nefes aldi sonra titreyen sesle "çok güzel kokuyorsun" dedi.
Onunla birlikte bende nefes aldim ve iltifatindan sonra " yenimi fark ettin?" diye sordum.
Nerden geldi bu öz güven bilmiyorum.
" Hayir, söylemeye yeni cesaret ettim" deyip elimdeki ikinci topu attirdi ve beni birakip yerine geçti.
Kendimi toparlamam çok uzun sürünce Irem yanima geldi. Bana sarilinca irkildim bir an " iyimisin Damlam?" dedi endiseli bir sekilde.
" Yenimi aklina geldi?" derken sesim titriyordu. Bir an beni birakip geri döndü masaya, geri geldiginde elinde peçete vardi. Fark etmedigim göz yaslarimi sildikten sonra su almak için uzaklasdi.
Murat geldi geri yanima. Ben halen beni biraktigi yerdeydim "kusura bakma böyle olacagini bilemedim, benim hatam gidelim istersen?" Sesinde pismanlik ve endise vardi.
Kafami kaldirmadan, göz temasi kurmadan " bana sarilirmisin?" dedim.
Tek düsünebildigim hissettigim bosluktu beni biraktiginda. Giydigim korse bile fayda etmemisti. Sikica sarilmak istiyordum sadece.
Duyduguna inanamadi önce sonra daha fazla bekletmeden sardi kollarini omzuma. Bende ona sikica sarilip kafami gögsüne gömünce sikilastirdi sarilmamizi.
Ayak seslerinden Irem'in yaklastigini duydum, hiç bir sey soylemeden masaya geçti ve bekledi. Devam etmedik bowling'e, arabayi dönüste Murat sürdü kafenin oraya. Park ettikden sonra indi bagaja yöneldi. Hiç kimse konusmadi dönüsde ben aglamiyordum onlarda soru sormuyordu.
Murat'in pesinden bende indim gittim yanina.
"Ben hallederdim inmeseydin" dedi endiseli bir sekilde.
" Aklima takilan bir sey var, sormam lazim ..." duraksadim "sen trene burdan biniyor olamazsin, sakladigin sey ne?" dedim.
Sasirdi, güldü " su lacivert arabayi görüyormusun?" corvette c8 vardi bir tane "iste o benim arabam. Bende senin gibi 'zenginim', sadece senin beni öyle tanimani istememistim." Agzim acik kaldi "sen neden trene biniyorsun peki" dedim saskinlikla.
Uzun uzun gözlerime baktiktan sonra " arabada sen yoksun" deyip anlimdan öptü ve uzaklasti.