Hamile

1602 Words
Akşam yemeği bittikten sonra herkes yavaş yavaş masadan kalktı. Baran’ın annesi mutfağa geçti, çalışanlar masayı toplamaya başladı. Helin ise hâlâ biraz dalgındı. Baran bunu fark etti. Helin’in yanına yaklaşıp yavaşça konuştu: — “Yürüyüş yapmak ister misin?” Helin başını kaldırdı. — “Şimdi mi?” Baran hafifçe gülümsedi. — “Biraz hava almak iyi gelir.” Helin birkaç saniye düşündü, sonra başını salladı. — “Tamam.” Birlikte konağın bahçesine çıktılar. Hava serindi. Bahçede hafif bir rüzgâr esiyordu. Helin yavaş adımlarla yürüyordu. Baran onun yanında sessizce ilerliyordu. Bir süre sonra Baran durdu. — “Helin…” Helin ona baktı. Baran ciddi ama yumuşak bir sesle konuştu: — “Bugün olanlar seni çok korkuttu biliyorum.” Helin gözlerini yere indirdi. — “Onu görünce… yine aynı şeyleri yaşayacağım sandım.” Baran bir adım yaklaşıp Helin’in ellerini tuttu. — “Artık o günler bitti.” Helin ona baktı ama gözlerinde hâlâ biraz korku vardı. Baran devam etti: — “Bir daha sana el kaldırmasına asla izin vermem.” Helin’in gözleri doldu. — “Gerçekten mi?” Baran hiç tereddüt etmeden cevap verdi. — “Evet.” Sonra Helin’i kendine çekip sarıldı. Helin başını Baran’ın omzuna koydu. Bir süre öyle kaldılar. Gece oldukça sakin ve huzurluydu. Bir süre sonra Baran gülümseyerek konuştu: — “Hadi içeri gidelim. Yoksa üşüyeceksin.” Helin başını salladı. Birlikte tekrar konağa girdiler ve odalarına çıktılar. Helin üzerini değiştirdi ve yatağa uzandı. Baran da yanına geldi. Işıklar kapandıktan sonra odada sessizlik oldu. Helin Baran’a doğru yaklaştı. — “Baran…” — “Efendim?” Helin yavaşça konuştu: — “Bugün yanımda olduğun için teşekkür ederim.” Baran gülümsedi. — “Her zaman yanında olacağım.” Helin başını tekrar onun göğsüne koydu. Ama gece ilerledikçe Helin huzursuzca dönmeye başladı. Bir süre sonra aniden korkuyla gözlerini açtı. Nefesi hızlanmıştı. Baran hemen uyandı. — “Helin? Ne oldu?” Helin korkuyla Baran’a sarıldı. — “Kabus gördüm…” Baran hemen onu kollarının arasına aldı. — “Şş… geçti.” Helin hâlâ titriyordu. Baran saçlarını okşadı. — “Ben buradayım.” Bir süre sonra Helin yavaş yavaş sakinleşti. Baran onu bırakmadı. O gece Helin tekrar uykuya dalana kadar Baran onu kollarında tuttu. Sabahın ilk ışıkları odaya dolmaya başlamıştı. Helin yavaşça gözlerini açtı. Birkaç saniye nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Sonra başını yana çevirdi. Yatak boştu. Baran yanında değildi. Helin bir anda doğruldu. — “Baran…?” Odada sessizlik vardı. Helin yatağın içinden kalktı, etrafına bakındı. — “Baran?” Cevap gelmedi. Helin’in kalbi hızlanmaya başladı. Dün yaşananlar aklına geldi. Babası, korku, kabus… Gözleri dolmaya başladı. — “Baran nerdesin…?” Helin yataktan indi ve odanın içinde dolaşmaya başladı. Banyoya baktı. Ama Baran orada da yoktu. Helin’in sesi titremeye başladı. — “Baran…” Artık korkusu büyümüştü. Helin kapıya doğru yürüdü ama bir anda gözlerinden yaşlar akmaya başladı. — “Baran… nerdesin…” Tam o anda oda kapısı açıldı. Baran içeri girdi. Elinde bir tepsi vardı. Helin kapıda onu görünce donup kaldı. Baran şaşkın bir şekilde konuştu: — “Helin?” Helin bir saniye bile düşünmeden koşup Baran’a sarıldı. — “Baran!” Baran hemen tepsiyi kenardaki masaya bıraktı ve Helin’i tuttu. — “Ne oldu?” Helin ağlıyordu. — “Uyandım… yanında değildin… çok korktum…” Baran hemen onu sıkıca sarıldı. — “Şş… buradayım.” Helin hâlâ Baran’ın göğsüne sarılmıştı. Baran onun saçlarını okşadı. — “Sadece kahvaltı hazırlatmaya gitmiştim.” Helin biraz geri çekildi. — “Gerçekten mi?” Baran gülümsedi. — “Evet.” Sonra yatağın yanındaki tepsiyi gösterdi. — “Yeni gelinime kahvaltı getirdim.” Helin şaşkın bir şekilde tepsiye baktı. Tepside çay, peynir, zeytin ve küçük bir tabak tatlı vardı. Helin’in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu. Baran parmağıyla Helin’in gözyaşını sildi. — “Bu kadar korkmana gerek yok.” Helin utangaç bir şekilde konuştu: — “Alışık değilim…” Baran onun ellerini tuttu. — “Alışacaksın.” Sonra gülümseyerek ekledi: — “Çünkü artık her sabah yanında olacağım.” Helin tekrar ona sarıldı. İlk kez sabahları korkmadan uyanabileceğini hissetmişti. Helin gözyaşlarını sildikten sonra Baran’a baktı. Baran gülümseyerek onun saçını düzeltti. — “Hadi hazırlan. Aşağı inelim.” Helin başını salladı. Bir süre sonra ikisi de hazırlanmıştı. Helin sade ama çok zarif bir elbise giymişti. Saçlarını da hafifçe toplamıştı. Baran kapıya doğru yürürken elini uzattı. — “Hazır mısın?” Helin hafifçe gülümseyip onun elini tuttu. Birlikte merdivenlerden aşağı indiler. Salonda Baran’ın annesi ve babası oturuyordu. Masada kahve hazırlanmıştı. Baran’ın annesi onları görünce gülümsedi. — “Günaydın.” Helin biraz utangaç bir şekilde başını eğdi. — “Günaydın.” Baran babasının yanına geçti. — “Günaydın baba.” Baran’ın babası başını salladı. — “Günaydın.” Helin yavaşça masaya oturdu. Biraz çekingen görünüyordu. Baran’ın annesi kahve fincanlarını uzattı. — “Gel kızım, kahveni iç.” Helin fincanı aldı. — “Teşekkür ederim.” Bir süre herkes sessizce kahvesini içti. Sonra Baran’ın babası Helin’e baktı. — “Konağa alışabildin mi kızım?” Helin biraz çekinerek cevap verdi. — “Evet… alışmaya çalışıyorum.” Baran hemen konuştu. — “Merak etme baba, alışacak.” Baran masanın altında yine Helin’in elini tuttu. Helin ona kısa bir bakış attı. Baran hafifçe gülümsedi. Baran’ın annesi konuşmaya başladı. — “Bugün biraz dışarı çıkabilirsiniz. Helin’in de biraz gezmesi iyi olur.” Baran başını salladı. — “Zaten planım vardı.” Helin merakla Baran’a baktı. — “Ne planı?” Baran gülümseyerek cevap verdi. — “Sürpriz.” Helin’in yüzünde meraklı bir gülümseme oluştu. Kahvelerini bitirdikten sonra Baran ayağa kalktı. — “Hazırsan çıkalım.” Helin heyecanla ayağa kalktı. Yeni hayatı her geçen gün biraz daha değişiyordu. Ve Baran’ın yanında kendini ilk kez gerçekten güvende hissediyordu. Baran ve Helin kahvelerini bitirdikten sonra ayağa kalktılar. Helin, Baran’ın annesine ve babasına dönüp nazikçe konuştu. — “Biz çıkıyoruz.” Baran’ın annesi gülümseyerek başını salladı. — “İyi gezmeler.” Baran Helin’e baktı. — “Hazır mısın?” Helin merakla sordu: — “Nereye gidiyoruz?” Baran hafifçe gülümsedi. — “Sabret… sürpriz.” Birlikte dışarı çıktılar. Baran arabasının kapısını açtı. — “Buyur.” Helin arabaya bindi. Baran da sürücü koltuğuna geçti ve araba yavaşça konaktan çıktı. Bir süre sessizce ilerlediler. Helin merakla etrafa bakıyordu. — “Baran gerçekten nereye gidiyoruz?” Baran kısa bir bakış attı. — “Az kaldı.” Bir süre sonra araba güzel bir tepenin yanında durdu. Aşağıda şehir görünüyordu. Manzara çok güzeldi. Helin arabadan indi. Rüzgâr hafifçe saçlarını savuruyordu. — “Burası çok güzel…” Baran onun yanına geldi. — “Buraya küçükken çok gelirdim.” Helin etrafa bakarak gülümsedi. — “Neden beni buraya getirdin?” Baran birkaç saniye sustu. Sonra yumuşak bir sesle konuştu: — “Çünkü sana bir şey söylemek istedim.” Helin merakla ona baktı. Baran yavaşça Helin’in elini tuttu. — “Helin… seni o konaktan çıkardığım gün sadece bir sorumluluk aldığımı düşünüyordum.” Helin dikkatle onu dinliyordu. Baran devam etti: — “Ama şimdi anlıyorum ki…” Helin’in kalbi hızlandı. — “Ne?” Baran hafifçe gülümsedi. — “Sana gerçekten bağlanmışım.” Helin’in yüzü kızardı. Baran onun yüzüne baktı. — “Seni mutlu etmek istiyorum.” Helin’in gözleri doldu. — “Ben zaten mutluyum.” Baran ona biraz daha yaklaştı. — “Gerçekten mi?” Helin başını salladı. — “Evet.” Baran hafifçe Helin’in yüzünü tuttu. — “O zaman bu mutluluk uzun sürecek.” Helin gülümsedi. Baran eğilip Helin’in alnına yumuşak bir öpücük kondurdu. Helin gözlerini kapattı. O an hayatında ilk kez gerçekten huzurlu hissediyordu. Aradan birkaç hafta geçmişti… Helin ve Baran artık aynı evde yaşıyorlardı. İlk başlardaki gerginlik yavaş yavaş yerini alışkanlığa bırakmıştı. Helin hâlâ bazen çekingen davranıyordu ama Baran ona karşı her zaman nazikti. Bir sabah… Helin mutfakta Baran’ın annesine yardım ediyordu. Kahvaltı hazırlıyorlardı. Baran’ın annesi gülümseyerek konuşuyordu. — “Helin kızım, yorulma sen. Ben yaparım.” Helin başını salladı. — “Yok, sorun değil.” Tam o sırada Helin’in başı dönmeye başladı. Gözleri bir an karardı. Tezgâha tutunmaya çalıştı. Baran’ın annesi hemen fark etti. — “Helin… iyi misin?” Helin cevap veremedi. Birkaç adım attı ama bir anda dizlerinin bağı çözüldü. Helin yere yığıldı. Baran salondaydı. Gürültüyü duyunca hemen mutfağa koştu. — “Helin!” Baran dizlerinin üzerine çöküp Helin’i kollarına aldı. — “Helin! Bana bak… Helin!” Baran’ın annesi panikle konuştu. — “Oğlum galiba bayıldı!” Baran’ın yüzü bir anda korkuyla gerildi. Helin’in saçlarını yana itti. — “Helin… gözlerini aç.” Helin tepki vermiyordu. Baran hemen onu kucağına aldı. — “Arabayı hazırlayın. Hastaneye gidiyoruz!” Baran hızla kapıya doğru yürüdü. Kalbi deli gibi atıyordu. Arabaya bindiler ve hızla hastaneye doğru yola çıktılar… Hastanede doktorlar Helin’i hemen içeri aldılar. Baran koridorda sinirle volta atıyordu. Elleri titriyordu. — “Bir şey olmayacak… bir şey olmayacak…” diye kendi kendine mırıldandı. Dakikalar saat gibi geçti. Sonunda doktor kapıdan çıktı. Baran hemen yanına gitti. — “Doktor… Helin iyi mi?” Doktor hafifçe gülümsedi. — “Merak etmeyin. Helin Hanım iyi.” Baran derin bir nefes aldı. Ama doktor devam etti: — “Sizi tebrik ederim… baba oluyorsunuz.” Baran bir an donup kaldı. — “Ne… ne dediniz?” Doktor gülümseyerek tekrar etti. — “Helin Hanım hamile.” Baran’ın gözleri şaşkınlıkla büyüdü. Helin o sırada yavaşça gözlerini açıyordu… Kapı açıldı ve Baran içeri girdi. Helin halsiz bir sesle konuştu. — “Baran…” Baran yatağın yanına oturdu. Helin merakla sordu. — “Ne oldu bana?” Baran gözlerinin içine bakarak hafifçe gülümsedi. — “Biz… anne baba oluyoruz.” Helin’in gözleri doldu. — “Gerçekten mi…?” Baran başını salladı. Helin’in gözlerinden sessizce yaşlar süzüldü. Baran onun elini tuttu. — “Artık sadece ikimiz değiliz.” Helin gülümseyerek Baran’a sarıldı. O hastane odasında ikisi de uzun süre birbirlerine sarılı kaldılar...🤍
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD