“Bedenini satan kadın çoktu. Ama aklını kimin sattığını anlayacak kadar zeki olan, yalnızca biriydi.” *** Beş yıl, bir coğrafyanın kaderini değiştirmek için uzun bir vakit sayılmazdı. Ama Velmora Adası, alevlerin yuttuğu bir maziden silkelenip ayağa kalkmayı başarmıştı. Caddelerinde yeniden çiçekler açmış, sabahları meyhane bacalarından tatlı hamur kokuları yükselmeye başlamıştı. Yıkılan evlerin yerine sağlam taş duvarlı konaklar dikilmişti; rıhtımda denizcilerin kahkahaları duyulur olmuştu. Velmora, bir zamanlar olduğu gibi yine cazibeyle çağırıyordu misafirlerini. Ama bu kez… gölgesinde başka oyunlar vardı. Narin, artık yalnızca bir kraliçe adayı değil, adanın sahibi, kalbi, zihni olmuştu. Yüzündeki eski yaralar silinmişti belki ama ruhundaki izler, onu yeniden yanılmaya zorlamayacak

