BİR AY SONRA:
Tam bir aydır hiçbir şey değişmemişti, Chise ne kadar bilgi toplamak istese de kısıtlı imkanları dahilinde okuduklarından farklı bir şey bulamıyordu. Akademi ilk ayını çoktan geride bıraktığında baharın ortasında hiç yaşanmaması beklenen o felaket bir bomba gibi düşmüştü Lindon büyücüler akademisine.
Chise bir aydır kahinlik üzerine akademinin kehanetler bölümünde dersler alıyordu. Birçok profesörle konuşmuş ve sonunda gördüğü görülerde eklenince kahin olduğu kesinleşmişti. Bir aydır hiçbir görü görememesine rağmen kendisine kahin denmesini anlayamıyordu ama kehanetler bölümünün başkanı Profesör Ravena emindi. Kendisinin yaşını kimse bilmiyordu artık kendisinin de bildiği şüpheli idi zaten kendisini bildiği andan beri bu akademi de görev yaptığını söylüyordu. İnce ama kat kat kumaşlardan oluşan tek parça bir elbise giyiyordu. Elindeki bir ağaç dalından yapılma asası ve irisleri olmayan şeffaf gözleri vardı. haftanın üç günü arkadaşları ile ana derslere geri kalan üç günü ise özel derslere giriyorlardı. Cadılar çeşitli büyülere sahip oldukları için çok çeşitli kollara ayırmak yerine birbirini barındıran güçleri aynı derste görüyorlardı. Su gurubunda bulunan güçler şifa büyücüleri ile birleştirilmişti. Özel iksir derslerine yatkın olanlar bir tarafta ateşe yatkın olanlar ise diğer tarafta idi. Büyücüler ile ortak dersleri bulunmasından ötürü aynı akademide bir zamanlar dersler görmüşlerdi.
Kehanet ise cadılar arasında bile nadir görüldüğü için ve hiçbir gruba uymadığı için ayrı bir ders altında işleniyordu. Aslında bir ders yapmıyorlar güçlerinin uyanıp kontrolünü elde tutabilmek adına ruhlarını arındırmayı öğreniyorlardı. Chise bir aydır üç kez gördüğü Ace’in hayalini zihninden çıkaramadığı için tam olarak arındırmaya odaklanamasa da sürekli kendini tekrar eden bir ritüele dönüştürmüştü. Darvell ise gerçekten isminin hakkını vererek sürekli karşısına çıkıyordu. Her şehre inmesinde sanki Chiseyi takip ediyor gibi karşısında beliriyordu. Şu an ise akademinin düzlüklerinden ilerleyerek sessiz bir alanda ruhlarını yönlendirmeyi öğreniyordu.
“Kahinler geleceği görebilirler ama tek görevleri bu değildir. Eğer gücünüz sadece geleceği görebilmek ile sınırlı ise bu beden olarak yeterliliğe ulaştığınız anlamına gelir fakat ruhunuz gücünüze uyum sağlarsa işte o zaman sadece geleceği değil geçmişi de görebilirsiniz hem de sadece bu dünyadaki bu boyuttakileri değil diğer dünyaları, diğer boyutları da .”
“Nasıl yani?”
Chise kaşlarını çattı farklı boyutlar bu gördükleri ile ilgisi olabilirdi başını salladı Ravena göz bebekleri olmamasına rağmen sesi ve tavırları binlerce yıldır bu dünyadaymış gibi bilgece hissettiriyordu. Elindeki asasını gökyüzüne çevirdi.
“Bu gökyüzü Chise sadece bize özel değil binlerce boyutlardan sadece biri yaşadığımız bu diyar. Ruhun Chise eğer ruhun gücünle uyum sağlarsa işte o zaman görünmeyen boyutları, diyarları geçmişleri görebilirsin bunun için ruhunu tüm belirsizliklerden arındırmalısın. Zayıflıkların yok oldukça ruhunu esirleştiren tüm duygulardan kurtulursun ve bu sayede gücün ile ruhun arasındaki tüm engeller kalkar. Eskiden bu çağın ötesindeki kahinler diğer boyutlardaki klanlarla iletişim kurabiliyordu. O diyar ile bu diyar arasındaki kapıyı aralayabiliyordu ruhları.”
“Peki ya siz Profesör?” diyerek sözünü kesti bir diğer kahin olan cecelia.
“Ben sadece bir kere bu anı yaşayabildim. Çok eskiden ruhumun bu diyarda değilde fırtınalar ile dolu bir boyutun kapısında olduğunu gördüm. Kapıyı aralamak istedim ama yüzüme vuran yağmur damlaları sanki asitten gibi ruhumun değen yerlerini eritmeye başladığı için devam edemedim. Geri döndüğümde hissettiğim o an ki korku beni diğer boyutlar ile arama engel koyarak gitmemi engelledi. Görüyorsun ben artık yaşlanıyorum bu yüzden ruhum da bedenim gibi hissettiği pişmanlıklar yüzünden zayıflıyor ama sizler çok gençsiniz tıpkı ruhunuz ve güçleriniz gibi. Zayıflıklarınızdan kurtulun bırakın yüzünüze değen yağmur damlaları sizi arındırsın, temizlesin.”
O anda Chise o kadar odaklanmıştı kı Ravena nın anlattıklarına tam yanlarında kendilerine doğru koşan Collete yi görünce irkilmişti.
“Profesör Ravena!”
Yüzündeki dehşet ifadesinden ötürü kötü bir şey olduğu açıktı. Ravena ayağa kalktığında Colette soluk soluğa nefesini düzenlemeye çalışıyordu. Şapkası neredeyse düşmek üzere ve saçları dağılmıştı onu bu kadar dehşete düşürenin ne olduğunu merak etse de kalbi huzursuz bir şekilde atmaya başlamıştı.
“Profesör Acilen akademiye gelmelisiniz Müdire Neferin sizi çağırıyor yanında da Lindon akademisinin müdürü Bay Elrond var”
“Konu nedir?” diye tedirgince sordu Ravena.
Colette dişlerini sıktı gergindi kendisi de tam olarak bilmese de şahit olduğu manzaradan ötürü nefesi sıklaşmış zihni karışmıştı.
“Ben tam olarak bilmiyorum Profesör. Fakat Bayan Neferin sizi acilen çağırmamı söyledi.”
Ravena hızla ayrılarak akademiye doğru yürümeye başladığında Colette hala tedirgindi.
“İyi misin Colette sanki hayalet görmüş gibisin.”
Dedi Chise. Colette gerçekten kötü hissediyordu, bir anda dizleri gevşemiş ve düşecek gibi olmuştu o an Chise hızla bir refleksle Coletteyi tuttu. Bembeyaz bir suratla Chiseye baktı. Kaşları çatılmış gözleri korkuyla bakıyordu.
“Chise gördüm.”
“Neyi gördün Colette.”
“Bayan Neferinin odasına acelem olduğu için bir anda daldım o an da Bay Eldrond ile Bayan Neferin tedirgin bir şekilde tartışıyorlardı ama masanın üzerinde taştan yarısı parçalanmış bir yüz gördüm.”
“Colette anlamıyorum.”
“Chise gördüğüm yüz sevgilim Silvara aitti. Taşlaşmış ve parçalanmış bedeni bir kumaş parçasının üzerinde masada duruyordu.”