Yinemi +18

1284 Words
Salonun içindeki hava ağırlaşmıştı. Baran’ın “Helin konuşacak.” sözünden sonra herkes donup kalmıştı. Helin’in babası öfkeyle Baran’a baktı. “Sen bizim aile düzenimize karışamazsın!” diye bağırdı. Baran geri adım atmadı. Sesi sakin ama kararlıydı. “Ben kimsenin düzenine karışmıyorum. Sadece evleneceğim kadının ne istediğini bilmek istiyorum.” Bu sözler salondaki herkesi şaşırtmıştı. Helin’in kalbi göğsünde çarpıyordu. Ellerini birbirine kenetlemişti. Babasının bakışlarının ne kadar sert olduğunu biliyordu. Babası dişlerini sıkarak ona döndü. “Helin,” dedi tehditkâr bir sesle. “Tek kelime etmeyeceksin.” Helin başını eğdi. Ama sonra yavaşça başını tekrar kaldırdı. Gözleri önce babasına, sonra Baran’a baktı. Baran’ın bakışları sakindi. Sanki ona korkmamasını söylüyordu. Helin’in sesi çok kısık çıktı. “Ben…” Babası hemen bağırdı. “Helin!” Helin irkildi ama bu sefer susmadı. “Ben kimseyi tanımadan evlenmek istemiyorum.” Salon bir anda buz kesti. Helin’in babasının yüzü kıpkırmızı oldu. “Ne dedin sen?” Helin korkuyordu ama yine de konuşmaya devam etti. “Ben… Baran Bey’i tanımıyorum. Evlenmek için önce onu tanımak istiyorum.” Baran’ın babası şaşkınlıkla oğluna baktı. Baran ise hafifçe başını salladı. “Benim de istediğim buydu zaten.” Helin’in babası öfkeyle ayağa kalktı. “Bu evde böyle şeyler olmaz! Kızım yabancı bir adamla görüşemez!” Baran bu sefer daha sert bir sesle konuştu. “Yabancı değilim. Eğer Helin kabul ederse… yakında ailesi olacağım.” Bu sözler ortamı daha da gerdi. Tam o sırada Helin’in annesi araya girdi. “Yeter artık!” dedi titreyen bir sesle. “Bu mesele kavga ederek çözülmez.” Herkes bir an sustu. Baran’ın babası derin bir nefes aldı. “Belki de en doğrusu…” dedi. “Gençlerin birkaç kez görüşmesi.” Helin’in babası buna itiraz etmek üzereydi. Ama Baran son bir kez Helin’e baktı ve dedi ki: “Karar senin.” Helin o anda hayatının en zor kararlarından birinin eşiğinde olduğunu hissetti. Eğer kabul ederse… hayatı tamamen değişecekti. Eğer reddederse… babasının öfkesini tekrar yaşayacaktı. Helin derin bir nefes aldı. Ve dudaklarından şu sözler çıktı: “Ben… Baran Bey’i tanımak istiyorum.” Salonda büyük bir sessizlik oldu. Ama kimse bilmiyordu ki… Bu karar Helin’in hayatını tamamen değiştirecek olayların başlangıcıydıHelin o gece kimseyle daha fazla konuşmadan başını eğdi ve yavaşça merdivenlere yöneldi. Salon hâlâ sessizdi. Baran son bir kez ona baktı ama Helin gözlerini kaçırdı ve odasına çıktı. Bir süre sonra Baran ve ailesi konaktan ayrıldı. Avludan arabalarının sesi uzaklaştı. Konağın kapısı kapanır kapanmaz Helin’in babasının yüzü tamamen değişti. “Helin!” diye sertçe bağırdı. Helin merdivenlerin başında durdu. Kalbi sıkışmıştı. Yavaşça aşağı indi. Babası kolundan sertçe tuttu. “Demek adamın yanında bana karşı konuşursun ha!” Helin korkuyla, “Baba ben sadece—” dedi. Ama sözünü bitiremeden babası onu sürükleyerek odasına götürdü. Kapıyı içeri girer girmez kilitledi. “Bugün bana rezil oldum!” diye bağırıyordu. Helin geri geri çekildi. Gözlerinden yaşlar akıyordu. Babası öfkesini kontrol edemiyordu. Helin’i sertçe itti. Helin yere düştü. Ayağa kalkmaya çalıştı ama babası tekrar bağırıyordu. “Bir daha benim sözümün üstüne konuşursan ne olacağını görürsün!” Dakikalar geçtikçe Helin’in gücü tükenmeye başladı. Sonunda yere yığılıp kaldı. Babası ağır nefes alarak kapıya yöneldi. “Burada kalacaksın,” dedi soğuk bir sesle. “Ta ki aklın başına gelene kadar.” Kapıyı kilitleyip çıktı. Oda tamamen sessizleşti. Helin yerde yatıyordu. Gözleri yarı kapalıydı. Ayağa kalkmaya çalıştı ama vücudu çok ağrıyordu. Zar zor yatağın kenarına tutundu ama yürümekte zorlanıyordu. O gece Helin odada yalnız kaldı. Ama kimsenin bilmediği bir şey vardı. Ertesi gün Baran Karabey tekrar konağa gelecekti. Ve bu sefer… olacakları kimse tahmin etmiyordu.. Gece çok uzun geçmişti. Helin neredeyse hiç uyuyamamıştı. Odanın kapısı hâlâ kilitliydi. Sabah güneşi pencerenin arasından içeri giriyordu ama Helin için hiçbir şey değişmemişti. Yataktan kalkmaya çalıştı. Ama vücudu çok ağrıyordu. Bacaklarını yere bastığında acıyla yüzünü buruşturdu. Zorla birkaç adım atmaya çalıştı ama yürümekte zorlanıyordu. Gözlerinden sessizce yaşlar akıyordu. Tam o sırada kapının önünden ayak sesleri geçti. Helin umutla kapıya baktı. “Anne…” diye fısıldadı. Bir süre sonra kapı yavaşça açıldı. İçeri annesi girdi. Elinde bir tepsi vardı. Helin’i o halde görünce tepsiyi hemen masaya bıraktı ve yanına koştu. “Helin!” dedi korkuyla. “Kızım sen iyi misin?” Helin annesine sarıldı ve ağlamaya başladı. “Anne… çok acıyor…” Annesinin gözleri doldu. Kızının yüzüne, ellerine baktı. Çok üzülmüştü. Tam o sırada aşağıdan erkek sesleri duyuldu. Konağın avlusunda arabalar durmuştu. Helin’in annesi şaşkınlıkla pencereye gitti ve perdeyi araladı. Avluda Baran Karabey ve ailesi tekrar gelmişti. Helin’in annesi fısıldadı: “Onlar yine gelmiş…” Aşağıda Helin’in babası kapının önünde durmuş, gelenlere bakıyordu. Baran arabadan indi. Yüzü ciddi görünüyordu. Sanki dün gece olanlardan şüphelenmiş gibiydi. Konağın kapısından içeri girdiler. Bir süre sonra salondan konuşma sesleri yükseldi. Baran’ın sesi duyuldu: “Helin nerede?” Helin’in babası sertçe cevap verdi: “O yukarıda. Dinleniyor.” Baran’ın kaşları çatıldı. “Onu görmek istiyorum.” Bu söz konağın içinde gerginlik yarattı. Yukarıda odasında olan Helin ise konuşmaları duyuyordu. Kalbi hızla atmaya başladı. Çünkü… Baran onu görmek istiyordu. Ama Helin’in o anda odadan çıkacak hali bile yoktu.Merdivenlerden gelen ses çok hafifti. Aslında bu ses… Helin’in kapıya doğru zorla yürümesiydi. Yukarıdaki odasında, Baran’ın sözlerini duyunca kalbi hızla çarpmaya başlamıştı. “Nikâh işlemleri için geldim…” Bu sözler kulaklarında yankılanıyordu. Helin yatağın kenarına tutunarak ayağa kalktı. Bacakları titriyordu. Yürümek çok zordu ama yine de kapıya doğru birkaç adım attı. Kapıyı denedi. Ama kapı hâlâ kilitliydi. Helin kapıya yaslandı. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Aşağıda ise konuşma devam ediyordu. Helin’in babası sert bir şekilde Baran’a baktı. “Bu işler öyle hemen olmaz,” dedi. Baran sakinliğini bozmadan cevap verdi. “Ben hazır gelmedim buraya.” Ceketinin iç cebinden bir dosya çıkardı. “Gerekli belgeleri hazırladım. Nüfus kayıtları, başvuru kağıtları… Hepsi hazır.” Baran’ın babası da başını salladı. “Biz niyetimizi ciddi göstermek istiyoruz.” Helin’in babası düşünceli bir şekilde masaya baktı. Böyle bir hazırlık beklemiyordu. “Peki,” dedi sonunda. “Helin aşağı insin. Ona da soralım.” Baran’ın gözleri merdivenlere çevrildi. Ama yukarıda… Helin kapının arkasında zorla ayakta duruyordu. Tam o sırada kapının kilidi çevrildi. Kapı açıldı. Kapının önünde Helin’in babası duruyordu. Helin’i o halde görünce yüzü bir an sertleşti. Helin duvara tutunarak ayakta durmaya çalışıyordu. Babası soğuk bir sesle konuştu: “Misafirlerin önüne çıkacaksın.” Helin korkuyla başını kaldırdı. Çünkü birkaç dakika sonra… Baran Karabey ile yüz yüze gelecekti. Helin kapının önünde güçlükle ayakta duruyordu. Babası sert bir bakış attıktan sonra koridora döndü ve yüksek sesle seslendi: “Fatma!” Biraz sonra konağın yardımcılarından biri, Fatma, hızlı adımlarla geldi. “Buyurun ağa,” dedi. Helin’in babası sert bir sesle konuştu: “Helin’i hazırla. Misafirlerin yanına inecek.” Fatma başını salladı. “Peki ağa.” Helin’in babası bir süre kızına baktı, sonra hiçbir şey söylemeden merdivenlere doğru yürüdü ve aşağı indi. Koridorda sessizlik kaldı. Fatma kapıyı kapattı ve Helin’e döndü. Onu o halde görünce yüzü değişti. “Ah güzel kızım…” dedi üzgün bir sesle. “Yine mi…” Helin başını eğdi. Konuşacak gücü yoktu. Fatma hemen koluna girdi. “Gel, otur önce,” dedi. Helin’i yavaşça yatağın kenarına oturttu. Sonra dolabı açtı ve içinden güzel bir elbise çıkardı. “Bunu giyelim. Aşağıda herkes seni bekliyor.” Helin elbiseye baktı ama hareket etmekte zorlanıyordu. Fatma bunu fark etti. “Dur,” dedi yumuşak bir sesle. “Ben yardım ederim.” Yavaşça Helin’e elbiseyi giydirmeye başladı. Ardından saçlarını düzeltti. Sonra makyaj masasından pudra aldı. “Yüzünü biraz toparlayalım,” dedi. Helin aynaya baktı. Gözleri hâlâ ağlamaktan kızarmıştı. Fatma hafifçe makyaj yaptı ve saçlarını omuzlarına bıraktı. Sonra Helin’e dikkatlice baktı. “Şimdi daha iyi görünüyorsun,” dedi. Ama Helin ayağa kalkmaya çalıştığında tekrar sendeledi. Fatma hemen belinden tutup destek oldu. “Yavaş kızım… Ben yanındayım.” Helin derin bir nefes aldı. Aşağıda Baran Karabey onu bekliyordu. Birlikte kapıya doğru yürüdüler. Fatma kapıyı açtı. Koridordan merdivenlere doğru ilerlerken Helin’in kalbi hızla atıyordu. Çünkü birkaç saniye sonra… Baran onu görecekti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD