“Bazı zaferler, yitirilen masumiyetin çığlığıdır; ve bazı yeminler, insanı sonsuza dek karanlığa mühürler.” *** Sarayın büyük salonunda, geceyi delen sessizlik, sadece Ezerya’nın ağır adımlarıyla bozuluyordu. Parlak taş zemin, her adımında yankılanıyor, öfkesini büyütüyordu. Kardeşlerini beklemeye sabrı yoktu artık; dişlerinin arasından homurtuyla çıkan nefesi, içerideki havayı bile titretiyordu. Nihayet, Varnel ve Lorven salonun kapısından göründüklerinde, Ezerya’nın yüzündeki kaslar gerilmişti. Gözlerini ikisinin üzerinde gezdirdi; Varnel’in bakışları kaçamak, Lorven’inki ise buz gibi soğuktu. Ezerya, içinde kabaran kelimeleri yutmak istemedi. İçinde tuttuğu acı ve öfke, sonunda taştı.“Soyumuzu koruyacağız diye çıktığımız bu yolda,” dedi sesi titreyerek, “kendi kanımızı, kendi şerefim

