
Kadim bir düşmanlığın gölgesinde, iki farklı türün kaderi tek bir mühürle birleşiyor. Bir yanda inancını ve değerlerini zırh gibi kuşanan, özgürlüğü için çarpan kalbiyle genç bir insan kızı; diğer yanda ise asırlardır karanlığın hükümdarı olan, soğuk teninde merhameti unutmuş bir vampir prensi.
Sınırlar daralıp ortak düşman kapıya dayandığında, aileler arasındaki kan davasını bitirecek tek çözüm, kutsal ama bir o kadar da sancılı bir ittifak olarak görülür: Zorunlu bir evlilik.
Genç kız için bu izdivaç, sevdiklerini korumak uğruna verilmiş bir kurban, ruhuna vurulmuş bir prangadır. Kendisine sunulan bu görkemli hayatın içinde, kalbindeki öfke ve kin her geçen gün büyür. O, bu sarayı bir yuva değil, altın bir kafes olarak görür. Ancak beklemediği bir gerçek vardır.
Vampir prens, kızı gördüğü ilk an ruhuna kazınan o kadim bağı hissetmiştir. Onun için bu bir siyasi hamle değil, yüzyıllardır beklediği eşini bulmaktır. Soğuk kalbi ilk kez bir insanın sıcaklığıyla ritmini bulurken, ona duyduğu sarsılmaz aşk, aralarındaki uçurumu kapatmaya yetecek midir?
Bir yanda nefretle beslenen bir direniş, diğer yanda asırlık bir tutkuyla yanıp tutuşan bir sadakat... İhanetin ve fedakarlığın iç içe geçtiği bu hikayede; karanlığın prensi, kendi ışığını söndürmek isteyen bu genç kızın kalbini kazanabilecek mi, yoksa bu zorunlu bağ her ikisinin de yıkımı mı olacak?

