RİSK

1680 Words
— “Helin?” Helin birkaç saniye sonra gülmeye başladı. — “Korkma.” Baran derin bir nefes aldı. — “Beni korkuttun.” Helin karnını okşadı. — “Sadece çok güçlü tekme attılar.” Baran eğilip karnını öptü. — “Babaları burada diyorum ama dinlemiyorlar.” Helin güldü. Ayşe de onları izleyip gülümsedi. — “Yenge… yakında ev daha da kalabalık olacak.” Helin sevgiyle karnına dokundu. — “Evet.” Sonra Baran’a baktı. — “Bir kız bir erkek.” Baran gülümsedi. — “Hayatımızın en güzel sürprizi.” Salonda sıcak bir huzur vardı. Kimse konuşmasa bile herkes mutluydu. Ama Helin’in aklına o anda bir fikir geldi. Helin gülerek Baran’a döndü. — “Baran…” — “Efendim?”h Helin heyecanla söyledi. — “Bebekler için oda hazırlamaya başlasak mı?” Baran gülümsedi. — “Bence artık zamanı geldi.” Ayşe de heyecanlandı. — “Ben de yardım ederim!” Helin gülerek ayağa kalktı. — “Hadi o zaman… yarın alışverişe gidiyoruz.” Baran başını salladı. — “Sanırım cüzdanım için zor bir gün olacak.” Herkes gülmeye başladı. Ve konakta yeni bir heyecan başlamıştı… Ertesi sabah konakta yine tatlı bir telaş vardı. Helin erken uyanmıştı. Karnı iyice büyüdüğü için yatağından yavaşça kalktı. Baran hâlâ uyuyordu. Helin gülümseyerek ona baktı. — “Ne kadar rahat uyuyor…” Tam dönüp odadan çıkacakken Baran’ın eli bir anda Helin’in elini tuttu. — “Nereye gidiyorsun?” Helin gülerek ona baktı. — “Uyumuyor muydun sen?” Baran gözlerini yarı açtı. — “Sen kalkınca uyku mu kalır?” Helin yatağın kenarına oturdu. — “Bebek odası için alışverişe gideceğiz ya… heyecandan uyuyamadım.” Baran doğrulup oturdu. — “Ben de geliyorum.” Helin hemen itiraz etti. — “Senin işin yok mu?” Baran omuz silkti. — “Bugün izin aldım.” Helin şaşırdı. — “Gerçekten mi?” Baran gülümseyerek Helin’in alnını öptü. — “Bebeklerimin odasını kaçıracak değilim.” Helin’in gözleri parladı. — “Çok güzel olacak.” Bir süre sonra herkes kahvaltı masasındaydı. Baran’ın annesi çay dolduruyordu. — “Bugün nereye gidiyorsunuz?” Helin heyecanla cevap verdi. — “Bebek odası için alışverişe.” Ayşe hemen atladı. — “Ben de geliyorum!” Baran güldü. — “Sen zaten hazır bekliyorsun.” Ayşe gülerek cevap verdi. — “Tabii ki.” Helin karnını okşadı. — “Bakalım siz ne renk oda isteyeceksiniz.” Baran eğilip fısıldadı. — “Oğlum mavi ister.” Helin gülerek karşılık verdi. — “Kızım pembe ister.” Ayşe kahkaha attı. — “O zaman yarısı pembe yarısı mavi olacak.” Herkes gülmeye başladı. Bir süre sonra alışveriş merkezine gittiler. Bebek mağazasına girdiklerinde Helin’in gözleri parladı. Minik kıyafetler, oyuncaklar, beşikler… Helin bir elbise aldı. Minicik pembe bir elbise. — “Baran bak.” Baran gülerek baktı. — “Çok küçük.” Helin duygulanarak söyledi. — “Kızımız bunu giyince ne kadar tatlı olacak.” Baran bir tane de minik mavi tulum aldı. — “Oğlum da bunu giyecek.” Helin gülmeye başladı. Ayşe raflardan oyuncaklara bakıyordu. — “Yenge bak… şu oyuncak ayı çok tatlı.” Helin de baktı. — “Gerçekten çok güzel.” Ayşe hemen iki tane aldı. — “Biri kız biri erkek için.” Baran başını salladı. — “Bebek odası oyuncak dükkanı olacak.” Helin gülerek Baran’ın koluna girdi. — “Bırak olsun.” Bir süre sonra beşik bölümüne geldiler. Helin beyaz bir beşiğin önünde durdu. Beşik çok zarifti. Üzerinde küçük yıldızlar vardı. Helin hayranlıkla baktı. — “Baran…” Baran yanına geldi. — “Beğendin mi?” Helin başını salladı. — “Çok.” Baran hemen satış görevlisine döndü. — “Bunu alıyoruz.” Helin şaşırdı. — “Ama iki tane lazım.” Baran gülümseyerek söyledi. — “Yan yana iki tane koyarız.” Helin’in gözleri doldu. — “Baran…” Baran hemen fark etti. — “Neden ağlıyorsun?” Helin gülerek gözyaşlarını sildi. — “Çok mutluyum.” Baran onu yavaşça kendine çekti. — “Ben de.” Tam o sırada… Helin bir anda durdu. Elini karnına koydu. Baran panikledi. — “Helin?” Helin şaşkın bir şekilde fısıldadı. — “Baran…” — “Ne oldu?” Helin nefesini tutarak söyledi. — “Bu sefer ikisi birden hareket etti.” Baran gülmeye başladı. — “Demek alışverişi beğendiler.” Helin de gülüyordu. Ama tam o anda Helin’in yüzü bir anda soldu. Baran hemen fark etti. — “Helin?” Helin başını tuttu. — “Başım dönüyor…” Baran bir anda ciddileşti. — “Helin bana bak.” Ama Helin’in dizleri titremeye başladı… Ve bir anda Baran’ın kollarına yığıldı. Helin bir anda Baran’ın kollarına yığıldı. Baran panikle bağırdı. — “Helin!” Ayşe korkuyla yanlarına koştu. — “Yenge!” Helin’in gözleri kapalıydı. Yüzü bembeyaz olmuştu. Baran hemen onu kucağına aldı. — “Arabaya gidiyoruz.” Ayşe telaşla peşinden geldi. Baran hızlı adımlarla alışveriş merkezinden çıktı ve Helin’i arabanın arka koltuğuna dikkatlice yatırdı. — “Helin… gözlerini aç.” Helin hafifçe kıpırdadı ama hâlâ kendine gelemiyordu. Baran hemen arabayı çalıştırdı. — “Hastaneye gidiyoruz.” Kısa süre sonra hastaneye ulaştılar. Baran arabadan inip Helin’i yine kucağına aldı. Acil servise koştu. — “Hamile… bayıldı!” Hemşireler hemen sedye getirdi. Helin sedyeye alındı ve içeri götürüldü. Baran kapının önünde kalmıştı. Ellerini saçlarının arasına soktu. — “Allah’ım ne olur iyi olsun…” Ayşe de çok korkmuştu. — “Abi bir şey olmaz değil mi?” Baran cevap veremedi. Dakikalar geçmek bilmiyordu. Sonunda doktor odadan çıktı. Baran hemen ayağa kalktı. — “Doktor nasıl?” Doktor sakin bir sesle konuştu. — “Panik yapmayın. Büyük bir sorun yok.” Baran derin bir nefes aldı. — “Peki neden bayıldı?” — “Tansiyonu düşmüş. Hamilelikte bazen olur.” Baran hemen sordu. — “Bebekler?” Doktor gülümsedi. — “İkisi de gayet iyi.” Ayşe de rahatladı. — “Çok şükür.” Doktor devam etti. — “Ama Helin hanımın biraz dinlenmesi gerekiyor. Kendini fazla yormasın.” Baran başını salladı. — “Tamam.” Bir süre sonra Baran Helin’in odasına girdi. Helin yatağa uzanmıştı. Gözlerini yavaşça açtı. Baran hemen yanına oturdu. — “Helin…” Helin hafifçe gülümsedi. — “Korkuttum mu seni?” Baran elini tuttu. — “Çok.” Helin üzgün bir şekilde baktı. — “Özür dilerim.” Baran başını salladı. — “Özür dileme.” Sonra eğilip Helin’in alnını öptü. — “Sadece dikkat et.” Helin karnını okşadı. — “Bebekler iyi mi?” Baran gülümsedi. — “İkisi de çok iyi.” Helin rahat bir nefes aldı. — “Şükürler olsun.” Baran hafifçe gülümsedi. — “Ama alışveriş yarım kaldı.” Helin güldü. — “Bebekler bile yoruldu galiba.” Baran da güldü. — “Sanırım.” Tam o sırada kapı çaldı. Ayşe içeri girdi. — “Yenge iyi misin?” Helin başını salladı. — “İyiyim.” Ayşe yatağın yanına oturdu. — “Bizi çok korkuttun.” Helin gülümsedi. — “Ben de korktum.” Baran ayağa kalktı. — “Bugünlük alışveriş yok. Eve gidiyoruz.” Helin başını salladı. — “Tamam.” Ama tam o sırada doktor tekrar odaya girdi. — “Bir şey daha söylemem gerekiyor.” Baran ve Helin merakla doktora baktılar. Doktor ciddi bir sesle konuştu. — “Helin hanım… hamileliğiniz biraz riskli olabilir.” Odanın içindeki hava bir anda değişti. Baran’ın yüzü ciddileşti. — “Ne demek istiyorsunuz doktor?” Doktor yavaşça söyledi. — “Bundan sonra Helin hanımın çok dikkatli olması gerekiyor… çünkü erken doğum riski var.”Doktorun sözleri odada bir anda ağır bir sessizlik bıraktı. Helin şaşkınlıkla doktora baktı. — “Erken doğum mu?” Baran hemen ayağa kalktı. — “Doktor açık konuşun. Bebekler tehlikede mi?” Doktor sakin bir şekilde başını salladı. — “Şu anda bir tehlike yok. Ama ikiz gebelik olduğu için risk biraz daha fazla.” Helin’in eli istemsizce karnına gitti. — “Ben… bir şey mi yaptım?” Doktor hemen cevap verdi. — “Hayır. Bu sizin suçunuz değil.” Sonra yumuşak bir sesle devam etti. — “Sadece bundan sonra kendinizi çok yormayacaksınız. Stresten uzak duracaksınız ve bol bol dinleneceksiniz.” Baran ciddi bir şekilde başını salladı. — “Merak etmeyin doktor. Helin’i gözümün önünden ayırmam.” Doktor hafifçe gülümsedi. — “Buna sevindim.” Sonra Helin’e baktı. — “Bir süre daha hastanede kalıp gözlem yapacağız.” Helin başını salladı. — “Tamam.” Akşam olduğunda Helin hastane odasında uzanıyordu. Baran sandalyeyi yatağın yanına çekmişti. Elini Helin’in elinden hiç bırakmıyordu. Helin yavaşça konuştu. — “Baran…” — “Efendim güzelim?” Helin biraz çekinerek sordu. — “Ya bebeklere bir şey olursa?” Baran hemen başını salladı. — “Öyle bir şey olmayacak.” Helin gözlerini kapattı. — “Çok korkuyorum.” Baran ayağa kalktı ve yatağın kenarına oturdu. Helin’i nazikçe kollarının arasına aldı. — “Dinle.” Helin ona baktı. Baran kararlı bir sesle konuştu. — “Biz bu yola birlikte çıktık. Sen, ben ve bebeklerimiz.” Sonra Helin’in karnına dokundu. — “Hiçbir şey olmayacak.” Helin gözyaşlarını silerek gülümsedi. — “Sana güveniyorum.” Tam o sırada Helin’in karnı yine hareket etti. Helin şaşırdı. — “Baran…” Baran hemen karnına baktı. — “Yine mi tekmeliyorlar?” Helin gülmeye başladı. — “Evet.” Baran eğilip Helin’in karnını öptü. — “Babaları burada.” Helin yavaşça Baran’ın omzuna yaslandı. O sırada kapı çaldı. Baran’ın annesi ve babası içeri girdi. Baran’ın annesi Helin’e yaklaştı. — “Kızım nasılsın?” Helin gülümsedi. — “İyiyim anne.” Kadın Helin’in saçını okşadı. — “Kendini üzme. Allah’ın izniyle torunlarım sapasağlam doğacak.” Helin’in gözleri doldu. — “İnşallah.” Baran’ın babası da gülümsedi. — “Biz güçlü bir aileyiz.” Helin ilk defa biraz daha rahatladı. Ama o anda… Helin bir anda yüzünü buruşturdu. Baran hemen fark etti. — “Helin?” Helin karnını tuttu. — “Baran… bir şey oldu.” Baran panikle sordu. — “Ne oldu?” Helin nefesini tutarak fısıldadı. — “Karnım çok sertleşti…” Baran hemen ayağa kalktı. — “Doktor!” Hemşireler odaya koşarken Baran’ın kalbi hızla atıyordu. Çünkü Helin’in yüzündeki ifade… Doğum sancısına benziyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD