8.Bölüm : Kızım

1023 Words
"Anne!" hemen küçük adımları ile merdivenleri çıkıp beni indiren Ateş sayesinde ona sarıldım kokusunu içime çekerken gözlerimi yumdum ağlamaya başladım "minik bebeğim" minik elleriyle gözlerimi sildiğinde ellerini öptüm "anne bak Yusuf amca beni sana getirdi" Yusuf'a döndüğümde minnet ettim Melek benim öz kızım olmasa da arkadaşımdan kalan bir emanetti onu mecbur ora da bırakıp gelmiştim "beni bir daha bırakma olur mu seni çok özlüyorum" o tatlı tatlı konuşurken Meryem'in emanetine baktım tıpkı onun gibiydi hepsi bana açıklama ister gibi bakarken nenem ve babama da bir şey olmuş baygın şekilde koltukta oturuyorlardı yanımda sinir ve sorgular şekilde bana bakan adama döndüm "herkesle konuşacağım ama önce hastalara bakalım Firuze sen Bahar teyzen ile benim odamda oyun oyna olur mu bende onları iyileştireyim" ellerini çırpıp yanaklarımı öptü "anne sen süper kahramansın" bende yanaklarını öpüp onu Bahara teslim ettim "Ateş düşündüğün gibi değil" beni dinlemeden aşağı gidip kapıyı çarparak dışarı çıktı sinirliydi ama boş yere o benim kızımdı ama öz değildi öz olmaktan da ileriydi inip halsiz bitik olanların şekerine ve tansiyonuna baktım tansiyonlar düşmüştü birer tuzlu ayran yaptırdım bana kırgın bakan babama bakmıyordum bile Yusuf kenarda bizi beklerken hepsine yardım edip salona taşıdık abimler etrafta yoktu ve diğerleri beni sabırla bekliyordu "sizden bu yanlış anlaşılma için özür dilerim Firuze benim öz kızım değil" hepsi şaşkın şekilde yüzüme bakmaya devam etti "o benim arkadaşımın kızı kendisi daha kızı doğduktan sonra vefat etti vasiyetinde kızını bana vermiş Yusuf da onun amcası bana getirdi benimle kalıyordu uzun süredir" "nerden bilelim belki de bize yalan dersin" zehirli sözlerin sahibine döndüm Gülay zafer almış gibi annesi de fesatlık içinde bakıyordu "ben senin kızına benzemem hanım efendi dua et büyüğümsün sana kanıtlamam gereken hiçbir şey yoktur" içeriden çıkıp Avluya geri döndüm artık sinir ve yorgunluk bana gelmişti, kötü hissediyordum hemde fazlasıyla Ateşi bir kaç defa aradığımda açmadı elbet konuşurduk yukarı odama geri çıktığımda ise manzara hiç beklemediğim şekildeydi "senin adın neden Ateş ?" geldiğimi fark etmeyip oyuncaklar ile yerde oturuyorlardı küçücük elbisesi ile çok güzeldi "annem bu ismi çok severmiş Annen de çok sever" küçük kafasını hayır anlamında salladı o sıra da beni gördü ve anne! diye bağırarak bana koştu "bak Ateş bana ne yaptı" kalpli lego ile ona baktım bana kırgın olsa da onu mutlu etmişti "Meleğim şimdi beni Ateş abin ile bırakır misin hem Bahar teyzen sana en sevdiğin ballı sütten yapsın" hemen baharı alıp odadan çıktığında hallerine gülmeden edemedim kapıyı örtüp yatağın kenarına onun yanına oturdum "ben nasıl desem bilemiyorum direkt konuya gireyim Melek Firuze bana ölen kız arkadaşımın emaneti o daha çok küçükken öldüğü için beni anne olarak biliyor" sözlerim ile aniden bana baktı "evlatlık mı aldın?" derin bir nefes aldım çok zordu bunları söylemek benim olduğunu o kadar kabul etmişken "babası askerdi ve vefat ettikten sonra Melek doğdu annesi de vasiyetine eğer ben ölürsem kızım Ahu Hanzade ye verilsin diye vasiyet düşmüş bütün herşeyi ayarlamış.." sözlerime devam edemeden ağlamaya başladım insanın üniversite arkadaşı ölünce böyle oluyordu ilk İstanbul da tanışıp arkadaş olduğum prenses Ateş bana sarıldığında gözlerim bana ihanet edip muslukları daha çok açtı çok özlemiştim anne olmak çok zordu hasta olduğunda bakıyordum geceleri uykusuz kaldık tek başıma yapamadım tabi Yusuf da bana yardım etti iki tane odası vardı prensesimin şimdi ise üç olucaktı sanırım "eğer istemezsen anlarım amcası Yusuf zaten onu geri çevirmez ama onu benden ayırma bana en yakın arkadaşımdan kalan tek şey o" saçlarımı öpüp beni dizine yatırdı saçlarımı sevdiğinde cevabını geciktirmedi "seni üzmemek için bir söz verdim Rabbime hem o çok güzel ama sana da çok benziyor ben sandım ki o hariften bir çocuğun oldu" kafamı kaldırıp ona döndüm ve dudaklarına tutundum tek tesellim belki sessizlik içindeki tercüman bu olmalıydı bizim için beni kucağına çektiğinde belime sarılıp daha derinleşmesini sağladı öpücüğün "seni seviyorum güzelim" alnımı alnına yasladım "seni seviyorum..." Ateşim... herkes artık duruma alıştı mı bilmiyordum Yusuf ,Ateşin ayarladığı evde kalıyordu biz de Firuzeyi alıp alışverişe çıkmıştık tekrardan gelinliğimi yeniden seçmek zorundaydım "anne sen gelin olucaksın ya bende gelin olayım mı?" ellerimizi tutup çekiştirip dans etmeye başladı "olabilirsin balım" sevinerek önümüzden gelinlikçi dükkanına girdi hava kararmak üzereydi dükkan da kimse kalmamıştı "merhaba Ahu hanım gelinlik ile bir sorun mu oldu?" derin bir iç çektim sorun sadece gelinlik miydi ? "yani ufak bir talihsizlik o yüzden yenisini alacağım" eliyle bizi buyur edip geldiğim o reyon çok güzeldi rüya gibi "anne bunlar çok güzel bende istiyorum" ona gülümsedim minik bebeğim benim onu kucağıma alıp ismini hatırlayamadığım görevli kadına döndüm "kızım Firuze ve o da gelinliklerinizi çok beğenmiş ona da özel dikim yapmanızı istiyorum" sevinç çığlıkları ile beni öpücüklere boğdu ona bayılıyordum ve kılına zarar gelse ortalığı yakar yıkardım "biz küçük hanımın ölçülerini alalım size de arkadaşlar yardımcı olsun" Firuze onun elini tereddüt etse de tutup gitmişti bir şey olmayacağını düşünerek geri döndüm ve bakmaya başladım omuzları düşük fazla kabarık olmayan yine de bol duran bir gelinlik buldum sırtında V dekolte vardı Ateşe göstermeden kabine gidip giyindim ve çıktım gözlerini benden alamıyor, çok başka bakıyordu etrafımda dönüp ona baktım "çok güzelsin" arkama geldiğinde aynadan kaşları çatık olduğunu fark ettim "bu dekolteyi kapatabilir misiniz?" şaşkın şekilde ona dönerken ondan uzaklaştım ciddi olamazsın herhalde Ateş! "maalesef efendim modellerimiz özel dikim ve Hülya hanım böyle tasarladı tasarıma aykırı davranışlarda bulunmuyoruz" zaferle etrafımda döndüğümde Firuze tekrar yanıma geldi "anneciğim çok güzel olmuşsun sence de peri gibi değil mi Ateş" ona ismiyle hitap etmesi tuhaf gelmişti bunu Ateş mı söylemişti "evet bu yüzden anneni bir kaleye koyup kimse görmesin diye saklamak istiyorum" o başka modellere baktığında gözlerimi devirdim ukala "ama annemi bir kaleye koyar saklarsan seni sevmem çünkü sen kötü canavarlardan olursun" küçük prensesimin cevabına sevinmiştim masallardan ders çıkarabilen birisiydi o "ben üzerimi değiştireyim siz bunu paketleyin olur mu ödemenizi hemen yapacağım" ben gidip giyinirken çıktığımda Ateş ve Firuze ortadan kaybolmuştu kasaya gittiğimde o kadınla konuşuyorlardı "herşey için teşekkürler Diyar bey yine bekleriz" ona diğer ismini söyleyen kadına garip garip baktı Firuze "onun ismi Diyar değil ki" Ateşin yanağını öptüğünde onun boynuna sarıldı "bu annen ve senin diyebileceğin özel bir isim güzelim" onu gıdıklaması biterken yanlarına gelmiştim kadın paketlemeyi yaptığında Firuzeyi kucağında benim de elimi tutarak dışarı çıkardı "çabasız bir kızım oldu sanki Allah'ın verdiği bir nimet emanet" gözleri ışıl ışıl küçük güzele baktı tıpkı bana baktığı gibi ama daha şevkatle
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD