“Bazı kahramanlıklar, halkın gözünde taç olur; babanın gözünde ihanettir.” ~Destan~ Güneş, sarayın beyaz mermerlerine yavaşça düşerken Destan iç avludan geçiyordu. Duruşu artık bir çocuk değil, bir hükümdar vekilini andırıyordu. Yirmi bir yaşına geldiğinde, bedenine geçmişin gölgeleriyle birlikte ağırlık da çökmüştü. Babür soyundan geldiği her hâlinden belliydi: Omuzları geniş, kolları kaslı ve taşıdığı yürüyüş gururluydu. Saçları omuzlarına kadar uzamış, çenesinde gürleşen sakallar daha da sertleştirmişti yüz hatlarını. Ama bir tek kişi karşısında bu sertlik çözülüyordu. Kucağındaki minik kız çocuğu, parmaklarını babasının sakallarına dolarken kahkahalar atıyordu. Adı Ayru idi. Ayda’nın hatırasına, kardeşinin ismini öyle bir tonla çağırırdı ki Destan’ın kalbinde her defasında bir şey k

