Tokat +18

1506 Words
Gece Kandemir Konağı yavaş yavaş sessizleşmişti. Misafirler gitmiş, avludaki ışıkların çoğu sönmüştü. Ama Helin hâlâ odasında oturuyordu. Pencerenin önünde durup karanlık avluya bakıyordu. İçinde garip bir sıkıntı vardı. Tam o sırada kapı sert bir şekilde açıldı. İçeri babası girdi. Helin bir anda irkildi. Babasının yüzü sertti. Kapıyı kapattı ve ağır adımlarla odaya doğru yürüdü. “Salonda söylediklerin neydi öyle?” dedi sert bir sesle. Helin hemen başını eğdi. “Bir şey demedim…” diye fısıldadı. Babası sinirle konuştu: “Korkuyorum dedin!” Helin’in kalbi hızla atmaya başladı. “Beni misafirlerin önünde utandırmaya mı çalışıyorsun?” diye bağırdı babası. Helin geri çekildi ama bir şey söyleyemedi. O sırada kapı tekrar açıldı. İçeri annesi girdi. “Yeter artık!” dedi endişeli bir sesle. Babası sinirle ona döndü ama bir şey söylemeden kapıya yöneldi. “Bu evlilik olacak,” dedi sertçe. “Bunu herkes bilecek.” Sonra kapıyı sertçe kapatıp odadan çıktı. Oda yine sessizleşti. Helin’in gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Annesi yanına gelip onu sarıldı. Ama o gece Kandemir Konağı’ndan çok uzakta, Mardin’e doğru giden arabada Baran Karabey de sessizce düşünüyordu. Baran’ın aklında sürekli aynı görüntü vardı… Helin’in korku dolu gözleri. Ve içinden geçen tek bir düşünce vardı: “O kızın hayatında bir şeyler doğru değil.”Gece ilerlerken Baran Karabey’in arabası Mardin’e doğru ilerliyordu. Yol karanlıktı ama Baran’ın aklı Kandemir Konağı’nda kalmıştı. Arabada babası ve amcası kendi aralarında konuşuyordu. Nişandan, iki ailenin gücünden, yapılacak hazırlıklardan bahsediyorlardı. Ama Baran sessizdi. Pencereden dışarı bakıyor, aklında sürekli aynı görüntüyü düşünüyordu. Helin’in korku dolu bakışları. Bir süre sonra Baran’ın babası ona döndü. “Ne düşünüyorsun?” diye sordu. Baran kısa bir süre sustu. “Kız mutlu görünmüyordu,” dedi sonunda. Amcası hafifçe güldü. “Gelin olacak kızların çoğu ilk başta böyle olur,” dedi. Ama Baran başını hafifçe salladı. “Bu farklıydı.” Arabada kısa bir sessizlik oldu. Baran’ın babası dikkatle oğluna baktı. “Beğenmedin mi kızı?” diye sordu. Baran hemen cevap verdi: “Hayır… mesele o değil.” Sonra ciddi bir sesle ekledi: “O kız korkuyor.” Bu söz arabada kısa bir sessizlik yarattı. Baran’ın babası birkaç saniye düşündü. “Her evin içinde farklı meseleler olur,” dedi sonunda. “Ama Karabey ailesine gelin olacaksa artık bizim sorumluluğumuzda olur.” Baran bu sözleri duyunca tekrar düşüncelere daldı. Çünkü içinden geçen bir his vardı… Helin Kandemir’in hayatı gerçekten zordu. Ve Baran Karabey farkında olmadan kendi kendine bir söz vermeye başlamıştı. Eğer Helin onun hayatına girecekse, kimsenin ona zarar vermesine izin vermeyecekti. Ertesi sabah Kandemir Konağı yine hareketliydi. Avluda kadınlar erkenden uyanmış, nişan hazırlıkları hakkında konuşmaya başlamıştı. Helin ise odasında sessizce oturuyordu. Gözleri gece ağlamaktan kızarmıştı. Pencereden dışarı bakıyor ama hiçbir şey düşünmek istemiyordu. Kapı yavaşça açıldı. İçeri annesi girdi. Elinde bir tepsi vardı. “Bir şey yemelisin kızım,” dedi yumuşak bir sesle. Helin başını hafifçe salladı ama hiçbir şey söylemedi. Annesi onun yanına oturdu. “Bugün nişan tarihini konuşacaklar,” dedi sessizce. Bu söz Helin’in kalbini sıkıştırdı. Çünkü her şey çok hızlı ilerliyordu. O sırada çok uzaklarda, Mardin’deki Karabey Konağı’nda da hareket vardı. Baran konağın büyük avlusuna çıkmıştı. Hizmetçiler hazırlık yapıyor, aile büyükleri kendi aralarında konuşuyordu. Baran’ın annesi yanına geldi. “Kız nasıl?” diye sordu. Baran kısa bir süre sustu. “Sessiz,” dedi. Sonra ekledi: “Ama güçlü biri gibi görünüyor.” Annesi oğlunun yüzüne baktı. “Bu evlilik senin için önemli olacak,” dedi. Baran başını hafifçe salladı ama aklında başka şeyler vardı. Çünkü hâlâ Helin’in o korku dolu bakışlarını unutamıyordu.Günler hızlı geçti. Kandemir Konağı’nda nişan hazırlıkları başlamıştı. Avlu temizleniyor, odalar hazırlanıyor, kadınlar yeni elbiseler konuşuyordu. Herkes mutlu ve heyecanlı görünüyordu. Ama Helin’in içindeki sıkıntı her geçen gün büyüyordu. O gün yine odasında yalnız oturuyordu. Tam o sırada avludan babasının bağıran sesi duyuldu. Helin irkildi. Bu sesi çok iyi tanıyordu. Birkaç dakika sonra kapı sertçe açıldı. Babası içeri girdi. “Hazırlan!” dedi sert bir sesle. Helin korkuyla ayağa kalktı. “Neden?” diye sordu sessizce. Babası sinirle konuştu: “Karabey ailesi bugün tekrar geliyor. Nişan tarihini kesinleştireceğiz.” Helin’in kalbi hızla atmaya başladı. Birkaç saat sonra Kandemir Konağı’nın önünde yine arabalar durdu. Karabey ailesi avluya girdi. Herkes onları saygıyla karşıladı. Baran ağır adımlarla yürüyordu. Gözleri istemsizce Helin’i aradı. Bir süre sonra Helin salona girdi. Başını eğmişti ama Baran onu hemen fark etti. Helin eskisinden daha sessiz görünüyordu. Büyükler yine konuşmaya başladı. Nişan günü, davetliler, yapılacak törenler… Ama bir anda salonda gergin bir şey oldu. Helin’in babası sinirli bir şekilde Helin’e döndü. “Düzgün otur!” diye sertçe çıkıştı. Helin korkuyla irkildi. Bu sahne Baran’ın gözünden kaçmadı. O anda Baran’ın içindeki şüphe tamamen gerçeğe dönüştü. Çünkü artık emindi… Helin babasından korkuyordu. Ve Baran Karabey’in bakışları o anda sertleşti. İçinden geçen düşünce artık çok netti: “Kimse onun canını yakamaz.” Salonda konuşmalar devam ediyordu. Büyükler nişan günü hakkında konuşurken Baran’ın gözleri sık sık Helin’e kayıyordu. Helin ise sessizce oturuyordu. Ellerini dizlerinin üzerinde sıkıca tutmuştu. Bir süre sonra Helin’in babası tekrar sert bir sesle konuştu. “Kızım biraz daha dik otur!” Helin hemen doğruldu. Gözleri yere kaydı. Bu sahne Baran’ın dikkatinden kaçmadı. İçinde büyüyen öfkeyi bastırmaya çalışıyordu. Tam o sırada büyüklerden biri konuştu: “Nişanı bir hafta sonra yapalım. İki aile için de uygun olur.” Karabey ailesi başlarını salladı. Helin’in babası da onayladı. “Olur.” Bu söz Helin’in kalbine bir kez daha ağır geldi. Çünkü artık her şey kesinleşmişti. Bir süre sonra kadınlar mutfağa geçti. Erkekler de avluya çıktı. Salon biraz boşalmıştı. Helin yalnız kaldığı bir anda yavaşça ayağa kalktı. Biraz nefes almak için koridora doğru yürüdü. Tam o sırada arkasından bir ses geldi. “Helin.” Helin durdu. Arkasını döndüğünde Baran’ı gördü. Baran birkaç adım yaklaştı. “Sana bir şey soracağım,” dedi sakin ama ciddi bir sesle. Helin sessizce bekledi. Baran gözlerinin içine bakarak konuştu: “Baban sana kötü davranıyor mu?” Bu soru Helin’i bir anda donup kalmış gibi yaptı. Çünkü hayatında ilk kez biri gerçeği bu kadar açık sormuştu. Helin birkaç saniye konuşamadı. Sonra gözleri doldu. Ama tam o anda koridorun ucunda bir gölge belirdi… Birisi onları izliyordu. Ve bu kişi Helin’in babasıydı. Akşam olduğunda Karabey ailesi Kandemir Konağı’ndan ayrıldı. Avludaki arabalar birer birer uzaklaşırken konağın içi yavaş yavaş sakinleşti. Ama Helin’in içindeki gerginlik geçmemişti. Misafirler gittikten sonra babasının sert sesi salonda yankılandı. “Helin!” Helin irkildi. Yavaşça babasının yanına gitti. Babasının yüzü öfkeyle doluydu. “Benimle gel,” dedi sertçe. Helin hiçbir şey söylemeden arkasından yürüdü. Koridordan geçip odasına girdiler. Kapı sertçe kapandı. Birkaç saniye sessizlik oldu. Sonra babası aniden Helin’e döndü. Şlak! Helin’in yüzüne sert bir tokat indi. Helin sendeleyip yatağın kenarına düştü. “Sen nasıl o adamla köşelerde konuşursun!” diye bağırdı babası. Helin korkuyla başını eğdi. Gözlerinden yaşlar akmaya başladı. “Ben… sadece o sordu…” diyebildi. Babası kolundan sertçe tutup onu kaldırdı. “Benim evimde benim sözüm geçer!” diye bağırdı. Helin acıyla gözlerini kapattı. Babasının öfkesi büyüyordu. “Bir daha seni onunla böyle görürsem çok daha kötü olur!” dedi sertçe. Tam o sırada kapı açıldı. İçeri annesi girdi. “Yeter artık!” diye ağlayarak bağırdı. Babası sinirle geri çekildi. Birkaç saniye ikisine baktı, sonra kapıyı sertçe çarpıp odadan çıktı. Oda tekrar sessizleşti. Helin yatağın kenarına çöktü. Gözyaşları durmuyordu. Annesi hemen yanına gelip onu sarıldı. Ama o gece Helin’in aklında tek bir şey vardı… Baran’ın ona sorduğu soru. “Baban sana kötü davranıyor mu?” Helin annesinin omzunda ağladıktan sonra yavaşça aynanın karşısına geçti. Yanağı hâlâ sızlıyordu. Babasının attığı tokadın izi kızarmış şekilde belli oluyordu. Tam o sırada aşağıdan gelen araba sesi duyuldu. Helin bir an durdu. Kalbi hızlandı. Annesi pencereye yöneldi. “Bu saatte kim geldi?” dedi şaşkınlıkla. Helin de merakla pencereye yaklaştı ama sonra birden aynaya baktı. Yanağındaki izi fark edince panikledi. “Anne… yanağım…” dedi. Annesi hemen makyaj masasının çekmecesini açtı. Pudra ve fondöteni çıkardı. “Gel kızım,” dedi yumuşak bir sesle. “Kimse görmesin.” Helin sandalyeye oturdu. Annesi titreyen elleriyle kızının yanağındaki kızarıklığı kapatmaya çalışıyordu. Pudrayı dikkatlice sürdü. “Başını biraz çevir…” dedi. Birkaç dakika sonra iz neredeyse tamamen kaybolmuştu. Helin aynaya baktı. Yüzü normal görünüyordu ama içindeki acıyı hiçbir makyaj kapatamıyordu. Tam o sırada aşağıdan bir erkek sesi duyuldu. Helin pencereye yaklaştı ve perdeyi araladı. Avluda siyah bir araba durmuştu. Arabadan inen kişi Baran Karabey’di. Helin’in kalbi hızla atmaya başladı. Aşağıda babası kapının önünde durmuş, gelenlere sert sert bakıyordu. Baran ve babası konağın avlusuna doğru yürüdüler. Baran’ın babası konuştu: “Rahatsız ettik Kandemir Ağa. Ama önemli bir mesele için geldik.” Helin’in babası kaşlarını çattı. “Bu saatte mi mesele konuşulur?” Baran o ana kadar sessizdi. Sonra bir adım öne çıktı. “Konuşulması gerekiyor,” dedi kararlı bir sesle. Helin merdivenlerin başında durup onları dinliyordu. Babası sertçe sordu: “Ne meselesiymiş?” Baran hiç tereddüt etmeden cevap verdi. “Helin.” Bu isim avluda yankılandı. Helin’in kalbi bir an duracak gibi oldu. Baran devam etti: “Helin’le evlenmek istiyorum. Ama bir şartla…” Herkes sessizleşti. Baran gözlerini konağın kapısına çevirdi. “Bu evlilik Helin isterse olacak.” Tam o anda Helin merdivenlerden aşağı inmeye başladı. Yüzündeki makyaj tokat izini kapatmıştı. Ama Baran’ın gözleri… sanki yine de bir şeylerin yanlış olduğunu anlamış gibiydi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD