Evde tatlı bir telaş vardı. Herkes düğün hazırlıklarıyla uğraşıyordu. Helin odasında gelinliğini giymiş, aynanın karşısında sessizce duruyordu. Beyaz gelinliği omuzlarından zarifçe dökülüyor, uzun duvağı yere kadar uzanıyordu. Ama Helin’in kalbi hem heyecanlı hem de biraz hüzünlüydü.
Tam o sırada kapı yavaşça çalındı.
Helin arkasını döndü.
Kapı açıldı ve içeri abisi girdi.
Elinde kırmızı kuşak vardı.
Helin onu görünce gözleri doldu.
Abisi birkaç saniye kardeşine baktı. Küçüklüğünden beri koruduğu o küçük kız şimdi gelin oluyordu.
Yavaşça yanına geldi.
— “Gel bakalım… benim küçük kardeşim gerçekten gelin olmuş.”
Helin hafifçe gülümsedi ama gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.
Abisi kuşağı eline aldı ve Helin’in beline doladı. Kuşağı bağlarken sesi biraz titriyordu.
— “Bu kuşak… senin mutluluğun için.”
Kuşağı bağladıktan sonra duvağı eline aldı ve dikkatlice Helin’in başına yerleştirdi.
Helin artık tamamen hazırdı.
Abisi bir adım geri çekilip kardeşine baktı. Gözleri dolmuştu.
Sonra Helin’i kollarının arasına çekti ve sıkıca sarıldı.
Helin de abisine sarılıp ağlamaya başladı.
Abisi yavaşça kulağına fısıldadı:
— “Umarım çok ama çok mutlu olursun… Helin.”
Helin gözyaşlarını silip başını salladı.
— “Olacağım abi… Baran’la çok mutlu olacağım.”
Tam o sırada aşağıdan bir ses geldi.
— “Gelin hazır mı? Damat geldi!”
Evdeki herkes heyecanlandı.
Helin’in kalbi hızla atmaya başladı.
Abisi Helin’in elini tuttu.
— “Hadi… artık seni damada teslim etme zamanı.”
Birlikte kapıya doğru yürüdüler.
Aşağıda Baran, Helin’i görmek için sabırsızlıkla bekliyordu…
Helin ve abisi yavaşça merdivenlerden inmeye başladılar. Evdeki herkes susmuştu. Herkesin gözü merdivenlerdeydi.
Baran kapının yanında duruyordu. Siyah damatlığı içinde heyecanla bekliyordu. Ama Helin merdivenlerden inmeye başladığı anda Baran’ın nefesi kesildi.
Helin gelinliğiyle o kadar güzeldi ki Baran birkaç saniye hiç konuşamadı. Gözlerini ondan alamıyordu.
Helin de utangaç bir şekilde Baran’a baktı.
Baran yavaşça fısıldadı:
— “Sen… gerçekten gerçek misin?”
Helin hafifçe gülümsedi.
Abisi Helin’in elini tuttu ve Baran’ın yanına götürdü.
Baran hâlâ büyülenmiş gibi Helin’e bakıyordu.
Abisi Helin’in elini Baran’ın eline verdi.
— “Kardeşimi sana emanet ediyorum. Ona iyi bak.”
Baran ciddiyetle başını salladı.
— “Söz veriyorum… onu hep koruyacağım.”
Helin’in gözleri doldu.
Baran Helin’in elini nazikçe tuttu. Sonra eğilip kulağına fısıldadı:
— “Hayatımda gördüğüm en güzel gelinsin.”
Helin utandı.
Dışarıda arabalar hazırdı. Herkes alkışlar ve dualar eşliğinde Helin ile Baran’ı uğurladı.
Baran arabaya binmeden önce Helin’in duvağını düzeltti.
— “Hazır mısın?”
Helin derin bir nefes aldı.
— “Hazırım.”
Baran kapıyı açtı ve Helin arabaya bindi. Ardından Baran da yanına oturdu.
Arabalar konaktan çıkarken davul zurna sesleri duyuluyordu.
Kısa bir süre sonra düğün salonuna geldiler.
Salon ışıklarla süslenmişti. Herkes onları bekliyordu.
Kapılar açıldı.
Sunucu yüksek sesle anons etti:
— “Gelin ve damadımız geliyor!”
Helin ve Baran el ele içeri girdiler. Alkışlar yükseldi.
Baran Helin’in elini biraz daha sıkı tuttu.
— “Bugün… seni gerçekten hayatıma alıyorum.”
Helin gözlerinin içine bakarak fısıldadı:
— “Ben zaten senindim.”
Biraz sonra nikah masasına doğru yürüdüler…
Helin ve Baran alkışlar arasında nikâh masasına doğru yürüdüler. Salon tamamen sessizleşmişti. Herkes onların o büyük anını izliyordu.
Nikâh memuru gülümseyerek onlara baktı.
— “Hoş geldiniz gençler. Hayatınızın en önemli imzalarından birini atmaya geldiniz.”
Helin’in kalbi hızlı hızlı atıyordu. Baran onun heyecanını fark etti ve masanın altında elini tuttu. Başını biraz eğip kulağına fısıldadı:
— “Sakin ol… ben buradayım.”
Helin hafifçe gülümsedi.
Nikâh memuru önce Baran’a döndü.
— “Baran… Helin’i eş olarak kabul ediyor musunuz?”
Baran hiç düşünmeden, güçlü bir sesle cevap verdi.
— “Evet.”
Salon alkışlarla doldu.
Sonra nikâh memuru Helin’e baktı.
— “Helin… Baran’ı eş olarak kabul ediyor musunuz?”
Helin bir an Baran’a baktı. Onun gözlerinde güveni gördü. İçindeki korkular, yaşadığı acılar sanki o anda biraz olsun hafiflemişti.
Derin bir nefes aldı.
— “Evet…”
Salonda alkışlar, tezahüratlar yükseldi.
Nikâh memuru gülümseyerek konuştu.
— “Sizi karı koca ilan ediyorum.”
Baran kalemi aldı ve nikâh defterini imzaladı. Sonra kalemi Helin’e verdi. Helin biraz heyecanla ama gülümseyerek imzasını attı.
Nikâh memuru gülerek Baran’a döndü.
— “Artık gelini öpebilirsiniz.”
Salon bir anda “Öp! Öp! Öp!” diye bağırmaya başladı.
Helin utançla başını eğdi.
Baran yavaşça Helin’e yaklaştı. Elini nazikçe yüzüne koydu.
— “Artık karımsın…”
Sonra Helin’i yavaşça öptü.
Salon alkışlarla, kahkahalarla doldu.
Biraz sonra müzik başladı.
Sunucu anons etti:
— “Şimdi ilk dans için gelin ve damadı piste alalım!”
Baran Helin’in elini tuttu ve dans pistine götürdü.
Yavaş bir müzik çalmaya başladı.
Baran Helin’i nazikçe kendine çekti. Helin başını Baran’ın omzuna yasladı.
Baran fısıldadı:
— “Söz verdim ya… seni bu evden kurtaracağım diye.”
Helin gözlerini kapattı.
— “Kurtardın…”
Baran hafifçe gülümsedi.
— “Bu daha başlangıç.”
Helin de gülümsedi.
O gece Helin için gerçekten masal gibi bir geceydi.
Ama gece ilerledikçe Baran’ın aklında tek bir şey vardı…
Helin’in babasıyla artık hesaplaşma zamanı geliyordu.
Düğün yavaş yavaş bitmişti. Misafirler vedalaşıp konaktan ayrılıyordu. Helin arabada sessizce oturuyordu. Üzerinde hâlâ o ağır ama çok güzel gelinliği vardı. Yorgundu ama içinde garip bir huzur da vardı.
Baran arabayı sürerken bir ara Helin’e baktı.
— “Yoruldun mu?”
Helin hafifçe gülümsedi.
— “Biraz…”
Baran gülümseyerek direksiyona döndü.
— “Az kaldı… artık kendi evindesin.”
Bir süre sonra araba Karabey Konağı’nın büyük kapısından içeri girdi. Konağın önünde ışıklar yanıyordu. Baran arabadan indi, kapıyı açtı ve elini Helin’e uzattı.
— “İn bakalım… Karabey gelini.”
Helin utangaç bir gülümsemeyle elini Baran’a verdi ve arabadan indi.
Kapıda Baran’ın annesi ve birkaç kadın onları bekliyordu. Hepsi gülümseyerek Helin’e bakıyordu.
Baran’ın annesi gelinin başından aşağı küçük bir kapta şeker ve para saçtı.
— “Bereketli olsun yuvanız.”
Helin utangaç bir şekilde başını eğdi.
Sonra Baran’ın annesi oğluna döndü.
— “Oğlum, birazdan hoca gelecek. Nikâh duası okunacak. Sen abdest al, aşağı gel.”
Baran başını salladı.
— “Tamam anne.”
Sonra Helin’e baktı.
— “Sen de biraz dinlen. Odan yukarıda.”
Helin başını salladı.
Bir yardımcı kadın Helin’i yukarı kata götürdü. Büyük kapı açıldı.
Burası onların odasıydı.
Oda çok büyük ve şıktı. Büyük bir yatak, beyaz perdeler, loş ışıklar… Her yer çiçeklerle süslenmişti.
Helin yavaşça odaya girdi. Bir an durdu.
Hayatında ilk kez böyle güzel bir odada bulunuyordu.
Kadın gülümseyerek konuştu.
— “Gelin hanım, isterseniz gelinliği çıkaralım. Biraz rahat edersiniz.”
Helin başını salladı.
Bir süre sonra gelinliği çıkarıldı ve Helin daha sade ama güzel bir gecelik giydi.
Aşağıdan sesler gelmeye başlamıştı.
Bu sırada Baran da kendi odasında abdest almış, hazırlanıyordu.
Aşağıda herkes toplanmıştı.
Baran’ın annesi yukarı seslendi:
— “Helin kızım… hoca geldi. Aşağı inebilirsin.”
Helin’in kalbi yine hızlı hızlı atmaya başladı.
Derin bir nefes aldı.
Ve yavaşça kapıya doğru yürüdü…
Helin merdivenlerden yavaşça aşağı indi. Kalbi hızlı hızlı atıyordu. Salonda herkes oturmuştu. Ortada bir masa, masanın başında da hoca oturuyordu.
Baran da salonda bekliyordu. Helin’i merdivenlerden inerken görünce gözleri yine onun üzerinde kaldı. Helin sade beyaz geceliğiyle bile çok güzeldi.
Baran hafifçe gülümsedi.
Helin gelip Baran’ın yanındaki yere oturdu. Başını utangaç bir şekilde eğmişti.
Hoca yumuşak bir sesle konuşmaya başladı:
— “Evlatlarım, bugün Allah’ın emri, Peygamber Efendimizin sünneti üzere dini nikahınızı kıyacağız. Birbirinize saygı, sevgi ve merhamet göstereceğinize söz veriyor musunuz?”
Baran hiç düşünmeden konuştu.
— “Söz veriyorum.”
Helin biraz utandı ama sonra yavaşça konuştu.
— “Söz veriyorum.”
Hoca tekrar sordu:
— “Baran Karabey, Helin Kandemir’i Allah’ın emri ve Peygamberimizin sünneti üzere eş olarak kabul ediyor musun?”
Baran Helin’e baktı. Gözleri çok ciddiydi.
— “Kabul ediyorum.”
Hoca Helin’e döndü.
— “Helin Kandemir, Baran Karabey’i Allah’ın emri ve Peygamberimizin sünneti üzere eş olarak kabul ediyor musun?”
Helin utangaçça Baran’a baktı. Sonra başını hafifçe salladı.
— “Kabul ediyorum.”
Hoca gülümsedi.
— “Hayırlı olsun. Allah yuvanızı huzurlu, bereketli ve mutlu eylesin.”
Salondaki herkes “Âmin” dedi.
Baran’ın annesi mutlulukla Helin’e baktı.
— “Hoş geldin kızım bu eve.”
Helin’in gözleri biraz doldu ama gülümsedi.
Bir süre sonra herkes yavaş yavaş dağıldı.
Salonda sadece Helin ve Baran kalmıştı.
Baran Helin’e doğru birkaç adım yaklaştı. Helin biraz heyecanlandı.
Baran yumuşak bir sesle konuştu:
— “Artık gerçekten karım oldun.”
Helin utangaçça başını eğdi.
Baran hafifçe gülümsedi.
— “Korkmana gerek yok Helin… sana asla zarar vermem.”
Helin ilk kez biraz rahatladı.
Baran elini uzattı.
— “Hadi… yukarı çıkalım.”
Helin yavaşça Baran’ın elini tuttu.
Ve birlikte merdivenlerden yukarı doğru çıktılar…