3.BÖLÜM (KARŞILAŞMA)

728 Words
⭐Yeni bölümle karşınızdayım umarım keyifle okursunuz. Oy ve yorum yapmayı unutmayın. " Şimdi bura da dikilip bana bakmak yerine derhal işinin başına dön." Sinirden boynundaki damarlar bile belli oluyordu çok sinirlenmişti ama gözleri neden nefretle bakıyordu. Sinirini anladım da nefret edecek kadar kötü bir şey söylememiştim ki. Hem şöylediğim şeyler onu tanımıyorkendi. Daha fazla konuşup göze batmanın anlamı yoktu kafamı tamam anlamında sallamakla yetindim ve hemen garson önlüğümü giyerek işimin başına döndüm. Çalışırken sürekli gözlerimin önüne gelen nefret dolu bakışlar işe konsantre olmamı engelliyordu. Galiba benim sözlerimden dolayı benden nefret ediyordu. Haklıydı da sinirlenmekte ama neden nefretli bakıyordu belki de benim kuruntumdur, yoksa nefret etmesi için gerekli bir sebeb yoktu. Aylin ablayı gördüğüm de elindeki kahveyi nereye götürdüğünü sorduğum da patrona götürdüğunü söylediğin de hemen elinde ki kahveyi aldım benim götüreceğimi aynı zamnda özür dilemem gerektiğini söylediğimde bana gülümseyerek; " İyi şaslar canım şansa ihtiyacın olacak fazla sert biri Sıraç bey." " Soğol ablacım inşallah kendimi affettirebilirim." Bana gülümsüyerek yanımdan ayrıldı. Seri adımlarla Sıraç beyin odasının kapısına geldim ve derin bir nefes alıp kapıyı tıklattım ses veren olmadı. Kapıyı bir kere daha tıklattıktan sonra da yine ses veren olmadı. Ben de elimdeki kahveyi döķmeden dikkatlice kapıyı açarak içeri girdim. Sıraç bey arkası bana dönük bir şekilde durmuş hararetli bir şekilde telefonla konuşuyordu. " Tamam baba sen hiç merak etme her şey benim kontrolüm altında en kısa zamanda kızıda alıp yanına gelicem. Acele etmeyelim baba bu kadar yaklaşmışken kızı korkutmaya gerek yok ben sakince işi halledicem. Ben seni sonra yine ararım." "Senin bura da ne işin var sen nasıl kapıyı çalmadan bura geldin." " Kusura bakmayın Sıraç bey ben bir kaç defa kapıyı çaldım aynı zamanda seslendim de duymadınız galiba ben de kahvenin soğumasın diye içeri geldim." "Kahveyi senden mi istememiştim." "Aylin abla yapmıştı tam buraya getirirken karşılaştık ben özür dilemek için de sizin yanınıza gelecektim gelirken de kahvenizi getirdim." "Tamam sen çıkabirsin. Birdaha ben şöylemeden odama girmiyorsun. Hareketlerine dikkat et ben ikinci defa uyarmam kendini kapı dışarı bulursun." "Afiyet olsun efendim." Arkamı döndüm kapıyı yavaşça kapatarak odadan çıktım. Acaba kiminle konuşuyordu galiba babasıydı baba diye hitap ediyordu. Telefonda bahsettikleri kız her kim ise ona şimdiden acımaya başlamıştım. Böyle huysuz bir adam başına bela etmişti çok yazıktı. Acaba o kızı bulup olanları haber etmeli miydim. Yok canım hem nerden bulucam ki bu kızı. Tek bir şey yapabilirdim o da kız her kimse Allah yardımcısı olsun. Odada olan konuşmadam sonra gün boyu Sıraç beyi görmemiştim. Hem iyiki de görmemişin huysuzu. Mesai saatimin sonuna gelmiştim satte baktığım da 3 olduğunu gördüm. Saat daha erkendi Açelya'yı görmeye hidebilirdim. Boş zamanlarımda sık sık çoçuk esirgeme kurumlarını ziyaret ederdim. Yine ziyaret etitiğim günlerden biriydi çoçuk esirgeme kurumunun bahçede yalnız başına bankta oturmuş ağlayan küçük bir kız görmüştüm. Yavaşça küçük kızı korkutmadan banka oturdum bir kez olsun bana bakmadı bile. Seslendim yine bakmadı usulca elimi uzattım gözlerime bakmasını sağladığım da gözlerinde ki hüzün bana çoçukluğumu hatırlatmıştı neden ağladığını sordum. Gözlerini gözlerimden çekti ve yanınada duran kağıt kaleme yazmaya başladı. "Annem ve babam öldükten sonra amcamgil, halamgil bana bakmak istemediler. Beni buraya getirdiler ama ben buraya getirdikleri için ağlamıyorum alıştım. Sadece annem ve babam öldükten sonra dilim tutuldu sanki kekeler oldum. Kekeliyorum diye hem burda ki arkadaşlarım hem de okulda ki arkadaşlarım benimle oynamıyorlar. Hep benimle dalga geçiyorlar." Kızın anlattıkları beni çok etkilemişti hemen kızı kendime doğru çekip sarıldım. "Sakın üzülme tatlım kekeme olmak senin suçun değil. Hem arkadaşlarının senin kadar olgun düşünemedikleri için dalga geçiyorlar. Hem sen burda bekle ben arkadaşlarınla konuşayım." Çoçuklara yaptıkları davranışın yanlış olduğunu kalplerini kırmadan tane tane anlatım. Çoçuklar beni dinledikten sonra Açelya'nın yanına gitiler ve oynamaya başladılar. O zaman tanışmıştık Açelya'la . Fırsak buldukça onu ziyaret eder dururdum nerdeyse bir yıldır tanışıyorduk. Benim küçük dostumdu yaşına göre oldukça olgundu. Yine Açelya'la birazda diğer çoçuklarla vakit geçirdikten sonra yine Ahmet amcaya selam vererek yurttan çıktım. Biraz yürdükten sonra karşıma yine aynı araba çıkmıştı. Tam arabanın yanından geçiyorken arabanın kapısı açıldı ve içinden takım elbiseli iri yarı bir adam çıktı engel olmama bile müsade etmeden beni arabanın içerisine attı. Kafamı çapmıştım kafamı tutarak doğrulduğumda karşımda hiç beklemediğim kişiyi görünce çok geçirdim. Benim bu arabada bu kişiyle ne işim olabilirdi ki. Şaşkınlıktan çıkarak karşımda ki adama doğru istem dışı bağdım. "Sizin burda ne işiniz var." ?Asıl olaylar yeni başlıyor. Takipte kalın☺ ?Yeni bölümü nasıl buldunuz? ⭐ Sizce yakısıklı beyimiz kim? ⭐ Oylarınızı ve yorumlarınızı esirgemeyin. Desteğinizi bekliyorum. ⭐ Hatam varsa affola?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD