6.Bölüm: İntikam Arzusu

1032 Words
yıldızlar gök yüzünde süzülmeyi bıraktığında düğün için hazırlık yapar oldu herkes yengemler dedeme hürmet ederek bizim evde hazırlanmaya gelmişlerdi damat evi oldukça kalabalıktı bu kadar çocuğa ne gerek vardı dedem çocuklar güzelce giyinmiş koşarken aşiret içinde düğününde çocuk istemeyenlere üzüldüm bu imkansızdı her yaştan çocuklar vardı etrafta kan kırmızısı elbisemi çok açık seçmedim sadece düşük omuzlu balık model bir elbiseydi babam beni kolunun altına alıp güzel bir resim çektik saçlarımı dalgalı maşa yapmıştım makyajımı yapan kuaför kuzenim Zenandı bu bölümü lise de okuyup iş kurmuştu halamlar da kadınlara yönelik olduğu için izin vermişlerdi hakkını yememek lazım elinden çok güzel marifetler akıyordu aile fotoğrafları bittiğinde makinemi çantasına koydum kendimize özel her anıyı ben çekicektim sonunda konvoy ile gelini almaya giderken çiftlik de olan kocaman bahçeyi süslemişlerdi görevliler gelini alıp abimler geri geliceklerdi ben ise gitmek istemedim çok sürmezdi yağız ile temizlenmiş bahçe de geziyordum birlikte doğayla iç içe kaldık bana sarıldı bu kadar bağlı olması hoşuma gidiyordu konvoy eşliğinde herkes geri geldiğinde masalara oturdular gözlerim istemsizce onu aradı sözde kocamı yağız minik elleriyle bana tutunurken oynayarak Zilana gittik mutluydu hemde fazlasıyla en azından mutlu olabilecek birileri var diye bu umuda sıkı sıkı tutundum "küçük yakışıklı şey seni teyzene mı aşık oldun sen" Zilan onu güldürürken yağız utanıyor gibi yüzünü omuzlarıma gömdü dövme açılmasın diye üzerimi düzeltip ablama geri verdim onu herkes çalgı çengi eşliğinde oynarken halay başında olan Zilanı çektim daha sonra yanıma 16 yaşlarında iki çocuk geldi "abla kameranı alabilir miyiz drona takalım herkesi daha iyi çeker" kamerayı tereddüt etmeden onlara verdim bir kaç ayar yaptıklarında kamera yükseldi ve herkesi çekmeye başladı Zilan ile uzun zamandır hayalini kurduğu karşılıklı oynamaya başladık düşman çatlattırıcak kadar güzel olmuştu müzik değişirken oyunumuz bitti geleneksel olarak damat ve gelin oynadığında ben kendi masamıza gittim Ateş yanıma oturdu ben sanki görmemiş gibi Zilanı izlemeye devam ettim omuzlarıma örttüğü şal ile ona baktım "demek yılan seviyorsun he güzelim" sinsi bir gülümseme ile etrafıma bakındım nenemin beni kınayarak bakması gözüme çarptı işte şimdi herkese dedikodu vermiş oldum makyajımı bozmadan ellerimi yüzüme götürdüm "sakin ol kimse bir şey demeyecek" kendinden emin lafları ile ona baktım ne demek demeyecekler insanların ağzı torba değil ki büzesin mendil bana geldiğinde başa geçtim ve halay çekmeye başladım bana ayak uyduran abimle arama Ateş geldi serçe parmağım yerine elimi sıkıca tuttu kendinden bu kadar emin olması sinir bozucuydu ama gidemezdim hemen yoksa insanlar daha beter konuşurdu bunu da es geçmeden sonunda o halay bu halay derken bitmiştik benim ayaklarım acı içinde yürümeme engel olurken bir anda Ateş beni kucaklayıp arabaya götürdü arkadan kadınlar bağırırken kızlar gülüyordu erkeklerden neden ses gelmiyor bilmiyordum onları göremiyordum bile "arsız utanmaz evlenmeyi bekleyemedin mı" , "kudurmuş bu deli olan" diye sözleri duyarken Diyar güldü gülüşü çok güzeldi arabasına geldiğimizde duramadan konuştu "yarın sana hemen yüzüğü takıyorum bu iş çok uzadı" cidden kudurmuş olmalıydı elimi alnına koydum ateşi mı vardı "hasta mısın ateşin var mı boğazını kontrol edeyim bir" ellerimi tutup beni durdurdu ciddi olduğunu o an fark ettim bu deli cidden kudurmuş olmalıydı "Diyar!" abimin bağırışı ile kuzenlerim ile etrafımızda toplandı abimlerin yüzüne bakamadım en büyük abim bile buraya gelmişti "oğlum bu ne acele kız sanki kaçıyor" kemeri bağlayıp onlara döndü " utanç yüzümü ele geçirdi başka yöne bakıp etrafı inceledim "Allah büyüktür ki seviyorum başkası talip olmadan da alacağım hayde selamet ile" arabanın şoför koltuğuna binemeden abim yakalarına yapıştı "sana dedim ki Diyar kız bir yere kaçmıyor, sana bundan beş sene önce de dedim uzak dur ondan diye!" sol yumruğunu Ateş'e indirmesi ile ufak bir çığlık koptu dudaklarımdan "sana dedim kardeşim dedim lan bacıma sevdalandığını söyledin bana, sana uzak dur dedim oğlum ondan uzak durman gerekiyordu!" abim bağırarak üzerine çıkıp ardı ardına vurmaya devam etti "görmüyor musun lan benim küçücük kardeşim senin yüzünden acı çekiyor nasıl buna izin veriyor lan madem seviyorsun şerefsiz nasıl kalbin izin veriyor!" o tekrar üzerine yumruklar indirirken ne zaman indim anlamadım şekilde abimin kollarını tuttum "abi dur gözünü seveyim dur" çığlık çığlığa koşan anne ve babalarımız gençlerin aklına yeni gelmiş gibi abimi Ateşin üzerinden almaları ile son buldu kavga yerde gözlerini yummuş yatarken kontrol ettim nefes alıyordu ama yüzü kanlar içindeydi onu kontrol edip abime döndüm "ikiniz de derhal eve gidiyorsunuz" babamdan önce davranıp söylediğim lafa itaat ettiler sinirle kendi arabama binip bu dar elbise ile sürmeye başladım üç araba eve dönerken aynadan beni takip ettiklerine emin oldum onlardan önce arabayı park edip muayene çantamı arka bagajdan aldım "içeri geçin avluda oturun kontrol edicem yaraları pansuman yaparım" sessiz sedasız içeri gidip o gün olduğu gibi yapmıştı abim, yine bir eğlence ama o sefer düğün değildi Diyarın dayak yemesi ve susması sonra da ikisine de pansuman yapmam önce abime gidip elindeki kanı temizledim ve parmak boğumlarını sardım doku zedelenmesi sızıya sebep olucaktı kas gevşetici verip Ateşe döndüm dalgın şekilde duruyordu " yaramaz küçük çocuk gibi davranıp durmayın kazık kadar adam oldunuz ikinizde" abim beni duymamak için içeri kaçarken tentürdiyot sürüp Ateşe de pansuman yaptım yaraları kapattım "benden o kadar nefret mi ediyorsun" soruyu es geçip malzemeleri arabaya geri götürdüm geri döndüğümde geçip bir telefon görüşmesi yaptı hayır senden nefret edemiyorum demek için dudaklarım sabırsız dururken cevap vermek istemedim saat gece yarısına geliyordu "yarın bütün eşyalarını toplasan iyi olur müstakbel karıcığım çünkü artık evleniyoruz" ona bakmadan merdivenleri çıkıp saçlarımı tarafamaya başladım saç spreyi sert yapıyordu onu takıları da çıkarıp yavaşça soyunarak duşa gittim şarkı söylerken banyo yapmayı seviyordum ama bunun son dolduğunu düşünerek uzun bir süre keyfini çıkardım geri döndüğümde havluma sarınmış şekilde kıyafetlerimi aradım gölgeden gelen hareket miydi anlamaya çalıştım sanırım orda biri vardı geri geri çekilerek banyo ışığının yetersizliğine karşı ışığı yaktım ve elime metal süslerden birini aldım "bu ışığı kapat heryer görünüyor ve bu şekilde dışarda kim seni görsün lan!" sessizce sert konuşmasına gülmek istedim ışığı hemen geri kapattım o kalın perdeleri çekerken ışığı tekrar açtım sahiden ne işin vardı Ateş "seninle uyumak istiyorum o yüzden geldim" sesli mı düşündüm acaba ona garip garip bakmayı bırakıp kıyafetlerimi aldım ve banyoya gittim saçlarımı kurutup yüzüme krem sürdüm ve giyindim ondan uzağa yatıyor olucaktım tek tesellime tutunarak oraya geri döndüm nerden buldu bilmiyorum ama eşofmanla yatmış ve tişörtünü çıkarmıştı kapıyı kontrol ettiğimde kilitliydi dağınıklığı aldırış etmedim ve yatağın diğer tarafına yattım ama o ahtapot gibi kollarını bana dolayıp kendine çekti bense hissettiğim şey yüzünden uyuyamadım
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD