“Bir kadınla Lumar yıkılmaz! Sen düş kuruyorsun, biz savaşla ayaktayız!”-Şehinşah Derbet *** Aylar sonra, tozlu yolların gerisinde kalan savaş naralarıyla, Şehzade Destan Babür topraklarına dönmüştü. Atının yelesine sinmiş kan kokusu hâlâ üzerindeydi; yol arkadaşları, ya toprağın altında ya da yaralı bedenleriyle saraydan çok uzaktaydılar. Geriye kalan ne bir zafer şarkısı ne de alınmış bir zafer nişanıydı. Eli boş, yüreği öfkeli ve onuru kırılmıştı. Geriye sadece bir itiraf kalmıştı: başarısızlık. Babür Sarayı, sonbaharın ilk ışıklarında bile karanlık kalmayı başaran bir yerdi. Taht odasına çıkan koridorlar, taş duvarlara işlenmiş zafer hikâyeleriyle donatılmıştı. Ancak Destan, o duvarlardaki kahramanlara benzemiyordu şimdi. Her adımında yük biraz daha ağırlaşıyor, aralık kalan kapıdan

