“Kazanmak için önce düşünürsün, sonra dövüşürsün.”-Komutan Arsam *** At arabası, taşlı ve toprak karışımı dar yollarda ağır ağır ilerliyordu. Havanın serinliği, sabahın ilk saatlerinden itibaren kendini hissettirmişti; henüz kışın derin soğuklarına varılmamıştı ama havadaki keskinlik, gelen günlerin habercisi gibiydi. Güneş, yeryüzüne ılık bir sarılık serpiyor, esen rüzgarlarla kuru otların ve toprak kokusunun karıştığı bir hava dolduruyordu arabanın içine. Esem, pencereyi hafifçe aralamış, başını camdan dışarı uzatıyordu. Gözleri merakla ufka bakıyor, yol kenarındaki kırağı tutmuş çalıları, tarlalardaki solgun otları izliyordu. Her şey sanki yavaş yavaş uykudan uyanıyordu; ağaçlar, taşlar, rüzgar bile. Yanında oturan Uraz ise sırtını arabanın minderine yaslamış, gözlerini kapatmıştı. F

