Kod adı: Sahra

808 Words
İstanbul Emniyeti – Cinayet Masası / Ertesi Gün, 09:18 İlkay sabah erkenden masasındaydı. Bilgi İşlem’den gelen yeni bir klasör dikkatini çekti. Kurbanın telefonundaki veriler incelenmişti. Bir isim dikkatini çekti: “OK Konsorsiyumu.” Konsorsiyum, görünürde dış ticaret yapan bir şirketti. Ama detaylar tuhaftı. Web sitesi boş gibiydi. CEO ortada yoktu. Çalışanlara dair hiçbir dijital iz bulunmuyordu. İlkay’ın içgüdüleri devreye girdi. “Bu bir paravan olabilir,” dedi sessizce. Derinlemesine araştırma için MASAK’tan yardım istedi. Ayrıca İçişleri’nden şirketle ilgili daha önce açılmış gizli dosyaları sorguladı. Zeytinburnu – Terk Edilmiş Bina / 13:41 İnceleme ekibinden gelen raporda, binada bulunan bir kâğıtta “OK” logosuna benzeyen silik bir mühür izi vardı. Kağıdın bir köşesinde bir isim: “Y. Karadoğan.” İlkay kalemini bıraktı. “Yaman Karadoğan…” Bu isim yıllar önce dosyalarında yer almıştı. Uyuşturucu, insan kaçakçılığı, kara para… ama hiç yakalanmamıştı. Hep arkasında iz bırakmış ama ortada olmamıştı. “Demek Ok Konsorsiyumu’nun arkasında o var,” dedi. İstanbul Emniyeti / Gizli Bilgiler Arşivi – 18:10 İlkay, Yaman Karadoğan’ın dosyasını açtı. Yakalanmamış, ama hep iz bırakmış biriydi. Kara adlı suç ağının lideriydi. Dosyalar arasında bir belge daha vardı: “MİT – Ortak Operasyon Raporu – Sınırlı Erişim.” Normalde ulaşamayacağı türden bir dosyaydı ama bir şekilde eline ulaşmıştı. Ok Konsorsiyumu hakkında hazırlanmıştı. En dikkat çeken kısım bir tarih ve bir isimdi: “15 Haziran 2020 – Gizli Gözlem Raporu: Sahra Görev: Derin sızma.” İlkay gözlerini kıstı. Sahra? Kod adıydı. Ama kimdi bu kadın? Raporda gerçek ismi yoktu. Sadece şu not yazıyordu: “Konsorsiyuma sızan kişi, kimliği yüksek gizlilikle korunuyor. Sicili yok. Kaydı yok. Operasyon sürüyor.” İlkay bu ismi defterine not etti. Sonra güvenlik kameralarını tekrar inceledi. Ok Konsorsiyumu’nun Ümraniye’deki binasında çekilmiş bir görüntüde bir kadına takıldı gözü. Görüntü net değildi ama… o yüz… Yürüyüşü, başını çevirme şekli… tıpkı kendi gibiydi. Tekrar sardı. Yakınlaştırdı. Kalbi duracak gibi oldu. Ekrana uzandı. Gözleri doldu. “Bu… benim?” Ama değildi. “Bu imkânsız…” diye fısıldadı. Ama görüntüdeki kadın… yüzü, gözleri, dudak çizgisi. Sanki İlkay’ın başka bir hali gibiydi. Aynı ama daha soğuk, daha sert. Hemen yüz tanıma sistemini çalıştırdı. Sonuç: “Eşleşme bulunamadı.” Kayıt yoktu. Hiçbir sistemde, hiçbir yerde. “Bilinçli olarak silinmiş…” İlkay başını ellerine koydu. Bu mümkün müydü? Unutulmuş bir geçmişin parçası mıydı? Gözünü tekrar görüntüye çevirdi. Kod adı: Sahra. İstanbul Emniyeti – Bilgi İşlem / 17:11 İlkay, Bilgi İşlemci Selim’in masasındaydı. Ekranda kadının görüntüsü donmuş haldeydi. “Bu kadını bulmak istiyorum,” dedi. Selim başını salladı. “Komiserim, sistemde hiç eşleşme yok. Nüfus kayıtlarında da yok. Sanki sistem dışında biri.” İlkay’ın sesi kısıldı. “Başka görüntü var mı?” Selim başka bir ekran açtı. “Komiserim bakın, Kartal’daki bir toplantıda da görülmüş. Yanında kim var dersiniz?” Ekran döndü. Siyah takım elbiseli bir adam. Sert bakışlı, etrafında korumalar. “Yaman Karadoğan,” dedi Selim. İlkay sandalyesine yaslandı. “Kara’nın başı…” İstanbul Emniyeti – İlkay’ın Notları / 18:34 Toplantı öncesi defterine şunları yazdı: • Kadın. Kod adı Sahra. • Kara’ya sızmış. Sicili yok. • Yüzü benimle aynı. • Ya tesadüf ya da… Yutkundu. “…ya da bilmediğim bir geçmiş.” Cinayet Büro – Toplantı Odası / 19:26 Gece yaklaşmıştı. Loş ışıklı toplantı odasında dört kişi vardı. Komiser İlkay, yardımcısı Hakan, polis memuru Burak ve olay yeri uzmanı Elif. Masada açık dosyalar, kayıtlar ve bir projektör vardı. İlkay dosyayı masaya bıraktı. Bir süre sessizlik oldu. İlkay: “Bir adam öldürüldü. Cüzdanı, telefonu yerindeydi. Ama cebinden çıkan şu fotoğraf—” (slide değişir: bir kadın ve bebek) “—ve arkasındaki not: ‘Onlar hâlâ seni izliyor.’ Bu cinayet kişisel. Rastgele değil.” Yeni bir slide: OK Konsorsiyumu logosu. İlkay: “Kurbanın telefonundan çıkan tek iz: OK Konsorsiyumu. Dışarıdan yasal bir şirket gibi ama arkasında Kara var. Kara’nın başı Yaman Karadoğan. Sessiz, görünmez, ama çok tehlikeli.” Slide değişti. Güvenlik kamerası görüntüsü. Kadın binanın önünde yürüyor. Yüzü belirginleşiyor. Elif: “Bu… siz misiniz Komiserim?” İlkay: “Hayır. Ama ben de öyle sandım. Sicili yok. Hiçbir kaydı yok. Kod adı Sahra. Gizli görevde olabilir. Ama hangi birimde, bilinmiyor.” Hakan: “Eğer içerdeyse, tehlikede olabilir.” Burak: “Ya da bize tehdit oluşturabilir.” İlkay: “Henüz emin değiliz. Ama bu yüzle o binaya girmem riskli. Yüz tanıma sistemi beni tanıyabilir ya da içeride biri fark ederse her şey açığa çıkar.” Hakan: “O zaman biz gidelim.” İlkay başını salladı. İlkay: “Hakan ve Burak, yarın sabah Ok Konsorsiyumu’yla görüşmeye siz gideceksiniz. Konu: Kurbanın telefonundaki numara. Bilgi almak ama dikkat çekmemek. Sahra veya Yaman’ı sormak yok. Görürseniz tanımamış gibi yapın.” Burak: “Ya içeride başka biriyle karşılaşırsak?” İlkay: “Sadece bilgi toplayın. Varlığınız fark edilmesin. Sivil olun, dikkatli olun.” Kısa bir sessizlik oldu. Herkes ekrandaki kadına baktı. Elif: “Komiserim ya bu Sahra… gerçekten sizin akrabanızsa?” İlkay gözlerini yere indirdi. “İşte o… cevabını almamız gereken en tehlikeli soru.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD