3.Bölüm : Kız isteme

1017 Words
herkes etrafta telaş ile geziyordu ben ise dedemin ve babamın kravatını bağlıyordum onları da halledip koltuğa oturdum çocuklar etrafta dolanırken ablam onları tutmaya çalışıyordu elinden bebeği alıp daha yardımcı oldum ona oysa sadece yiğenlerime söyleniyordu "kız seni elime alırsam varya vallahi döverim in ordan" abim Eylülü alıp içeri giderken kucağıma sarılıp uyuyan minik yakışıklıma baktım doğduğu gün görmüştüm en son oysa bana yabancı gibi bakmayıp uyuyordu göğsümde ablamın almasına izin vermeyip abimin arabasına bindim nede olsa amcamın oğluna kız istiyorduk ve bu sefer bana karşılık vermişlerdi onları severdim ama bu bana hakaret olmuştu oğullarına karşı kin etmeye devam ederken yağız kucağımda yüzümle oynamaya başladı beni güldürmeyi başarmıştı sessiz sedasız konvoy ile gittiğimiz de bizi kapı da korumalar bekliyordu abimin omuzlarıma örttüğü ceketim ile yağızı da sardım teyze olmayı sevmiştim "oy benim güzel gelinim" Figan teyzenin bana gelip bebeğe bakması ile gözleri ışıl ışıl oldu aklından geçeni tahmin edebiliyordum "ne de yakışmış kucağına darısı senin başına inşallah" zılgıt eşliğinde davul çalması ile korkan yağız kucağımda bana daha çok sarıldı onunla birlikte içeri girdiğimizde yengem salına salına avluda gezdi yılan sanki insana dönmüştü sabır çekerek herkesin salonda olması ile oraya gittim ablam yağızı aldı ve karnını doyurmak için başka sessiz bir yere geçti büyükler sohbet ederken banyoya ellerimi yıkamaya gitsem iyi olurdu çünkü çocuk tutmaktan ellerim ter içinde kalmıştı Zilan yaşlarında bir hizmetli ceketimi aldığında arabanın anahtarını verip içine koymasını istedim ve lavaboya doğru yürüdüm burayı ezbere biliyordum ellerimi yıkayıp çıktığımda diğer odaya çekilmem ile ufak bir çığlık attım ama ağzımı kapatması boğuk bir sese döndü "sessiz ol yoksa şimdiden hakkımızda konuşurlar" vücudun sahibine öfkelenirken kendimi ondan uzaklaştırdım beni kilere çekmişti "böyle giyinme Ahu" bana daha çok yaklaşıp beni duvara sıkıştırdı hadi ama siz erkekler neden kadın sıkıştırıp durursunuz ki "bana emir verme Ateş ben senin malın değilim" boynuma yer ettiği eli nazikçe enseme kaydı öpmeye hazırlanıyorken adımlarını ezbere bildiğim adamın gözlerine yönelttim öfkemi eski Ahu olsaydı o saf kız inanırdı ama artık geriye sadece aklı ile ilerleyen Ahu kalmıştı ondan etkilenemezdim bunları unutamam "seni çok özledim güzel gözlüm saçlarının kokusunu o kadar özledim ki" dudaklarıma bakıp konuşması dikkat dağıtırken hamlesini değiştirip saçlarımı kokladı parfümü aynıydı tarif edemediğim kadar sarhoş edici "bırak beni Ateş sende biliyorsun ki saf Ahu büyüdü" şehvetli bir şekilde bakarken bana karşı aç olduğunu anladım hiç bir şey yaşamasak bile bana hayran gibiydi veya sadece kadınlara böyleydi abaza herif ondan hızlıca bir hamlede kaçtım boşluk bir anı kolluyordum beni ödemediği için ela gözleri daha yoğunlaştı sanki beni o an istiyordu ama ben ona bunu vermem beni tekrar çektiğinde aldığı zorla öpücük onu tatmin etmedi ki dudağıma dişlerini geçirdi boğuk inlemem ile beni öperken bile gülümsedi geri çekilip tokat attığımda hemen oradan çıktım yoksa benden intikam almak için acele ederdi ondan kaçarken kızaran yüzüme küfürler savurdum ağzım bozulmuştu o pislik yüzünden Zilan deli gibi heyecanla beni arıyordu Ateşin çıktığını görünce hemen yanına koştum ve mutfağa gittik neredeyse bir çok kız buradaydı evin kalabalık olması işime gelmişti yalnız kalmasam iyi olurdu hemen kahveleri yaparken Zilan bana çılgın bakışlarından attı abisi gibi ne meraklı öyle bakmaya "Ahuuu hadi abime de tuz atalım" bana eğlenceli bakarak kafamı karıştırdı yapmalı mıyız "bu senin nişanın istemen işte Zilan beni karıştırma" Zilan beni dinlemeden kahveye tuz atarken gözlerim büyüdü bocaladı içine hepten ben misafirlere kahve verirken o Vedat'a gitti sıra Ateşe geldiğinde bardağını gösterdim gözlerini kısarak aldığında zafer gülüşü attım oyun başlasın Ateş ama benim kurallarımla seni süründürmeden asla evlenmem Gülay kenardan bize bakarken annesine gözüm kaydı bana öfke içinde bakıyordu bu evde olmamaları iyiydi saçlarımı savurarak yerime gittiğimde ablamdan yağızı aldım minik ellerini boynuma sardığında herkes aynı anda kahvesini yudumladı Vedat ve Ateş öksürmeye başladığında herkes onlara gülmüştü beni kontrol ettigini biliyordum kafamı çevirip gülmemeye çalıştım ama o halini görmeye değerdi yağız kucağımda oynarken uyumuştu yavaştan yüzükler takıldığında Zilan ve Vedat hepimizi dolandı yanıma geldiklerinde ise mahçup şekilde baktılar "bizi affet olur mu senin hiçbir zaman kötü olmanı istemeyiz" onlara kırgın olsam da tebrik ettim Vedat düzgün şekilde kendini affettirmek istiyordu abisi gelmemişti hoş onu görmek en son isteyeceğim şeydir "çocuğumu da böyle sever misin?" gelen soru ile yanıma ne zaman geldiğini bilmediğim ela gözlüye döndüm kucağımda duran bebeğe hayret ile bakıyordu "seninle gerçek bir evlilik istemiyorum" yağızı ablama vermek için tekrar kaçtım bu şekilde ne zamana kadar kaçarım bilemiyorum ama oyalanmak için hiçbir şeyim yoktu herkes ile vedalaştıktan sonra arabalara bindik sahi onunla bir bebeğim olucak mı onu tekrar sevebilecek miyim veya cidden affedebilir miyim? üzerimi giyinip duşa girdiğimde düşüncelerimi kenara atmak istedim kaynar su ile bütün kiri akıttım rahat şekilde giyinip ojelerimi sürdüm omuzumda duran yılan dövmesi ile gülümsedim İstanbul'a gittiğimde yaptırmıştım kimse görmedi evet ama sorun olacağına emindim aynısı Ateşte vardı köprücük kemiklerinden iki yılan uzanıyordu gözlerimin önüne gelen şeyle hemen üzerimi giyindim onu düşünmem demek aklımı kaçırmak demekti çünkü unutamıyorum o kızı öptüğü günü unutamıyorum.. odaya geri geldiğimde telefonuma gelen art arda gelen mesajlar sinir bozucu olmuştu ve merak ediyordum kim olduğunu ama o değildi "Mardin'e geri gelmemeliydin Hanzade" "ayağını denk alsan iyi olur çünkü kaydırmak için elimden geleni yapacağım" "Diyar sana ait değil" "kimse okumuş bir kızı buralarda kabul etmez İstanbul sünepesi" mesajalara sinirlenip aklıma gelen isim ile düşündüm numarayı aradığımda sahte çıkmıştı o bu kadar zeki olamazdı elbette ama her kim ise onunda benden çekeceği vardı telefonu şarja takıp balkon kapısını kilitledim hava soğumaya başlamıştı ve hasta olmak istemezdim perdeleri çekip pijamalarımı giyindiğim de kendimi kuş kadar hafif hissediyordum ama yaralı bir kuş ne yapacağını bilemeyen sonra aklıma o çok sevdiğim müzik geldi ve onu söylemeye başladım Ay dılemın Senin için neler çektim Ay dılemın Hasretime hasret ektin Ay dılemın Hesabını bana kestin Ay dılemın Elimde değil Unutmak kolay olsa Elimde değil Boş vermek kolay olsa Elimde değil Hayaller gerçek olsa Yanımda yar olsa ... sabahın güneşine gözlerimi açarken ahtapot gibi sarılan kollar beni şaşkına çevirdi kapıdan kovsak bacayı zorluyor orayı kapatsam pencereden geliyordu beni daha çok kendine çekip sarılması ile benden daha güçlü olmasına lanet ettim bu haksızlıktı "uslu dur güzelim çünkü senin hoş olmaz" daha çok debelendiğimde bu sefer üzerime çıktı delirmiş olmalıydı çünkü annem birazdan odaya gelebilirdi "sen manyak-" lafım yarıda kaldığında kapıdan gelen sesler ile susmak zorunda kaldım basılmak üzereyiz aptal!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD