15.Bölüm

1416 Words
Hejar şaşkınlıkla arkasına döndü ve Devran'ın öfkeli bakışlarıyla karşılaştı. *"Ne yapıyorsun, Devran?!"* diye hırladı, yüzü kıpkırmızı olmuştu. Devran, sesini alçaltarak ama her kelimesi keskin bir bıçak gibi konuştu: *"Bir daha ona dokunur san, bu sefer benimle uğraşırsın. Anladın mı?"* Ortam gerilmişti. Misafirlerin bakışları üzerimize çevrilmişti. Hejar, Devran'ın gözlerindeki kararlılığı görünce geri adım attı. Yutkundu, sonra alaycı bir gülümsemeyle: *"Demek böyle,"* diyerek uzaklaştı. Devran bana döndü, gözlerindeki öfke yerini yumuşak bir endişeye bırakmıştı. *"Zarar geldi mi?"* Başımı iki yana salladım. Kalbim hâlâ hızla çarpıyordu. *"Teşekkür ederim, ama... bunu yapmamalıydın. Hejar şimdi daha beter olacak."* Etraftaki meraklı bakışlardan uzaklaşmak için Devran'ı ve diğerlerini öylece arkamda bırakıp kendimi avludan dışarı attım. Derin bir nefes aldım. Sol gözümden süzülen damlayı umursamadım bile. Birden duyduğum sesle irkildim: *"İyi misin?"* Devran'ın sesini duyunca hemen arkama döndüm: *"Senin ne işin var burada? Biri görse yanlış anlar!"* *"Seni merak ettim."* *"Yapma bunu, ne olur!"* Ama Devran bir adım daha attı: *"Gel şu köşeye geçelim, kimse görmesin."* Kenara geçtik. Devran, cebinden çıkardığı mendille yanağımdaki gizli yaşı silmeye çalışırken, elini tutup durdurdum. *"Ben yaparım,"* dedim, sesim titriyordu. *"Hevi... Bu kadar güçlü görünmek zorunda değilsin."* Gözlerimi kapadım. İçimdeki fırtınayı bastırmaya çalışıyordum. *"Her şey berbat, Devran. Dicle hamile ve artık hiçbir şey umurumda değilmiş gibi geliyor. Sonra Hejar... ve şimdi de sen. Neden?"* *"Çünkü—"* Duraksadı, sonra cesaretini toplayıp devam etti: *"Çünkü seni seviyorum."* Şaşkınlıkla gözlerimi açtım: *"Ne?!"* *"Seni ilk gördüğüm andan beri içimde sönmeyen bir ateş var. Hejar'ın sana yaptıklarını gördükçe çıldırıyordum. Bugün artık dayanamadım."* *"Bu çok tehlikeli,"* diye fısıldadım. *"Kadir Ağa, töre, Hejar... Hiçbiri izin vermez. Lütfen, sen de bu işi daha da zorlaştırma. Bizden olmaz, Devran."* *"Ben seni bir ömür bekleyeceğim, Hevi. Ama olur da bir gün kendine bir yol çizersen ve 'Bizden olmaz' dersen, giderim. Ama biliyorum, Hejar'ı sevmiyorsun. Bu yaptığım yanlış, biliyorum. Sen evlisin ama yüreğime söz geçmiyor."* Başını öne eğdi. *"Yoluna bak, Devran. Ben düşündüğün kadar saf ve temiz değilim. Lütfen, sana layık birini bul. Sen çok iyilerine layıksın. Bizden olamaz."* Oradan hızla ayrıldım. Kalbimde çok derin bir acı vardı. Az önce dilimden dökülen her kelime, kalbime bıçak saplıyormuş gibiydi. Ama mecburdum. Ben Hejar'la evliydim. Ne kadar zoraki bir evlilik olsa da bu doğru değildi. Nefes nefese kaldığımı yeni fark ediyordum. Elimle konak duvarına yaslandım. Tükenmişliğim canımı yakıyordu. Uzun bir nefes alıp içeri girdim. **Bu kaderin nasıl bir oyunuydu?** Artık düştüğüm bu kuyuda boğulacağımı hissediyordum. Gücüm kalmamıştı. Ne yapacağımı bilemiyordum. Gitsem mi? Gidemezdim. Üstelik masum bir can vardı. Daha doğmamış bir bebeği nasıl tehlikeye atardım? Yüzümden süzülen yaşları sildim ve terk ettiğim düğünü görmezden gelerek odaya geçip oturdum. Devran'ın söyledikleri yüzümde bir gülümsemeye neden olurken, kalbimde büyük bir acıya sebep oluyordu. **Bu yanlıştı.** Bunları düşünmemeliydim. Bu derin düşünceler beni bitiriyordu. *"Allah'ım, sen bana yardım et. Bir gün bu konaktan özgürce gitmeyi nasip et..."* --- **İki Ay Sonra** Gözlerimi midemdeki bulantı ile açtım. Hemen odadan çıkıp avludaki lavaboya koştum. Midem boşandıktan sonra yüzümü soğuk suyla yıkadım. sonra odaya geri gidip bitkin bir şekilde yatağa uzandım. **"Ne oluyordu bana?"** Aklımdan geçenler ile büyük bir korku kapladı bedenimi. *"Hayır, bu olamaz!"* diyerek yere hızla ayağa kalktım.**"Bu imkansız!"** Ama daha önce ay başı olmamıştım ve uzun bir zaman geçmişti. O kadar çok şey yaşamıştım ki bunu düşünmemiştim. **Ama bu olamazdı.** *"Ben hamile olamam!"* diyerek korkuyla karnıma baktım. **"Tek seferlik bir şeydi bu. Hayır, ben nefret ettiğim adamın çocuğunu doğuramazdım!"** Kendimi sakinleştirmeye çalıştım: *"Sakin ol, Hevi. Belki başka bir şeydendir."* Doktora gidemezdim. Köyden çıkarsam öğrenilirdi. Aklıma gelen tek çareyi uygulamak için yanıma biraz para alıp sessizce konaktan çıktım. Sabahın erken saatleri olduğu için kimsecikler yoktu. Uzun bir yürüyüşün ardından köyün sonundaki taş evin önünde durdum. Kapı tokmağındaki çiçek motifi bana gülümsüyor gibiydi. **"Ebe Nine"** dedikleri kadından köydeki kadınlar defalarca bahsetmişti ama onu hiç görmemiştim. Büyük bir korkuyla içeri girdim. Lavanta kokusu burnuma doldu. Karşımda duran yaşlı kadına baktım. yüzündeki kırışıklıklar yılların getirdiği sırları saklıyor gibiydi. *"Buyur kızım,"* dedi çatallı sesiyle. Ürperdim. *"Ben... Senden bir şey isteyeceğim ama kimse bilmesin, olur mu?"* diyerek cebimdeki parayı uzattım. Önce paraya, sonra gözlerime baktı. *"Koy şu parayı cebine. Hele sen derdini anlat."* *"Hamile olup olmadığımı öğrenmek için geldim."* Yaşlı kadın şaşırarak baktı: *"Şimdi kiler pek gelmez, doktora gider. Sen niye geldin?"* Korkuyla yüzüne baktım: *"Zorla evlendim ve şimdi - Devamını getirmedim. Hamile olabilirim. Bakabilir misin?"* Elimdeki parayı tekrar ona uzattım . *"Gerek yok, ben para için yapmam. Uzan hele bakayım."* Elleri – nasıl bu kadar sıcak olabilirdi bilmem – elleri karnımda gezindi. *"İki aylık hamilesin."* Gözlerim karardı. *"Bu nasıl olur? Olamaz bu!"* *"Hamilesin, hem de iki aylık."* *"Ben ne yapacağım? Bana yardım et!"* *"Ben bir şey yapamam. Ama istersen bebeği düşürmek için—"* Lafını kestim: *"Hayır! O masum, ona zarar veremem!"* Yaşlı kadın gülümsedi: *"Aferin sana. Belli zorluk çekmişsin ama masum bir bebeğin hiç suçu olmaz. Ve sen de onu kabulleneceksin."* Gözlerim doldu: *"Nine, bu bebek..."* diye bildim sadece. Avuçlarında sakladığı anason tohumlarını uzattı: *"Her çocuk bir çiçektir, kızım. Toprak ne kadar sert olursa olsun, açar."* Ayağa kalktım: *"Sağ ol nine, Allah razı olsun senden."* Taş evden çıktığımda, kafamda dönen onca soruyla yürümeye başladım. **Bu bebek... Hejar’ın bebeği...** Nasıl yapacaktım? Benden nefret eden bir adamın çocuğunu nasıl doğuracaktım? Ona mutlu bir hayat verebilir miydim? Ya Hejar istemezse? *"Sana kıyamam, ama nasıl olacak? Allah'ım, sen yardım et!"* Eve dönerken karnıma dokundum. Sanki minicik bir kelebek, kanatlarını ıslak toprağa vuruyordu... --- Konaktan içeri girdiğimde Hazan Hanım öfkeyle bana yaklaştı: *"Neredeydin sen? İyice arsız oldun! Sana diyorum, neredeydin?"* Onun bu öfkesi artık ağır geliyordu. Daha bu yükleri atlatamadan hamile olduğumu öğrenmiştim. Bir hissizlik kapladı bedenimi. Sonrası... Kocaman bir karanlık. **...** Gözlerimi açtığımda Hejar’ın odasındaydım. Yataktan kalkmaya çalıştım ama Meryem’in sesini duyunca ona baktım. *"Dur, Hevi!"* *"Ne oldu bana?"* *"Avluda bayıldın. Seni buraya getirdik."* Korkuyla elim karnıma gitti: *"Ona bir şey olmadı değil mi?"* *"Kime, Hevi?"* Gözlerim doldu. Varlığını tam hissetmesem de biliyordum, artık o benim leydi. Meryem’in bakışları karnımdaki elime kayınca: *"Sen—"* dedi sessizce. *"Şşht! Kimse Bilmesin lütfen!"* *"Bugün öğrendim . Ben nasıl yapacağım, Meryem? Bu kötülüğün içine nasıl doğuracağım bu bebeği?"* meryem yanıma yaklaşıp elimi tuttu: *"Vardır Rabbimin bir bildiği. Hem belki senin sabrın olur, iyi tarafından bak, Hevi. Biliyorum, zordur ama elden başka çare gelmez. Sen çok güzel bir anne olacaksın."* Acı bir gülümseme yerleşti dudaklarıma. **Ben anne olacaktım.** Ama böyle hayal etmemiştim. Meryem : *"Sana bir şeyler getireyim, ye. Aç kalma, artık iki canlısın."* Ona baktım: *"Bunu şimdilik kimse bilmesin, olur mu?"* Meryem başını sallayarak onayladı ve odadan çıktı. Gözlerimi kapatacaktım ki kapı sertçe çalındı. İçeri öfkeli adımlarla Hejar girdi. *"Bayılma numarasıyla kurtulacağını mı sandın? Nereye gittin, söyle!"* Derin bir nefes aldım. **O benden böyle nefret ederken ben nasıl yapacaktım?** *"Tepeye gittim, anladın mı, Hejar Ağa? Niye bu kadar kötüsün? Kalbin kararmış. Niye bu kadar eziyet ediyorsun? Yeter artık!"* Hejar öfkeyle üzerime eğildi. Eli saçlarıma uzandı ama havada durdu. Öylece gözlerime baktı. Onu ilk defa böyle görüyordum. Başını geriye atıp derin bir nefes aldı: *"Ne oluyor böyle?"* Diyerek söylendi sonrada geri çekildi ve odadan sertçe çıktı. Ona anlamaz gözlerle baktım. **Bu neydi şimdi?** Hejar’ın ardından Meryem telaşla içeri girdi: *"Hevi, iyi misin? Hejar Ağa bir şey yaptı mı?"* *"Yok, bir şey yapmadı."* Meryem elindekileri masaya bıraktı: *"Hadi, bir şeyler ye."* Canım hiçbir şey çekmiyordu. **Ama karnımdaki masum can için yemek zorundaydım.** **Ne yapacaktım?** Hejar’ın bunu bilmesi gerekiyordu. Ama ya daha kötü davranırsa? Şimdilik susacaktım. Kimseye bir şey demeyecektim. Ama ya daha kötü olursa? *"Allah'ım, sen yardım et. Nasıl çıkacağım bu işten?"* **Ona anlatacaktım.** Hakkıydı. Ondan ne kadar nefret etsem de bu çocuğun babasıydı. Akşam konuşacaktım. --- **Bütün gün Hejar'ı bekledim.** Sonunda konakta göründüğünde, kalbim korkuyla hızla çarpmaya başladı. Ama o sarhoştu... Böyle bir haldeyken ona gerçeği anlatamazdım. Yanımda durdu. İşaret parmağını kalbimin üzerine sertçe vurdu: *"Senden nefret ediyorum, anladın mı Hevi? Senden nefret ediyorum!"* Nefesi alkol kokuyordu. Geri adım attım ama yine üzerime geldi. Dokunacağını sandığım an, içgüdüsel olarak karnımı korudum. Çok korkuyordum. *"Defol git hayatımdan! Anladın mı? Duyduğum her şey beni bozguna uğrattı! Git bu evden!"* Fısıltıyla cevap verdim: *"Gidemem..."* *"Senin kazanmana izin vermeyeceğim!"* *"Neyi kazandım Hejar Ağa? Ya da neyi kazanacağım? Yapma... Benden nefret etme demiyorum, sev de demiyorum ama yapma bunu. İkimize de yapma..."* Elimi karnımın üzerine koydum. Ama şu anki sarhoş haliyle ona bunu anlatamazdım. Yanından geçmeye çalıştığımda, son bir cümle daha savurdu arkamdan: *"Seni asla sevmeyeceğim Hevi! Bu asla olmayacak! Buna izin vermeyeceğim!"* Onu arkamda bırakıp odaya girdim. Yatağa uzandığımda gözlerim doldu. **Ona hiç "beni sev" dememiştim. Bunu ondan hiç istememiştim.** Peki neden böyle söylemişti? Belki de sadece sarhoş olduğu içindi. Bilemiyordum. Kafamda onlarca soru dönüp dururken, gözlerimi kapattım. **Düşünmem gereken tek bir şey vardı: Karnımda can bulan o küçük bebek...** ---
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD