7.Bölüm : ilk şans

978 Words
Acele ile verilen karar yüzünden kız isteme erken tarihe alınmıştı, çeyiz yapmakla uğraşmadım hiçbir zaman bu sebeple annem de beni kız kardeşlerim ile çarşıya getirdi dört kız dolanıyorduk poşetlerle. Üzülüyordum mecburi kalmak yerine daha güzel olabilirdi her şey. Kaderini her zaman kendin yazarsın nenemin sesi kafamın için de yankılandı o an ama başkalarının yanlışları neden bizim kaderimizi de etkiliyordu ki? annemler derin bir sohbete dalışlardı kenarda neyi bekliyoruz bilmiyordum karşı da duran kuyumcuda kendi yansımama odaklanmıştım "selam hanımlar abim dedi ki bu dört hanım efendi güzellik salanonuna gidicekmiş" onları dinlemeyi bırakıp poşetleri Doğukan'ın ellerine tutuşturdum, kuyumcuya ani girişim hepsinin bana dönmesine sebep oldu "size nasıl yardımcı olabilirim" benden yaşlarca büyük adama baktım "altın saat alıcaktım ben" önüme şeyleri çıkarırken karı koca için olanları gördüm bir tane seçip kendim için olanı taktım diğerini hediye paketi yaptırıp ödemeden sonra bir parfüm dükkanına gittim. onun kokusunu bulmak zor olsa da zaferi elde ederek üç şişe aldım onları da hediye paketi yaptırıp ödedim sanırım içimde ki küçük Ahu onu affetmemi istiyordu bir ihtimal onun o kızı sevmediğine inanmak istedi ufak tefek başka şeyler de alıp kocaman yaptığım hediye paketinin üzerine not yazdım "küçük bir şans hediyesi" arabaya paketleri bırakıp annemin yanına gitmeliydik aramızın iyi olduğuna inanmak istiyordum ve bu kez yanılırsam onu boş ve bir daha buraya dönmezdim "benim küçük hatunum neler almış öyle" aniden boynuma üfleyerek konuşması yüzünden kafamı kapıya vurmuştum "kızım sen hep böyle heyecanlanır mısın ya sakin ol" ayağına basıp başımı tutmaya devam ettim ama hareketime sadece gülmüştü "bana bir daha kızım dersen seni boğarım Ateş" bana sarılıp başımı öptü, gözlerimi de yavaşça öptüğünde camdan kendimi gördüm onunla güzelce hazırlanmış duruyordu bense bakımsız gözleri çökmüştü "senin ne işin var bura da çalışıyor olman gerekmiyor mu?" gözlerini devirip beni kendine çekti "güzel karım kendi başına bir yerlere gitmiş bende merak edip geldim" gözlerimi kısarak baktım ispiyoncu kardeşi vardı o kesin "hemen sana mı ispikledi" bir eli belimdeyken bir eli çeneme kaydı onu kendimden itmek için ellerimi göğsüne koydum "biz daha evli değiliz ve olu orta bana böyle yaklaşma laf söz olucak" pes ederek ellerini kaldırdığında çok güzel gülüyordu bende istemeden gülmeye başladım "sen hep gül diye elimden geleni yapacağım" yüzümde donan gülümseme ile bakışlarımı kaçırdım "tüü kız ayıptır geçmiş kikir kikir gülüp dururlar" Ateş bana yaklaştı ve kolunun altına aldı beni "yakında karım olucak Hediye teyze ayıp yatakta olur düğüne de beklerim sizi" yüzüm kızarırken kadın yeni tanımış oldu onu "ay oğlum sen miydin seni de o arsız gençlerden sandım annen ne yapıyor?" aniden lafı ve modu değişince gizli gizli güldüm böyle kadınlar cidden çok komiklerdi "iyi Allah'a şükür hadi selametle" arabanın şoför koltuğuna geçmeden beni ön yolcu koltuğuna bindirdi "o kadın tam altın takmazsa annem bilir ona yapacağını" kendimi tutamayıp daha çok güldüğümde artık karnım ağrımıştı "sözümün eri bir erkek oluyorum nasıl ama" çapkın şekilde göz kırptı ve ben kendime gelip onun eski halini hatırladı o buydu çapkın kızları kendine çeken karizmatik bir dakika ne ben karizmatik mı dedim elimi alnıma vurmak istedim ama rezil olma düşüncesi beni o hareketten uzaklaştırdı gözlerimi açıp kapatıncaya kadar gelmiştik işlerim bittiğinde annemleri de alıp eve döndüm Ateş için artık yolun sonuydu eve gitmesi gerekti onunda sonunda eve geldiğimde annemler çeyizleri yarın için kapının önüne dizip kocaman bir naylon örtmüştü hazırlıklar tamamdı hediyeyi evlendiğimiz günün gecesinde verecektim. trabzanlardan uzaklaşıp odama döndüğümde dolabın kapağına asılmış gelinliğime baktım her yeri paramparça olmuştu notlar yırtık gelinlik artık beni çileden çıkarmıştı aşağı da misafirler varken delirmiş gibi oturup gelinliği izledim o sinirle gelinliği kapıdan çıkıp aşağı attım aşağı inmeden mutfağa çakmak almaya gidiyordum ki sesleri duydum bizim evde bir hizmetli ve Ateşi öptüğünü gördüğüm o kız konuşuyorlardı kenara geçip dinledim "o tehditlere rağmen gitmiyor kevaşe evlendikleri gün öldürmek istiyorum" tırnaklarımı avuçlarıma batırıp bekledim konuşmaları devam ediyordu "sende iyi cesaret var kız neyse ağalar kahve bekler" tam tepsiyi tutup götürürken içeri girdim tepsiyi yere atıp ikisini de saçından tutarak avluya çıkardım "hanımım nolur bırakın bir kusur mu ettim?" sorusu ile ikisine birden daha çok asıldım demek kusur he! "ya kızım deli misin sen bırak beni" ikisi de çığlık çığlığa kurtulmak isterken sürükleyerek ortaya attım ellerimde kalan saç tutamlarını gelinliğin üzerine attım cebimde olduğunu hatırladığım çakmak ile güldüm "kızım ne bu bağırtı" annemlerin hemen gelişi ile hepsine baktım en son Diyar ile bakışmam ile bağırdım "ya görün görün biri evin çalışanı diğeri ise sizin ailenizin kızı değil mi Diyar Kara" Gülayın annesi koşarak kızına gidip sarıldığında içimde yangın daha da körüklendi sinir sanki bir canavar gibi çıkmak istiyordu meydana iç sesime hak vererek ortaya çıkarırdım onu "bu kız benim evimde bana tehdit notları gönderiyormuş üstelik bu gelinliği paramparça edinmesi ile mutfakta övünerek benim evimin çalışanına nispet yaptı üstüne bana birde hadsiz kevaşe diyor ama sen dur kızım dur ben daha delirmenin eşiğinde böyleyim tam delirirsem elimden çok çekersin" çakmağı gelinliğe atıp kızın üzerine atlıyordum ki beni tuttular "canını seven beni tutmasın o orospuyu yolmazsam namerdim birde Ateşe göz koymuş beni korkutucak aklı sıra kız seni paramparça eder kurda kuşa veririm ölünü dirini bulamazlar!" ben çığlık çığlığa daha kızı yolmak için hamlelerde bulunurken Ateş beni sırtına alıp yukarı çıkardı ama ne sinir ne de öfkem bitmedi "bırak Allah'ın cezası beni" sinirimle ona vurmaya başladım beni odama sokmak için uğraşmaya başladığında kapının eşiğine tutundum "Diyar şu kızı götür yoksa elimden bir kaza çıkacak" orospunun annesi ile daha çok sinirlenirken bu sefer ona bağırdım "sen kimsin be sen kimsin benim konağım burası hanım ben ne dersem o olur sen kızını terbiye et önce başı bağlı adama göz konmaz hele beni hiç tehdit bile edemez" annem fenalık geçirirken ben daha çırpınmaya devam ettim ama olmuyordu babamlar annemle ilgilenirken Ateşin annesi Gülayı yerden kaldırmak için uğraş ediyorlardı o sıra da kapı açıldı ve bana bakıp koşarak gelen küçük bedeni gördüm "Anne!" işte o an zaman anlamını yitirdi akış durdu dünyalar güzeli prensesim yanıma gelmişti cehennem azabı dünyanın bana sunduğu tek cennet parçası kokusunu almak için inmek istedim ama olmadı gözlerim yaşardı onu çok özlemiştim...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD