"Bazı kadınlar zincirleri kırmaz, onları eritip anahtara çevirir." *** Rıhtım sabahın erken saatlerinden beri hareketliydi. Gümüşi sis, denizin yüzeyinde usulca dans ederken, Shaabani sarayının kadınları sırayla gemiye biniyorlardı. Hava durgundu, sular her zamanki huysuzluğundan uzaktı; sanki Velmora’ya gidecek olan bu kadınlara yol vermek ister gibiydi. Gemi genişti ama kalabalıkla doluydu. Saraydan seçilen otuzdan fazla kadın, yanlarında birkaç hekim, cerrah ve bakıcı ile birlikte yola çıkıyordu. Bu kadınların çoğu, yıllardır sarayda hizmet vermişti. Kimileri aşçı, kimileri iğneyle, ilmikle uğraşan maharetli ellerdi. Her biri yılların emeğini, sabrını, zarafetini taşıyordu üzerinde. Ama o gün hepsini birleştiren şey başka bir şeydi: başlarına sardıkları mavi şallar. Saray Hanımı Sa

