Sabahın ilk ışıkları hastane odasına vuruyordu.
Helin hâlâ Baran’ın kollarında uyuyordu. Gece korkudan defalarca uyanmış, her seferinde Baran’a daha sıkı sarılmıştı.
Baran ise neredeyse hiç uyumamıştı. Sürekli Helin’i izliyordu.
Bir süre sonra Helin yavaşça kıpırdadı.
Gözlerini açtı.
İlk yaptığı şey panikle etrafına bakmak oldu.
Baran hemen konuştu:
— “Buradayım.”
Helin başını kaldırıp Baran’a baktı.
Sonra sanki emin olmak ister gibi elini Baran’ın göğsüne koydu.
Baran yumuşak bir şekilde gülümsedi.
— “Hiçbir yere gitmedim.”
Helin biraz rahatladı ama gözleri hâlâ korkuluydu.
Baran onun saçlarını okşadı.
— “Korkma.”
Helin bir süre sessiz kaldı.
Sonra yavaşça konuştu:
— “Babam…”
Baran’ın yüzü bir anda ciddileşti.
Helin’in sesi titriyordu.
— “Babam geldi…”
Baran dikkatle dinliyordu.
Helin gözlerini yere indirdi.
— “Para istedi.”
Baran’ın çenesi gerildi.
Helin devam etti:
— “Vermeyince… bana vurdu.”
Odanın içinde bir anda ağır bir sessizlik oluştu.
Baran’ın elleri yumruk oldu.
Gözleri öfkeyle doldu.
Ama Helin bunu fark etmesin diye kendini tuttu.
Helin korkuyla Baran’a baktı.
— “Lütfen… ona bir şey yapma.”
Baran hemen yumuşadı.
Helin’in yüzünü iki eliyle tuttu.
— “Önce sen iyileşeceksin.”
Helin’in gözleri doldu.
— “Benim yüzümden kavga etmeni istemiyorum.”
Baran başını hafifçe eğip onun alnına dokundu.
— “Artık sen benim karımsın.”
Sonra sakin ama kararlı bir sesle konuştu:
— “Kimse sana el süremez.”
Helin yine Baran’a sarıldı.
— “Beni bırakma…”
Baran da onu sıkıca tuttu.
— “Asla.”
Ama Baran’ın içindeki öfke büyüyordu.
Çünkü artık her şeyi biliyordu.
Ve Helin’e bunu yapan adam…
onun babası bile olsa bunun hesabını verecekti.
Baran doktorun söylediklerinden sonra Helin’in elini tuttu.
— “Hadi eve gidelim.”
Helin yavaşça başını salladı. Hâlâ biraz yorgun görünüyordu ama Baran’ın yanında kendini daha güvende hissediyordu.
Arabaya bindiler ve eve doğru yola çıktılar.
Yolda Helin sessizdi.
Baran fark etti.
— “Ne düşünüyorsun?”
Helin karnına elini koydu.
— “Bebeğe bir şey olmuş mudur diye korkuyorum.”
Baran hemen elini Helin’in elinin üstüne koydu.
— “Doktor iyi dedi. Merak etme.”
Helin yine de biraz endişeliydi.
— “Çok korktum Baran…”
Baran arabayı sürerken ona kısa bir bakış attı.
— “Artık o korkular bitti.”
Bir süre sonra konağa geldiler.
Kapıdan içeri girdiklerinde Baran’ın annesi hemen yanlarına geldi.
— “Helin kızım…”
Endişeyle Helin’e baktı.
— “İyi misin?”
Helin nazikçe gülümsedi.
— “İyiyim anne.”
Baran’ın annesi Helin’in yanağına dokundu.
— “Bizi çok korkuttun.”
Baran araya girdi.
— “Biraz dinlenmesi lazım.”
Baran Helin’i yukarı odaya götürdü.
Helin yatağa oturdu. Baran da yanına oturdu.
Helin başını Baran’ın omzuna yasladı.
— “Yanımda olduğun için teşekkür ederim.”
Baran gülümsedi.
— “Hep yanında olacağım.”
O akşam hep birlikte yemek yediler. Evde sakin ve huzurlu bir hava vardı.
Gece olunca Baran ve Helin odalarına çıktılar.
Baran Helin’i yatağa yatırdı.
— “Dinlenmen gerekiyor.”
Helin gülümsedi.
— “Sen de gel.”
Baran da yanına uzandı ve Helin onun omzuna başını koyarak uykuya daldı.
Aradan birkaç hafta geçti.
Helin’in yüzü artık daha huzurluydu. Baran onu sürekli koruyor, hiç yalnız bırakmıyordu.
Bir sabah Baran gülerek odaya girdi.
— “Hazır mısın?”
Helin merakla baktı.
— “Nereye?”
Baran gülümsedi.
— “Doktor kontrolüne.”
Helin hemen heyecanlandı.
Birlikte hastaneye gittiler.
Doktor Helin’i muayene etti. Ultrason cihazını hazırladı.
Helin biraz gergindi.
Baran hemen elini tuttu.
— “Sakin ol.”
Doktor ekrana bakıp gülümsedi.
— “Bebek gayet iyi.”
Helin’in gözleri doldu.
— “Gerçekten mi?”
Doktor başını salladı.
— “Evet. Her şey çok iyi görünüyor.”
Baran rahat bir nefes aldı.
— “Çok şükür.”
Helin karnına dokundu ve gülümsedi.
Doktor dosyaya bir şeyler yazdı.
Sonra onlara baktı.
— “Bir hafta sonra tekrar gelin.”
Baran merakla sordu:
— “Neden?”
Doktor gülümsedi.
— “O zaman bebeğin cinsiyetini öğrenebiliriz.”
Helin şaşkınlıkla Baran’a baktı.
Baran gülmeye başladı.
— “Demek bir hafta sonra öğreneceğiz.”
Helin heyecanla söyledi:
— “Acaba kız mı olacak… erkek mi?”
Baran Helin’in elini tuttu.
— “Sağlıklı olsun yeter.”
Helin gülümsedi.
Ama içten içe çok merak ediyordu…
Bir hafta sonra hayatlarının en heyecanlı günlerinden biri olacaktı.
Bir hafta Helin için çok yavaş geçti.
Her gün karnına dokunuyor, bebeği düşünüyordu. Baran ise onu hiç yalnız bırakmuyor, sürekli yanında oluyordu.
Sonunda doktor randevusu günü geldi.
Sabah erkenden hazırlandılar.
Helin aynanın karşısında hafifçe karnını okşadı.
Baran kapıya yaslanıp onu izliyordu.
— “Hazır mısın anne?”
Helin gülerek ona baktı.
— “Çok heyecanlıyım.”
Baran yanına geldi ve elini tuttu.
— “Ben de baba olacağım için biraz heyecanlıyım.”
Helin gülümsedi.
Birlikte hastaneye gittiler.
Doktor onları görünce gülümseyerek karşıladı.
— “Hoş geldiniz.”
Helin yatağa uzandı. Doktor ultrason cihazını hazırladı.
Baran hemen Helin’in elini tuttu.
Helin gergindi.
— “Baran…”
Baran yumuşakça konuştu.
— “Buradayım.”
Doktor ekrana bakmaya başladı.
Odanın içinde birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra doktor gülümsedi.
— “Bebek çok sağlıklı.”
Helin rahat bir nefes aldı.
Baran heyecanla sordu:
— “Cinsiyeti belli mi?”
Doktor tekrar ekrana baktı.
Birkaç saniye sonra gülümseyerek onlara döndü.
— “Evet… belli.”
Helin’in kalbi hızlı hızlı atmaya başladı.
— “Ne… ne olacak?”
Doktor gülümseyerek söyledi:
— “Bir kızınız olacak.”
Helin’in gözleri bir anda doldu.
— “Kız…”
Baran şaşkınlıkla güldü.
— “Benim bir kızım olacak…”
Helin ağlayarak gülmeye başladı.
Baran eğilip Helin’in alnından öptü.
— “Tıpkı annesi gibi güzel olacak.”
Helin karnına dokundu.
— “Benim kızım…”
Baran onun elini tuttu.
— “Bizim kızımız.”
O an ikisi de çok mutluydu.
Ama Baran içinden bir şey daha geçirdi:
Kimse onun kızına ve karısına bir daha zarar veremeyecekti.
Hastaneden çıktıklarında Helin ve Baran’ın yüzünde büyük bir mutluluk vardı.
Baran yürürken Helin’in elini tuttu.
— “Bir kızımız olacak…”
Helin gülerek karnına dokundu.
— “Hâlâ inanamıyorum.”
Baran eğilip Helin’in alnına küçük bir öpücük kondurdu.
— “Ben de.”
Arabaya bindiler ve eve doğru yola çıktılar. Yol boyunca sürekli bebekten konuştular.
Helin gülerek sordu:
— “Sence kime benzeyecek?”
Baran hiç düşünmeden cevap verdi.
— “Sana.”
Helin utangaç bir şekilde gülümsedi.
Bir süre sonra konağa geldiler.
Kapıdan içeri girdikleri anda Baran heyecanla seslendi:
— “Anne! Baba!”
Herkes salona toplandı.
Baran’ın annesi merakla sordu:
— “Ne oldu?”
Baran gülerek Helin’in elini tuttu.
— “Bir kızımız olacak.”
Bir anda evde sevinç yükseldi.
Baran’ın annesi hemen Helin’e sarıldı.
— “Tebrik ederim kızım.”
Tam o sırada kapı açıldı.
İçeri Helin’in annesi ve babası girdi.
Helin annesini görünce hemen yanına koştu ve ona sarıldı.
— “Anne…”
Annesi Helin’in yüzünü tuttu.
— “Tebrik ederim kızım.”
Helin’in gözleri doldu.
— “Bir kızım olacak.”
Annesi gülümsedi ve onu tekrar sarıldı.
Bir süre sonra Helin odasına çıktı.
Biraz dinlenmek istiyordu.
Odaya girip yatağa oturdu. Karnını okşadı.
— “Kızım…”
Tam o sırada kapı açıldı.
İçeri babası girdi.
Helin’in yüzü bir anda değişti ama bu sefer korkmadı.
Babası sert bir sesle konuştu:
— “Bana para lazım.”
Helin ona sakin ama kararlı bir şekilde baktı.
— “Para falan yok.”
Babası sinirle yaklaştı.
— “Benimle böyle konuşamazsın.”
Helin ayağa kalktı.
— “Konuşurum.”
Babası elini kaldırdı.
Tam Helin’e vuracakken Helin onun bileğini tuttu.
Babası şaşkınlıkla ona baktı.
Helin’in sesi bu sefer çok netti.
— “Bir daha sakın bana el kaldırma.”
Babası öfkeyle baktı.
Helin devam etti:
— “Şimdi defol git.”
Sonra kapıyı işaret etti.
— “Yoksa Baran’ı çağırırım.”
Babası birkaç saniye ona baktı.
Sonra sinirle kapıyı çarpıp odadan çıktı.
Helin derin bir nefes aldı.
Sanki içindeki büyük bir korku o an bitmişti.
Tam o sırada kapı tekrar açıldı.
İçeri Baran girdi.
Helin hemen ona baktı.
Baran gülümseyerek yanına geldi.
— “Ne yapıyorsun?”
Helin yatağa oturdu.
— “Kızımızı düşünüyorum.”
Baran yanına oturdu ve elini Helin’in karnına koydu.
— “Ben de.”
Helin gülerek sordu:
— “İsmini ne koyacağız?”
Baran biraz düşündü.
— “Annesi gibi güzel bir isim olmalı.”
Helin ona baktı.
Baran hafifçe eğildi.
— “Belki… Elif.”
Helin’in yüzü yumuşadı.
— “Güzel.”
Baran Helin’e baktı.
Helin de ona baktı.
Aralarında sıcak bir sessizlik oldu.
Baran yavaşça Helin’in yüzünü tuttu.
Sonra nazikçe onu öptü.
Helin de gözlerini kapatıp ona karşılık verdi.
O an ikisi de çok mutluydu.
Artık sadece karı koca değillerdi.
Anne ve baba olacaklardı.
O akşam Helin ve Baran uzun süre konuşarak oturdular. Helin’in başı Baran’ın omzundaydı, Baran da bir eliyle Helin’in karnını okşuyordu.
— “Kızımız olacak…” dedi Baran gülümseyerek.
Helin de karnına bakıp gülümsedi.
— “Hâlâ inanamıyorum.”
Baran eğilip Helin’in saçlarına küçük bir öpücük bıraktı.
— “Benim iki prensesim olacak.”
Helin utangaç bir şekilde gülümsedi.
— “Şimdiden şımartıyorsun.”
Baran hafifçe güldü.
— “Babasıyım, hakkım.”
O gece ikisi de çok huzurluydu.
Aradan birkaç hafta geçti.
Helin’in karnı artık yavaş yavaş belli olmaya başlamıştı. Konağın içinde herkes Helin’e çok dikkat ediyordu.
Bir sabah Helin odadan çıktığında aşağıdan sesler geliyordu.
Merak edip merdivenlerden indi.
Salona girdiğinde gördüğü şey karşısında şaşırdı.
Salonun ortasında bebek eşyaları vardı.
Küçük bir beşik, minik kıyafetler, oyuncaklar…
Helin şaşkınlıkla etrafına baktı.
— “Bunlar ne?”
Tam o sırada arkasından Baran’ın sesi geldi.
— “Sürpriz.”
Helin arkasını döndü.
Baran gülümseyerek ona bakıyordu.
Helin şaşkınlıkla sordu:
— “Hepsi bizim mi?”
Baran başını salladı.
— “Kızımız için.”
Helin’in gözleri doldu.
Yavaşça beşiğe yaklaştı.
Minik pembe bir elbise vardı.
Helin eline aldı.
— “Çok küçük…”
Baran arkasından gelip ona sarıldı.
— “Ama bir gün içine girecek.”
Helin duygulanmıştı.
— “Teşekkür ederim.”
Baran gülümsedi.
— “Daha bitmedi.”
Helin şaşkınlıkla baktı.
Baran kapıyı açtı.
— “Gel.”
Helin merakla onun peşinden gitti.
Baran başka bir odanın kapısını açtı.
Helin içeri girince donup kaldı.
Oda tamamen bebek odası olmuştu.
Duvarlar açık pembe ve beyazdı. Küçük bir beşik, oyuncaklar, dolaplar…
Helin’in gözlerinden yaşlar süzüldü.
— “Baran…”
Baran onun yanına geldi.
— “Beğendin mi?”
Helin başını salladı.
— “Çok güzel.”
Baran eğilip Helin’in karnına dokundu.
— “Kızım… odanı hazırladık.”
Helin gülerek ağladı.
Baran onu kendine çekti ve sarıldı.
Tam o sırada Helin hafifçe irkildi.
Baran hemen sordu:
— “Ne oldu?”
Helin şaşkınlıkla karnına dokundu.
— “Sanırım… hareket etti.”
Baran’ın gözleri büyüdü.
— “Gerçekten mi?”
Helin gülerek başını salladı.
Baran hemen dizlerinin üzerine çöktü ve kulağını Helin’in karnına yaklaştırdı.
— “Kızım… baban burada.”
Helin gülmeye başladı.
O an ikisi de çok mutluydu.
Ama bilmedikleri bir şey vardı…
Helin’in babası dışarıda hâlâ plan yapıyordu.
Helin o gün gerçekten çok mutluydu. Sabah Baran işe gitmeden önce onun alnını öpmüş, karnını okşamış ve:
— “Kendine dikkat et güzelim… akşam erken geleceğim.” demişti.
Helin de gülümseyerek onu kapıya kadar uğurlamıştı.
Baran gittikten sonra Helin biraz dinlenmek için salona geçti. Elini karnına koyup yavaşça konuştu.
— “Baban biraz korumacı ama… seni çok seviyor.”
Tam o sırada telefon çaldı.
Helin telefonu eline aldı.
Ekranda konağın numarası yazıyordu.
Helin hemen açtı.
— “Alo?”
Telefondaki ses telaşlıydı.
— “Helin hanım… ben konaktan Ayşe.”
Helin bir anda doğruldu.
— “Ayşe? Ne oldu?”
Ayşe’nin sesi titriyordu.
— “Anneniz… anneniz biraz rahatsızlandı. Sizi görmek istiyor.”
Helin’in kalbi sıkıştı.
— “Ne oldu anneme?!”
— “Tam bilmiyorum ama sizi çağırdı. Çabuk gelirseniz iyi olur.”
Helin panikledi.
— “Tamam! Hemen geliyorum.”
Telefonu kapattı.
Hiç vakit kaybetmeden üstünü değiştirdi. Baran’a mesaj yazmak istedi ama annesini düşünmekten aklı karışmıştı.
— “Önce anneme gideyim…” diye mırıldandı.
Hızla arabaya binip yola çıktı.
Bir süre sonra Kandemir konağına ulaştı.
Konağın kapısı açıktı.
Ama içerisi garip bir şekilde sessizdi.
Helin içeri girerken seslendi.
— “Anne?”
Cevap gelmedi.
Helin’in içini tuhaf bir korku kapladı.
— “Anne? Ben geldim…”
Tam birkaç adım atmıştı ki arkasından bir ses duyuldu.
— “Hoş geldin Helin.”
Helin donup kaldı.
Yavaşça arkasını döndü.
Karşısında babası duruyordu.
Ama yalnız değildi.
Etrafında iki tane sert görünümlü adam vardı.
Helin’in kalbi hızla atmaya başladı.
— “Baba… annem nerede?”
Babası sinsi bir şekilde gülümsedi.
— “Annen iyi.”
Helin bir adım geri çekildi.
— “O zaman neden beni çağırdınız?”
Babası yaklaşmaya başladı.
— “Çünkü sana ihtiyacım var.”
Helin korkuyla baktı.
— “Ne demek bu?”
Babası sert bir sesle konuştu.
— “Borçlarım var.”
Helin’in yüzü bembeyaz oldu.
— “Benimle ne ilgisi var?”
Adam sertçe bağırdı.
— “Çok ilgisi var!”
Helin geri çekilmek istedi ama arkasındaki adamlardan biri kolunu tuttu.
Helin panikle bağırdı.
— “Bırakın beni!”
Adam kolunu daha da sıktı.
Helin’in babası borçlu olduğu adamlara döndü.
— “İşte size söylediğim kız.”
Adamlar Helin’e dikkatle baktılar.
İçlerinden biri sırıttı.
— “Demek Baran Karabey’in karısı.”
Helin’in kalbi hızla çarpmaya başladı.
— “Beni bırakın!”
Adam soğuk bir sesle konuştu.
— “Kocan zengin.”
Helin başını salladı.
— “Hayır… hayır…”
Babası bağırdı.
— “Sus!”
Sonra adamlara döndü.
— “Parayı Baran’dan alırsınız.”
Helin’in gözleri doldu.
— “Baba… lütfen…”
Ama babası yüzünü çevirdi.
Adamlar Helin’i zorla sandalyeye oturttular.
Bir tanesi telefonunu çıkardı.
— “Şimdi damadı arayalım.”
Helin’in kalbi sanki duracak gibiydi.
Telefon çaldı…
Bir süre sonra Baran açtı.
— “Alo?”
Adam sinsi bir sesle konuştu.
— “Baran Karabey?”
Baran’ın sesi sertleşti.
— “Kimsin sen?”
Adam güldü.
— “Karın bizimle.”
Baran bir anda ayağa kalktı.
— “Ne diyorsun sen?!”
Adam telefonu Helin’in ağzına yaklaştırdı.
— “Konuş.”
Helin ağlayarak konuştu.
— “Baran…”
Baran’ın sesi bir anda değişti.
— “Helin?!”
Helin titriyordu.
— “Baran… ben…”
Adam telefonu tekrar aldı.
— “Karın şu anda bizimle. Eğer onu canlı görmek istiyorsan…”
Baran bağırdı.
— “Ona dokunursanız hepinizi öldürürüm!”
Adam sakince konuştu.
— “Tehdit etmeyi bırak.”
Sonra söyledi:
— “50 milyon.”
Baran dişlerini sıktı.
— “Helin’e zarar verirseniz…”
Adam sözünü kesti.
— “24 saatin var.”
Ve telefonu kapattı.
Baran’ın gözleri öfkeyle karardı.
Masaya öyle bir vurdu ki bardak yere düştü.
— “Helin…”
Derin bir nefes aldı.
— “Size kim olduğumu göstereceğim.”
Baran hemen telefonunu aldı.
Bir numara çevirdi.
— “Herkesi toplayın.”
Karşı taraftan ses geldi:
— “Ne oldu?”
Baran’ın sesi buz gibiydi.
— “Karımı kaçırdılar.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Baran devam etti.
— “Mardin’i ayağa kaldırın.”
Sonra fısıldadı:
— “Helin’i geri alacağım.”