Freya odalara giderken bu ruhu olan akademinin her taşına dokunarak gitmek istiyordu, yeni oda arkadaşını çok merak etmiyordu. küçüklüğünden beri ablasının eğitim alıp öve öve bitiremediği bu akademiyi görmek istemişti, işte şu an buradaydı kalbi hızlanıyor, kanı çok hızlı akıyor gibiydi. omzunda kendisine eşli eden mavi kedisi Happy de bir o kadar heyecanlı idi. yanından geçen her cadının neredeyse hepsinin ya baykuşu ya da kedisi vardı. Cadılar binlerce yıldır kendilerine arkadaşlık edip güçlerinin bir kısmını aktarabileceği bir hayvan ile hayatlarına devam ediyorlardı. fakat bugün hayatında ilk kez beyaz bir kuzgun ve şeffaf sayılacak bir ejder görmüştü. bir eli Happyi severken diğer eli çenesinde merak ettiği kızları düşünüyordu. biri ejder soyundan geldiğini açıklamıştı ama diğeri fazlasıyla normal görünüyordu.
Akademinin yurtları hemen ana bahçenin yanında bulunuyordu, güvenlik açısından hemen yanlarında ise birkaç profesör için küçük binalar inşa edilmişti, Freya ikinci kattaki odasına doğru ilerlerken hala düşünüyordu zaten sürekli düşünürdü nasıl ilerleyecek? hayatı bundan sonra nasıl şekillenecek? Bayan Neferinin onları götürdüğü arenadaki anlattıklarını düşündü ejderhalar, gösteriler, yapılan yarışmalar. derin bir iç çekti Freya adının anlamı savaşçı prensesti. o zamanlarda yaşamayı diledi içten. sakin bir yaşamı vardı ama sonra hemen defetti düşüncelerini bütün bu heyecanla uğraşamayacak kadar tembel hissediyordu kendini. oda numarası 777 di. tüm birinci sınıfları aynı kata yerleştirmişlerdi. odanın kapısını aralarken ilk kez o an aklına gelen oda arkadaşının nasıl biri olacağını düşündü.
Freya, arkası dönük, gece mavisi saçları gördüğü an kim olduğunu hatırladı, Beyaz kuzgunu olan cadıydı bu, Chise de açılan kapının sesi ile arkasını döndü, az önce aralarında bulunduğu kalabalıkta gördüğü biri sanatken Freyayı görmemişti. yine de dostça gülümsedi Chise odayı o kadar beğenmişti ki kapının açıldığını son anda fark etmişti. büyük ve geniş bir odaydı. duvara dayalı olan iki yatak vardı, üst kattakine yanında yapılan küçük merdivenle çıkılıyordu, odanın diğer köşesinde yanan bir şömine, hemen üstünde ise iksir şişeleri bulunuyordu. kapının yanında küçük bir giyinme kabini, dolaplar ve banyonun olduğu bir kapı bulunuyordu her yatağın yanında uzun bir ahşap direk bulunuyordu biri kuzgunun konması için T biçiminde iken diğeri Freyanın kedisi için ahşabın üzeri rahat bir minder ile kaplanmıştı ama asıl güzel olan yataklarının hemen yanında bulunan duvarın boydan boya cam olmasıydı, gökyüzünün tüm güzelliği olduğu gibi odaya yansıyordu. fenerler odaya loş bir ışık katarken gökyüzünün yıldızları onu geçmeye çalışıyor gibiydi. Freya da bu görüntüye hayranlıkla baktı ve cadılar ormanındaki odasını hatırladı. Chise birkaç adım yaklaştı.
"Merhaba Ben Chise."
"Merhaba Freya bende."
ikisi de birbirini süzmeye başladığında ortamda bir sessizlik olmuştu fakat chise Freyaya karşı daha ilk görüşte tıpkı Wendy de olduğu gibi bir sıcaklık hissetmişti bu yüzden onu daha yakından tanımak istedi, kalbi yeni kanatlanan bir kuş gibiydi, bir sürü arkadaş edinmek istiyordu, bir sürü güzellikleri görmek, hayatını güzel bir şekilde mutlulukla geçirmek istiyordu.
Chise: "Hangi yatağı istersin?"
Freya biraz düşündü.
"Ben üstte uyumak istiyorum senin içinde uygunsa."
Chise: "Tabii ki Freya, sonuçta ikimizde aynı gökyüzüne bakıyor olacağız."
ferya güldü, ikisi de bir süre sonra eşyalarını yerleştirirken bir sohbete dalmışlardı.
Freya: "Gücün nedir Chise."
Chise: "Aslında henüz bilmiyorum, ailem iki kere yaşanan bir durumdan dolayı kahin olabileceğimi söylüyorlar, peki ya senin?"
Freya: "suya hükmediyorum."
elinde küçük bir su topu oluşturup anında patladığında sesli bir şekilde gülüştüler. Chise o an arkadaşlığın verdiği o güzel hisleri tadıyordu. kalbine Freya nın kalbinden ince görünmez bir iplik uzanıyor gibiydi, aynı gün iki bağ birden oluşturmuştu.
eşyalarını yerleştirdiklerinde pek fazla giysiye ihtiyaçları olmayacaktı. Akademi yüzyıllardır süregelen gelenekleri ile siyah sapkalar ve siyah elbiseler giydirme zorunluluğu taşıyordu. üniformaları dışında giymeleri ancak özel günler olabiliyordu.
şöminenin karşısında oturduklarında ancak fark edebildikleri ve odanın şöminesinde yapmaları için bitki çayları ve kahve bulmuşlardı. chise hemen yan odasındaki Wendyi düşündü ama aynı anda gitmenin uygun olmayacağını düşünerek geri durdu.
Freya: "Kahinlik gerçekten çok özel olmalı Chise nasıl bir his?
"Aslında çok anlatacağım bir şey yok ben sanki bir karanlığın içerisine çekiliyor gibi hissettim ama her şey çok bulanık hatta bazı gördüklerimi kendim uydurmuşum gibi hisseddiyorum. sanki gelecek değilde geçmişe ait görüntüler görüyormuşum gibi." dedi ve gelmeden önce gördüğü görüntüleri hatırladı ama anında kendisine gelerek güldü. gücü hakkında öğreneceği bir sürü şey vardı. Freya düşünüyordu.
"Kahinler sadece geleceği görebilir diye sanıyordum. Eğer geçmişi de görebilseydin bu çok eğlenceli olurdu. bebekken hatırlamadığım o günleri veya zamanda çok eskiden akademide yapılan o gösterileri görmeni çok isterdim."
dedi.
Chise: "Hangi günleri?"
Chise Neferinin anlattıklarından etkilenmişti ama anlaşılan Freya daha çok etkilenmişti ki hayallere kapılıp geden bakışları her şeyi açıklıyordu. derin bir iç daha çekti Freya.
"Gösterilerin olduğu günlerden bahsediyorum Chise, Ejderhaların binicilerinin olduğu, şu an bizim zamanımızda yaşamayan ama ilk çağlarda yaşayan o ırklardan. hepsi birbirinden farklı güçlerle donatılan o yaratıklardan."
Chise gülümsedi, arkadaşı hayalperest çıkmıştı ama dediği gibi olsaydı gerçekten ona eski zamanları göstermeyi çok isterdi.
gece ilerliyor gözler kapanıyordu, yarın akademinin ilk dersleri için uyumaları gerektiğinin farkındalardı fakat çok hoş bir sohbetleri olmuştu. hayallerden, gelecekten, derslerden ve profesörleri tahmin ederek geçirdiler, uyku için yatağa girdiklerinde hayvanları da yerini almıştı. gözleri kapandığında yeni yaşının ona hep uğurlar getirmesi için ailesinin dua ettiğinden habersiz uykuya daldı. bu sırada bir karanlık akademinin duvarında yansıdı, ayın ışığı uğursuz bedeninde yankılanırken herkesten hatta kendisi de her şeyden habersiz ilerlemeye devam etti.