4.Bölüm: Yıldızları İndir

1044 Words
ağzımı kapattığında kendinden çok emindi bizimkilere yakalansak eve bir daha gelmezdi aslında benim işime gelirdi ama neyse annem kapıyı zorladığında açılmadı ama oraya vurmayı da ihmal etmedi "Ahu kız kalk hadi misafirler gelecek daha öğlen oldu" ellerimi bırakmasını istedim ama yapmadı "biraz daha uyumak istediğini söylesen iyi olur" başımı hayır anlamında salladım istediğini alamayacak "birazdan geliyorum anne uyandım" annem kapıdan uzaklaştığında onu itmek istedim ama basaramadim ellerimi tutup başımın üzerine yerleştirdiğinde bacaklarımın arasını kapatmamam için yerleşti derdin neydi hayvan herif seninle sevişmeyeceğim açlık ile öpüşmesine karşılık vermek istemedim ama beni zorluyordu hemde fazlasıyla "seni çok özledim güzelim bitmek bilmeyen bir yas üzerine gelmen ve karım olucak olman" boynuma eğildiğinde aklıma eskiden kaçıp çiftlikte yaptığımız ufak kaçamaklar geldi onu bende çok özlemiştim ya da sadece anıları özledim onun ihanetini unutmak istercesine karşılık verdim herşeyimde ilk olan bu çocuğa bir kez daha yenildim ellerimi serbest bıraktığında boynuna kollarımı doladım kendini bana bastırdığında dudaklarımdan bir inleme döküldü "seninde beni beklediğini biliyorum ve artık kaçmanın bir anlamı yok çünkü her kapı yine bizi bir araya getiriyor" yanılması dudaklarımdan bir kahkaha dökülmesine sebep oldu biraz mesafe bırakarak kendini geri çektiğinde gözlerimi ona çevirdim "benim bütün kapılarım sana kapandı Ateş kafanda kurmayı bırak en kısa zamanda seni bırakıp geri döneceğim istersen buraların kralı ol veya ağzında kuş tut bana fark etmez seni boşar ve giderim" sözlerim onu daha çok öfkelendirirken hırsla benden uzaklaştı ama tekrar yakınıma geldi "seni koynuma aldıktan sonra da söyle bunları Ahu hiçbir yere gidemezsin şansını zorlama sen şimdi hayır dersen kuzenin ellerimde geberir istersen evlendikten sonra git seni yine bulur alırım ordan kimseye güvenmesen iyi olur" o alaycı tavır beni ele geçirdi dudaklarım aklımdan geçeni söyledi benden bağımsız "sen istersen yıldızları yere indir hiçbir güç beni sana aşık edemez Ateş ben artık senin değilim" sinirle balkondan giderken orayı ne yapacağım diye düşünmeden edemedim ama öfke de beni dinlemediği için önüme gelen herşeyi yere çevirdim çığlık çığlığa yere çökerken Boran abim kapıyı kırıp içeri girdi "noldu güzelim anlat bana biri mi saldırdı kim geldi, lağn! kapıda duran adı şerefsizler kimse bakmıyor mu lan bu eve" geri yanıma gelip beni kucağına aldığında ona daha çok sarıldım "istemiyorum abi hepsinden nefret ediyorum bana yaptıklarından sonra onunla evlenmek istemiyorum neden beni seçtiler" saçlarımı okşayıp beni kalbine gömmek ister gibi saklar gibi daha çok sarıldı "özür dilerim güzelim seni onlardan koruyamadım özür dilerim" içeri giren diğer aile üyeleri o halimi gördüler ilk defa bu kadar çaresiz ve güçsüz hissediyordum annemin sessiz hıçkırıklarını o kalabalık sesten duyduğumda kendime gelmem gerektiğini fark ettim Savaş abim hepsini odadan çıkardı ve kırıkları topladılar "ben yaparım lütfen sizde gidin" bana bakıp daha çok üzülmelerini istemezdim abimler hızlıca dışarı çıktıklarında ellerimi kendime sarıp yere çöktüm kimse gelmezdi ama kapımı da kilitleyemezdim artık Hanzade torunu Ahu kanatları kırık şekilde duruyordu artık istediğin oldu mu Ateş hep hüküm sürmek istediğin o asi kız Ahu'yu avucuna alabildin mı ama bende Ahuysam senin burnunda ömür boyu da sürse getirmesini bilirim buraya da yazıyorum... gözlerimi açtığımda temizlenen odama baktım yatağıma koymuşlardı beni odamda duran masama yaklaştım bir şeyler hazırlanıp konuşmuştu yeni gelmiş olmalıydı çünkü dumanı çorbanın üzerinde tütüyordu yemeği es geçip balkona çıktım sigara daha iyi gelirdi kaçıncı içmem bilmiyorum ama artık uyuştu kafamın içi sinir vücudumdan uzaklaştı hastaneye başvuru yapmam ve işe başlamam gerekliydi artık mesleğim kafamı dağıtan en güzel şeydi getirdiğim valizi açıp kitapları çıkardım içinden öğrenmeye devam ediyordum doktor olmak kolay değildi çözümler üretmem gereken çok fazla sorun vardı acaba akşam kaçamak yapıp dışarı mı çıksam diye çok düşünüyorum ama önce iş başvurusu yapıp kendime arkadaş bulmam en iyisi olurdu burada ki arkadaşlarımın benimle geleceğini sanmıyordum duş alıp kendime geldiğimde hiç uyumadan devam ettim ünlü cerrahların ameliyat videolarını inceledim canım çok sıkıldı telefonuma gelen bilinmeyen mesaja döndüm "yarım saat içinde Osmancık bahçesine gel seni bekliyorum" numara sonu mardindi hemen hızlıca üzerime tayt ve sweatshirt giyindim şişme yeleğimi de giyindiğimde balkonda duran eski merdivenden aşağı indim arabam evin arkasında olduğu için burası daha yakındı arka bahçeden geçip arabama bindim arabayı çalıştırınca çalan radyo müziği ile gözlerim doldu belki kimisi için acıklı değildi ama ben her seferinde onu dinlerken üzülüyordum arabadan inip patikanın sonuna kadar gittim bir sürü yıldız süsünün asılmış ve ışık saçmaları, yerde kurulu olan tatlı tabakları en sevdiklerimdendi o yapmıştı beni nereden vuracağını iyi bilen o adam bunu da yapmıştı gözlerimin dolmasını engelleyerek masaya yaklaştım bura da bir yerde saklanıyor mu yanıma gelicek miydi? masanın üzerindeki nottan bir cevap bekleyerek oturup okudum seni kimse rahatsız etmeyecek bende dahil seni üzdüğüm için özür dilerim Miniğim o kalbini bir daha kırmayacağım güvendesin rahatça istediğin kadar durabilirsin notu kenara bırakıp ayakkabılarımı çıkardım saçlarımı topuz yaparak hafif olan esintinin tadını çıkardım kül tablası bile vardı sessizce müzik dinleyerek oturmaya devam ettim termosta duran çaydan alıp bardağa doldurdum sanki bir rüya vardı burada bana ilk tanıştığımız zaman yaptığı sürprizdi bu her yer çiçeklerle doluydu o zaman bu yerler oysa sadece şimdilik yemyeşil yere yatıp gözlerimi kapattım keşkeler hiç bitmiyordu.. "kızım benim Gül kokulum hadi uyan" annemin sesi ile aniden gözlerimi açtım odama ne zaman gelmiştim üzerimde dün olan kıyafetlerim vardı etrafa bakındım beni merdivenden çıkarması imkansızdı çünkü tırmanılması gereken bir yerdi "saat kaç oldu daye" Kürtçe karşılık vermem ile yüzü gülümsedi "öğlen olmasına daha var hadi kalk ev işleri dün bitti senin odanı da temizlesinler seni görmeye gelen misafirler var daha" hemen kalkıp dolaba yaklaştığımda annem odadan çıktı üzerime uzun siyah bir etek ve ince kazak giyindim beyaz bir salaş hırka ile kombini tamamlayıp ayakkabılarımı geçirdim ayağıma ayakkabı giyilmediğinde yerlerin hemen tozlanması yüzünden ayaklarımız pisleniyordu annem de böyle çözüm buldu her çözümün bir çilesi vardı sürekli süpüren kızlara üzülüyordum saçlarımı güzelce tarayıp dümdüz olmalarına baktım seviyordum saçlarımı kesmeye kıyamazdım aşağı neşeyle indiğimde tüm ailem bana baktı benimle mutlu oldular onlar mutlu olsun diye daima gülüp dik durmaya bir kez daha söz verdim abim yanıma gelip alnımı öptüğünde yanağına buse kondurup mutfağa gittim gece yemek yediğim için aç değildim sade bir elma yiyip babamların yanına gittim hastane de işe başlayacağımı söyledim beni ele geçiren hırs bir sene de imkansızı başarıp cerrah olmama sebep olmuştu fazlası elbette zarardı ama dikkat ediyordum "buyur güzel kızım" babamın yanına gidip sarıldım salonda toplanan sofrayı gördüğümde misafirler erken gelecekti anlaşılan "ben mesleğime devam edeceğim baba onun için sizden rıza almaya geldim" arkadan gelen heybetli ses ile dumura uğradım "hayır benim gelinim çalışamaz ben kimseye Kara aşiretinin gelini çalışıyor dedirtmem!"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD