Baran ve Helin hastaneden çıktıklarında akşam olmuştu. Baran arabayı yavaşça konağın önünde durdurdu.
Helin hâlâ biraz halsizdi ama yüzünde küçük bir gülümseme vardı. Baran arabadan inip kapıyı açtı.
— “Dikkat et güzelim.”
Helin onun elini tutarak arabadan indi.
Konağın kapısı açılır açılmaz içeriden sesler geldi. Baran’ın annesi, babası, kız kardeşi ve erkek kardeşi onları bekliyordu.
Baran’ın annesi heyecanla yanlarına geldi.
— “Hoş geldiniz!”
Baran gülümseyerek söyledi:
— “Size bir haberimiz var.”
Baran’ın kız kardeşi merakla sordu.
— “Ne haberi?”
Baran Helin’in elini tuttu ve gülerek söyledi:
— “Anne… baba… siz dede ve babaanne oluyorsunuz.”
Bir an herkes sessiz kaldı. Sonra bir anda sevinç çığlıkları yükseldi.
Baran’ın annesi gözleri dolarak Helin’e sarıldı.
— “Kızım… çok güzel bir haber bu.”
Baran’ın babası da gülerek Baran’ın omzuna vurdu.
— “Tebrik ederim oğlum.”
Baran’ın kız kardeşi Helin’e sarıldı.
— “Ben hala oluyorum!”
Baran’ın erkek kardeşi de gülerek söyledi:
— “Ben de amca!”
Herkes çok mutluydu.
Bir süre sonra hep beraber sofraya oturdular. Büyük bir akşam yemeği hazırlanmıştı. Masada sohbetler, kahkahalar vardı.
Ama Helin bazen dalıp gidiyordu. Elini karnına koyup sessizce düşünüyordu.
Tam o sırada kapı çaldı.
Herkes kapıya baktı.
Baran’ın annesi kapıyı açtı.
Kapıda Helin’in annesi ve babası duruyordu.
Helin onları görünce bir an dondu.
Annesini görünce gözleri doldu.
Hemen ayağa kalktı ve annesine koştu.
— “Anne!”
Helin annesine sıkıca sarıldı. Annesi de kızını özlemle kucakladı.
— “Kızım… nasılsın?”
Helin’in gözlerinden yaşlar akıyordu.
Ama Helin başını kaldırıp babasını görünce bir anda yüzü değişti.
Korku gözlerine yerleşti.
Yavaşça geri çekildi.
Sonra istemsizce Baran’ın yanına gidip onun koluna tutundu.
Helin babasından korkar gibi Baran’ın arkasına geçti ve elini sıkıca tuttu.
Baran bunu fark etti.
Baran’ın yüzü bir anda ciddileşti.
Helin’in babası ağır bir sesle konuştu:
— “Kızımı görmeye geldim.”
Baran sakin ama sert bir şekilde Helin’in önünde durdu.
— “Helin burada güvende.”
Helin Baran’ın arkasından sessizce ona tutunmuştu.
Kalbi hızla atıyordu.
Baran elini geriye uzattı ve Helin’in elini tuttu.
— “Korkma… ben buradayım.”
O an salondaki herkes sessizleşmişti…
Helin, Baran’ın arkasında durmuştu. Elini Baran’ın koluna sıkıca tutmuştu. Babasını gördükçe içindeki korku büyüyordu.
Salondaki herkes sessizdi.
Helin’in babası ağır bir sesle konuştu:
— “Kızımla konuşmam gerekiyor.”
Helin bunu duyunca daha da gerildi. Baran’ın arkasına biraz daha saklandı. Elleri titriyordu.
Baran sakin ama koruyucu bir şekilde cevap verdi:
— “Şimdi zamanı değil.”
Tam o anda Helin’in nefesi hızlandı. Gözleri bir an karardı. Başını tutmaya çalıştı.
Baran hemen fark etti.
— “Helin?”
Helin zayıf bir sesle fısıldadı:
— “Baran… başım…”
Cümlesini bitiremeden bir anda bayıldı.
Helin’in bedeni gevşedi ve Baran’ın arkasından yere doğru düşmeye başladı.
Baran refleksle onu yakaladı.
— “Helin!”
Salonda panik başladı.
Baran Helin’i kollarının arasına aldı. Yüzü korkudan bembeyaz olmuştu.
— “Helin! Gözlerini aç!”
Helin tepki vermiyordu.
Baran’ın annesi telaşla konuştu:
— “Oğlum yine bayıldı!”
Baran hiç vakit kaybetmeden Helin’i kucağına aldı.
— “Yolu açın!”
Hızlı adımlarla merdivenlere yöneldi. Kalbi deli gibi atıyordu.
Odaya girer girmez Helin’i dikkatlice yatağa yatırdı.
— “Helin… güzelim… bana bak.”
Baran panikle Helin’in yüzünü okşadı.
Helin hâlâ baygındı.
Baran’ın sesi titriyordu.
— “Helin lütfen… gözlerini aç.”
Bir dakika sonra Helin yavaşça hareket etti. Kaşları hafifçe kıpırdadı.
Baran hemen eğildi.
— “Helin?”
Helin yavaşça gözlerini açtı. Hâlâ çok halsiz görünüyordu.
İlk gördüğü kişi Baran oldu.
Zayıf bir sesle konuştu:
— “Baran…”
Baran derin bir nefes aldı. Gözlerinde korku hâlâ vardı.
Helin’in elini tuttu.
— “Beni korkuttun.”
Helin gözlerini kapatıp tekrar açtı.
— “Babam…”
Baran hemen sakin bir sesle konuştu:
— “Aşağıda. Ama seni rahatsız etmeyecek.”
Helin korkuyla Baran’ın elini sıktı.
Baran onun saçlarını okşadı.
— “Seni kimse incitemez. Ben buradayım.”
Helin biraz rahatladı ve başını Baran’ın omzuna yasladı.
Baran da onu korur gibi sarıldı.
Aşağıda ise Helin’in babası hâlâ salonda bekliyordu… ve yüzü hiç iyi görünmüyordu.Helin hâlâ yatakta oturuyordu. Başını Baran’ın omzuna yaslamıştı. Baran da onun saçlarını yavaşça okşuyordu.
O sırada Baran’ın telefonu çaldı.
Baran kaşlarını çattı. Telefonuna baktı. İşten gelen önemli bir aramaydı.
Telefonu açtı.
— “Alo… evet.”
Karşı taraf hızlı hızlı konuşuyordu. Baran’ın yüzü ciddileşti.
— “Tamam… geliyorum.”
Telefonu kapattı.
Helin hemen ona baktı.
— “Bir şey mi oldu?”
Baran biraz tereddüt etti.
— “İşle ilgili acil bir durum var. Gitmem gerekiyor.”
Helin’in yüzü bir anda düştü. Baran’ın kolunu tuttu.
— “Gitme…”
Sesinde korku vardı.
— “Lütfen gitme.”
Baran onun ellerini tuttu.
— “Güzelim, kısa sürecek.”
Helin başını salladı.
— “Babam burada…”
Baran onun gözlerine baktı ve sakin bir sesle konuştu.
— “Hiçbir şey olmayacak. Hemen geliyorum.”
Helin yine de endişeliydi.
— “Çok çabuk gel.”
Baran hafifçe gülümsedi ve alnından öptü.
— “Söz.”
Sonra kapıya doğru yürüdü.
— “Biraz dinlen.”
Kapı kapandı.
Helin odada yalnız kaldı.
Oda sessizdi. Helin yatağın kenarında oturuyordu. Kalbi hâlâ hızlı atıyordu.
Tam o sırada kapı yavaşça açıldı.
Helin başını kaldırdı.
Kapıda babası duruyordu.
Helin’in yüzü bir anda korkuyla gerildi.
— “Baba…”
Babası ağır adımlarla odaya girdi.
— “Demek burada saklanıyorsun.”
Helin geri çekildi.
— “Lütfen… git.”
Babası sert bir şekilde konuştu.
— “Benimle böyle konuşamazsın.”
Helin ayağa kalktı ama korkudan titriyordu.
— “Baran birazdan gelecek.”
Babası alaycı bir şekilde güldü.
— “O gelmeden işimizi hallederiz.”
Helin geri geri adım attı.
— “Yaklaşma…”
Ama babası bir anda kolundan tuttu.
Helin korkuyla bağırdı.
— “Bırak!”
Babası sinirle elini kaldırdı ve Helin’e bir tokat attı.
Helin sendeleyip yatağın kenarına düştü. Gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Babası sert bir sesle konuştu:
— “Ağlamayı kes.”
Helin korkuyla ona baktı.
Babası biraz yaklaşıp sertçe söyledi:
— “Bana para lazım.”
Helin başını salladı.
— “Benim param yok…”
Babası dişlerini sıktı.
— “Yalan söyleme. O zengin adamla yaşıyorsun.”
Helin titreyen bir sesle konuştu:
— “Ben para veremem…”
Babası sinirle tekrar bağırdı:
— “Vereceksin!”
Helin korkuyla geri çekildi. Gözlerinden yaşlar durmadan akıyordu.
Tam o sırada aşağıdan kapı sesi duyuldu…
Baran beklediğinden çok daha erken dönmüştü.
Merdivenlerden hızla yukarı çıkıyordu…
Kapı hızla açıldı.
Baran merdivenleri neredeyse koşarak çıktı. İçine garip bir huzursuzluk çökmüştü.
— “Helin?”
Cevap gelmedi.
Baran hemen odaya yöneldi.
O sırada Helin’in babası kapıdan hızla çıkıp koridora yöneldi ve merdivenlerden aşağı indi. Baran yukarı çıktığı için onu görmedi.
Baran odaya girdiği anda gördüğü manzara karşısında durdu.
Helin yatağın kenarında oturuyordu. Saçları dağılmıştı, yüzünden yaşlar akıyordu. Bir eli yanağındaydı ve titriyordu.
Baran’ın kalbi sıkıştı.
— “Helin!”
Hemen yanına koştu.
Dizlerinin üzerine çöktü ve onu nazikçe kollarından tuttu.
— “Helin… bana bak.”
Helin’in gözleri korkuyla doluydu. Ama konuşamıyordu. Dudakları titriyordu.
Baran yavaşça onu kaldırıp kendine doğru çekti.
— “Ne oldu? İyi misin?”
Helin cevap veremedi. Bir anda Baran’a sarıldı ve hıçkırarak ağlamaya başladı.
Baran onu sıkıca tuttu.
— “Tamam… tamam… buradayım.”
Helin hâlâ titriyordu.
Baran onun yüzüne baktı. Yanağındaki kızarıklığı fark etti.
Kaşları hemen çatıldı.
— “Bunu kim yaptı?”
Helin konuşmaya çalıştı ama sesi çıkmadı. Korkudan nefesi düzensizdi.
Baran’ın yüzü suçlulukla doldu.
Helin’in saçlarını okşadı.
— “Özür dilerim…”
Sesi yumuşamıştı.
— “Seni yalnız bırakmamalıydım.”
Helin hâlâ ağlıyordu. Başını Baran’ın göğsüne gömdü.
Baran onu daha sıkı sardı.
— “Artık buradayım. Sana bir şey olmasına izin vermem.”
Helin titreyen elleriyle Baran’ın gömleğini tuttu.
Ama hâlâ korkudan konuşamıyordu.
Baran yavaşça onu yatağa oturttu.
Sonra dizlerinin üzerine oturup yüzünü iki eliyle tuttu.
— “Helin… bana bak.”
Helin gözyaşlarıyla ona baktı.
Baran yumuşak bir sesle konuştu:
— “Sana bunu kim yaptı?”
Helin’in gözleri tekrar korkuyla büyüdü…
Sanki söylemekten bile korkuyordu.
Oda tamamen sessizdi. Sadece Helin’in ağlama sesi duyuluyordu.
Baran içten içe çok kötü bir şey olduğunu hisesoyordu. Helin hâlâ Baran’ın kollarındaydı.
Gözlerinden yaşlar durmadan akıyordu. Hıçkırıkları odanın içinde yankılanıyordu ama tek kelime etmiyordu.
Baran onun yüzünü iki eliyle tutup tekrar sordu:
— “Helin… bana söyle. Ne oldu?”
Helin sadece ağladı.
Dudakları titredi ama sesi çıkmadı.
Baran’ın kalbi sıkıştı. Onu tekrar kendine çekip sarıldı.
— “Tamam… tamam… konuşma.”
Helin başını Baran’ın göğsüne gömdü. Elleri hâlâ titriyordu.
Dakikalar geçti.
Helin hâlâ hiç konuşmuyordu.
Baran biraz geri çekilip yüzüne baktı.
— “Helin?”
Hiç cevap yoktu.
Helin boş boş bakıyordu. Gözleri doluydu ama sanki korkudan donmuş gibiydi.
Baran’ın içini büyük bir korku kapladı.
— “Helin… güzelim… bana bak.”
Helin ona baktı ama yine tek kelime söylemedi.
Baran artık iyice endişelenmişti.
— “Bu normal değil…”
Helin yine sadece ağladı.
Baran hemen ayağa kalktı.
— “Hastaneye gidiyoruz.”
Helin hiçbir tepki vermedi.
Baran tekrar yanına gelip onu nazikçe kucağına aldı.
— “Seni doktora götürüyorum.”
Helin başını Baran’ın omzuna yasladı ama hâlâ sessizdi.
Baran hızla merdivenlerden indi. Evdekiler onları görünce şaşırdı.
Baran’ın annesi telaşla sordu:
— “Oğlum ne oldu?”
Baran kısa bir şekilde cevap verdi:
— “Helin konuşmuyor. Hastaneye gidiyoruz.”
Baran arabaya bindi ve hızlıca hastaneye doğru sürdü.
Yolda sürekli Helin’e bakıyordu.
— “Helin… lütfen bana bir şey söyle.”
Ama Helin sadece camdan dışarı bakıyordu. Gözlerinden yaşlar akmaya devam ediyordu.
Hastaneye geldiklerinde doktorlar Helin’i hemen içeri aldılar.
Baran kapının önünde bekliyordu.
Elleri saçlarının arasındaydı. Çok gergindi.
— “Allah’ım… lütfen ona bir şey olmasın.”
Dakikalar geçtikçe Baran’ın içindeki korku büyüyordu.
Sonunda doktor odadan çıktı.
Baran hemen ayağa kalktı.
— “Doktor… Helin nasıl?”
Doktor ciddi bir şekilde konuştu:
— “Fiziksel olarak iyi görünüyor.”
Baran hemen sordu:
— “Peki neden konuşmuyor?”
Doktor derin bir nefes aldı.
— “Büyük bir korku yaşamış. Bu yüzden şok geçirmiş olabilir.”
Baran’ın yüzü gerildi.
— “Yani?”
Doktor açıkladı:
— “Bazen insanlar büyük korku yaşadıklarında geçici olarak konuşamayabilir.”
Baran endişeyle sordu:
— “Düzelir mi?”
Doktor başını salladı.
— “Sakinlik ve güven hissetmesi gerekiyor. Yanında olun.”
Baran hemen Helin’in olduğu odaya girdi.
Helin yatakta oturuyordu.
Baran yavaşça yanına gelip oturdu.
Elini tuttu.
— “Ben buradayım.”
Helin ona baktı… ama hâlâ tek kelime söylemedi.
Gece olmuştu.
Hastanede oda loştu. Helin yatakta uyuyordu. Baran ise yatağın yanında sandalyede oturuyordu. Gözleri sürekli Helin’in üzerindeydi.
Doktorun söyledikleri aklından çıkmıyordu.
Helin bir süre sakin uyudu.
Ama birden yüzü gerildi. Kaşları çatıldı.
Rüyasında bir şey görüyordu.
— “Hayır…” diye mırıldandı.
Ellerini sıkıca çarşafa tuttu.
Bir anda korkuyla bağırdı:
— “Hayır!”
Helin kabus görerek uyandı.
Hızla doğruldu. Nefesi çok hızlıydı. Gözleri korkuyla büyümüştü.
Baran hemen ayağa kalktı.
— “Helin!”
Helin etrafına bakıyordu. Sanki hâlâ korkunun içindeydi.
Baran yatağın yanına geldi.
— “Sakin ol… buradayım.”
Helin Baran’ı görünce bir anda ona doğru uzandı ve sıkıca sarıldı.
Baran da hemen onu kollarına aldı.
— “Tamam… geçti.”
Helin titriyordu. Başını Baran’ın omzuna gömmüştü.
Baran onun sırtını yavaşça okşadı.
— “Sadece kabustu.”
Helin bir süre ağladı.
Sonra titreyen bir sesle, uzun zamandır ilk kez konuştu:
— “Baran…”
Baran hemen yüzüne baktı.
— “Evet güzelim?”
Helin’in gözleri doluydu. Korkuyla ona baktı.
Sonra sessizce fısıldadı:
— “Beni bırakma…”
Baran’ın kalbi sıkıştı.
Helin tekrar ona sarıldı.
— “Lütfen… beni bırakma.”
Baran hemen onu daha sıkı sardı.
— “Asla.”
Helin’in saçlarını okşadı.
— “Seni hiçbir yere bırakmam.”
Helin hâlâ ona tutunuyordu.
Baran yumuşak bir sesle konuştu:
— “Artık güvendesin.”
Helin yavaşça başını salladı ama yine de Baran’ın gömleğini bırakmadı.
O gece Helin Baran’ın kollarında uyuyakaldı.
Baran ise sabaha kadar onu bırakmadı.
Ama Baran’ın aklında tek bir soru vardı:
Helin’e bunu kim yapmıştı?
Ve bunu yapan kişi bunu ödeyecekti…