“Babür Sarayı’nda gözyaşı sadece taş duvarlara çarpardı; burada kaderi belirleyen tek şey, sessizce kazanılan savaşlardı.” Delgirmaa Sultan *** Lumar Hanı’nın ardından ağır ağır kapanan saray kapıları, geride sadece sessizliği değil, derin ve keskin bir sarsıntıyı da bırakmıştı. Babür Sarayı’nın taş duvarları arasında yankılanan ayak sesleri, fısıldaşmalar ve bastırılmış öfkeler; hepsi, üzeri altın ve ipekle örtülmüş bir gerçeğin çırılçıplak yüzüydü artık. Saray halkı, 9 yaşındaki Begüm Sultan ile Lumar’ın 12 yaşındaki Şehzadesi Mirza’nın nişanlanmasını hâlâ sindiremiyordu. Kimisi için bu, Babür’ün gücünün dışarıya kabul ettirilmesi demekti; kimisi içinse, küçücük bir kız çocuğunun siyasi oyunlara kurban verilmesiydi. Avluların serin taşları, koridorlardaki ince halılar, odalarda titrey

