“Bir toprak parçası avuçlarına döküldüğünde, artık o toprağın da senden bir parça olduğunu bilirsin.”-Vezir Sencer *** Sarayın kadınlar dairesinde o gece alışıldık sessizlik bozulmuştu. İnciden örülmüş kandillerin titrek ışıkları, duvarlara kadim desenler çiziyor, havayı tarçın, gül ve sandal kokusu sarıyordu. Kadınlar, cariyeler, hizmetliler... hepsi, Sandara’nın çağrısıyla toplanmıştı. Gözlerde bir heyecan, dudaklarda fısıltılar dolanıyordu. Çünkü bu gece, sarayın yazgısına yeni bir iplik eklenecekti. Sandara, ağır adımlarla ortaya çıktı. İnci işlemeli koyu mor kaftanı yere kadar sürünüyor, başındaki örtü kutsal bir görev üstlenmişçesine başını gölgeleyip yüzüne yumuşak bir asalet veriyordu. Kadınlar önünde yarım ay biçiminde diz çökmüşlerdi. Herkes susmuş, nefesler tutulmuştu. Sanda

