“Ne sancak çekildi ne de zafer narası atıldı; bu bir sefer değil, sessiz bir infazın başlangıcıydı.”-Şehzade Destan *** Sarayın taş döşemelerinde yankılanan narin ama kararlı adımlar, Destan’ın huzuruna yaklaşan tek kişinin habercisiydi: Halası Delgirmaa. Hava, gün boyu yağan yağmurunun ardından serinlemiş, akşamın ağır sessizliği sarayı sarmıştı. Delgirmaa odanın kapısını nazikçe tıklattı. İçeriden, genç bir erkek sesinin kısa ama net çağrısı yükseldi: “Gel.” Destan, pencerenin önünde durmuş, avluda ağır adımlarla yürüyen atlıları izliyordu. Gözleri dikkatli ama aklı uzaktaydı. Delgirmaa içeri girerken, yeğeninin yüzüne düşen o karanlık ifadeyi hemen fark etti. Oğlan artık bir çocuk değildi; gözlerindeki hüzünle karışık vakur ifade bunu açıkça belli ediyordu. “Şehzadem,” dedi Delgirma

