“Bazen bir kadının değeri, bir çift nasırlı el ve birkaç sağlam dişten ibaretti... Alıcılar böyle bakardı, satıcılar da öyle susardı.”-Yazar *** Gürel’in sabrı tükenmişti. Yanık teni iyileşmişti ama içindeki hınç, zamanla kabuk bağlamamıştı. Her geçen gün o evde Laçin’i görmeye, Beyge’nin sesini duymaya tahammülü azalıyordu. Hele ki o sabah kızların kadın olduğunu öğrendiği andan beri içinden tek bir cümle geçiyordu:“Artık zamanı geldi. Bu evde nefes almalarına bile gerek yok.” Kendi oğulları için hatırı sayılır gelin adayları aramışken, Gürel şimdi tersine bir yoldaydı. Üvey kızlarını ne kadar uzağa, ne kadar soğuk, ne kadar kimsesiz bir yere gönderebilirse o kadar içi rahat edecekti. Bedava bile verse razıydı. Ama gurur, kibir, töre… Baş hediyesi almadan veremezdi elbette. Herkesin di

