10.bölüm

1342 Words
Ağa bozuntusu kardeşi Bedirle birlikte işe gitmek için evden çıktığında Behram da okula gideceğini söyleyip çıktı. Haşmet ağa yani Ağa bozuntusunun babası odasına çekildiğinde masada tek başıma kalmıştım. Hanımzer Hanımın Üzerimdeki planlarından habersiz çayımı yudumlarken kendimi böyle bir ortamda bulacağım aklıma bile gelmezdi. Düğünden sonra gelini göremeyenler görmeye gelirmiş bu yüzden abartılı taşları olan yeşil bir elbise giydirip büyük gösterişli bir odaya soktu. Sanki düğün daha dün bitmemiş gibi kalabalık bir kadın grubu bana bakmaya gelmişlerdi. Bense salonun ortasına konumlandırılmış sandalyede süs bebeği gibi oturmuş onlara bakıyordum. Kendimi gelin arabasının önündeki gelinlikli oyuncak bebek gibi hissediyorum. Tıpkı onun gibi orada ne işe yaradığını bilmeden öylece durduğu gibi bende salonun ortasında kadınlara suratım asık ne yaptığım ile ilgili bir fikrim olmadan öylece bakıyordum. Yüzümü sanki oturdukları yerden göremiyorlar gibi yanıma gelip kimi saçımı kimi yüzümü okşayıp ne kadar güzel olduğumu söyleyip dualar ediyorlar, mutluluklar dinliyorlar, arkasına sanki dün hiç takı takılmamış gibi bilezikler ve altınlar takıyorlardı. Kadınlardan biri yaklaştığın da saçımı okşayıp bileğimi avucuna aldı. Kalın burgulu bir bilezik taktı. "Maşallah çok güzel gelinin Hanımzer..."gözleri avcuma kaydığın da kaşları çatıldı. " Hanımzer gelinin kınası tutmamış. " Hanımzer Hanım yerinden kalkıp geldiğinde elime baktı. " Nasıl olur kına gecesinde yaktık kına çok kaliteliydi. Allahalla. " Kendi kendine konuşuyor bir taraftan avuçlarıma bakıyordu. Muhtemelen Diyar denilen kızın elindeydi kına. Yavaş yavaş kadınlar dağılmaya başladığında rahat bir nefes aldım. Bir an bu işkence hiç bitmeyecek sanmıştım. "Gel bakalım gelin." Hanımzer Hanımın emirgen tavrıyla onu takip ettim. Başka bir odaya geldiğimizde içeriye girdik. Koltuklardan birini gösterip oturmamı istedi. Oda da iki oturma grubu konulmuş hayli genişti. Hanımzer Hanım odanın köşesindeki duvarın tamamını kaplayan kiremit rengi kolabın en alt kapağını açıp içindeki kasanın şifresini girdi. Kasa açıldığında içinden kırmızı büyük bir kutu çıkarttı. Yanıma yaklaştığında karşımdaki tekli krem rengi kadife koltuğa oturdu. Elindeki kırmızı kutuyu sehbanın üzerine koyup bana doğru ittirdi. "Bu nedir Efendim." Donuk yüz ifadesiyle kutuyu açmamı işaret etti. "Bunlar senin." kutuyu açtığımda sayamadığım kadar altın bilezik ve takılar doluydu. "Ben bunları ne yapacağım zaten bir sürü takı takıldı gerek yok sağ olun." kutunun kapağını kapatıp Hanımzer Hanıma uzatıyordum ki gür sesiyle durakladım. "Bunlar senin mihrin düğünde ve şimdi takılanlarda senin. Şimdi beni iyi dinle evimde sofram da bir daha saygısızlık yapmanı istemiyorum. Benim sözüm üstüne söz söylemeyeceksin. Sen sıradan bir iplikçinin kızısın şimdide bu konağa geldin diye buranın Hanım ağası olabileceğini sanıyorsan yanılıyorsun. Allah biliyor ya eğer bu berdel olmasaydı evimin kapısının önünden geçemezdin. Şimdi geldiğin yeri unutma edebinle otur oturduğun yerde. " Alt dudağımı dişlerimin arasına alıp sinirle ısırdım. Şu düştüğüm hale bak. Sinirle yerimde dikleştim. Bunlar kendilerini ne sanıyorlar. Derin nefes alıp dilime dökülen sözleri yüzüne vurar gibi söyledim. " Allah biliyor ya bende sizin kızınız kaçmasaydı bu konağın önünden geçmezdim. Ben geldiğim yeri gayet iyi biliyorum unutmam sizin bilmediğiniz ben buraya ait değilim ben sizin sandığınız kişi değilim. Ben Diyar değilim beni böyle küçük göremezsiniz. Siz kimseyi küçük görüp ezemezsiniz. Merak etmeyin geldiğim yerede en kısa zamanda gideceğim. Ağa Hanımlığınızda sizin olsun." Sinirle elimdeki kutuyu sehbaya bırakıp odadan çıktım. Arkamdan 'Terbiyesiz' diye bağırdığını duymazdan gelmeye çalıştım. Bana terbiyesiz diyene bak sanki ben çok meraklıyım size. Üst taka çıkan merdivenleri gördüğümde ayaklarımı vurdura vurdura yukarıya çıktım. Beni büyük bir teras karşılanmıştı. En ucuna gittiğimde Mardin sanki ayaklarımın altında gibi hissettim. Görünüşü o kadar güzel huzur verirken yaşaması neden bu kadar zordu. Elbisemi dizlerime kadar sıyırıp duvarın birine çıktım. Ayaklarımı aşağı sarkıtarak oturduğumda ne kadar yüksekte olduğumu fark ettim. Bu yaşadıklarım olmasa keyif alabileceğim harika bir yerdi. Ama eminim ailem beni aramaya başlamıştır. Beni buradan kurtaracaklar bulacaklar. O zamana kadar buradan kurtulmanın yoluna bakacağım elinde sonunda buradan kaçacağım. Ne kadar saat öylece essiz manzaraya baktım bilmiyorum ama hava esmeye başlayıp güneş batmıştı. Rüzgar saçlarımı uçurdukça sarı saçlarım dağılmıştı ama buna aldırmadan Mardinin ışıklarla süslenmiş manzarasına baktım. Bu şehrin gecesi ayrı gündüzü ayrı güzeldi. Güzel olmayan benim yaşadıklarım. Gözlerimi kapattığımda sessizlik bana huzur verdi. "Ne işin var burada?" korkuyla sıçradığımda bir an düşeceğim sandım. İri elleri belimi sarmasa dengemi kaybedip düşecektim. Derin nefes alıp korkuyla kapattığım gözlerimi açtım. Bir biriyle alakası olmayan renkli gözlerini elalarıma dikti. Bakışlarından kurtulmak için gözlerimi kaçırdım ellerini bedenimden ittirdim. "Neden birden ortaya çıkıyorsun dengemi kaybedip düşebilirdim." Bana baktığını hissetsemde belli etmeden manzaraya bakmayı sürdürdüm. "Düşmedin ama tuttum." Gözlerimi umursamazca devirdim. "Ne yapıyorsun tek başına bu halde burada? Bu halin ne böyle bacaklarını kapat." Duvara çıkmak için elbisemi diz kapağıma kadar sıyırmıştım ama az önce düşme tehlikesi yaşadığım sıra biraz daha yukarıya kıvrılmıştı. Onun söylediğini aldırmadım, bundan daha kısa giydiğim zamanlar olmuştu. Hem o kim oluyorsa bana emir veriyor. Sıkıntıyla nefesini verdiğinde duvara çıkıp yanıma oturdu. Açıkta kalan bacaklarımı çeketiyle örttü. Elimle çeketini ittirmeye çalışsam da inatla çeketini bacaklarımın üzerine bırakıp bacaklarımın açıkta kalan tarafını örttü. "Ne düşünüyorsun?" Hiç tereddüt etmeden aklımdan geçenleri söyledim. "Kime ne kötülük yaptım da bu cehenneme düştüm onu düşünüyorum." başımı ona cevirip baktığımda hiç bir tepki vermeden geceyi aydınlatan yıldızlara bakıyordu. Sözlerime devam ettim ondan bakışlarımı çekmeden. "Buraya çok farklı güzel hayallerle gelmiştim oysa ama düştüğüm duruma bak. Ben buraya ait değilim ait olduğum yere gideceğim." Dudağının kenarı kıvrıldı sözlerim ona komik geliyor dalga geçiyordu. "Sen buraya aitsin hiç bir yere gidemezsin gitmene izin vermem aklından çıkartma." "Göreceksin hepiniz göreceksiniz." Çeketi yüzüne fırlatıp duvardan atladım. Hızlı hızlı merdivenlerden indiğimde odaya girdim. Üzerimdeki tüm takıları çıkartıp dünkülerin yanına makyaj masanının üzerine attım. Masanın üzerinde bugünkü Hanımzer Hanımın elindeki kırmızı kutuyu gördüğümde dahada sinirlendim. Elbiseyi yırtarcasına üzerimden çıkarttım yere attım. Her şeyden nefret ediyorum her şeyden. Dolabın kapağını açıp içerisindeki kıyafetlere baktım hepsi etek yada elbiseydi. Renkli kumaşlardan tasarlanmış kolları uzun boyu uzun elbiselerdi. Kırmızı üzerinde beyaz çiçek desenleri olan uzun elbiseyi elime aldığımda kapı açıldı. Arkamı döndüğümde Aslanla göz göze geldik. Gözleri vücutuma kaydığında yutkundu bakışları koyulaştı. Karşısında böyle iç çamaşırlarımla durmamak için hızla elimdeki elbiseyi üzerime giydim. Saçlarım elbisenin içinde kaldığında çıkartıp ellerimle düzelttim saçlarımı. Aynı odada kaldığımıza alışıp daha dikkatli olmam gerekiyor artık. O olduğu yerde hala beni izlerken yere attığım elbiseyi elime alıp askıya taktım. Arkamı döndüğümde dudaklarını ıslatıp konuşmak için kıpırdandı. "Şey... Eee... Yemeye bekliyorlar." Kaşlarım hayretle çatıldı resmen beni öyle gördüğü için kekeliyordu. "İlk defa mı kadın görüyorsun yokluktan mı çıktın neden öyle bakıyorsun." ukalaca güldüm. Yüzü az öncekine göre kas katı kesilip öfkeyle baktı. Burnunu çekip kapıyı gösterdi. Yanından saçımı savurup odadan çıktım. En son 'Edepsiz kadın...' diye mırıldandığını duydum. Akşam yemeği yenmiş çaylar içilmişti. Canım kaynanacığım gelin kahve yap diye bir eziyet etmiş bense yalvar yakar Meryem ablanın kızı Dilana yaptırmıştım. Aslandan başka anlayan olmamıştı oda zaten imalı bakışlar atmaktan başka bir şeyde söylemedi neyseki beni bozmadı. Yatak odasına girdiğimde banyoda geceliklerimi giyip dişlerimi fırçaladım. Odaya çoktan Aslan gelmiş yatağa yatmıştı bile. Başına dikildiğimde beni umursamadan telefonundan bir şeyler kurcalıyordu. "Ben nerede yatacağım." Cevap yok birine mesaj yazıyordu sanırım. İşaret parmağımla kolunu dürttüm. "Hey dün akşam boynum tutuldu zaten ben nerede yatacağım?" Bakışlarını telefonundan çekip bana baktı. "Nerede istiyorsan orada yat bana niye soruyorsun." tekrar telefonuna baktığında dişlerimi sıktım. "Fazladan bahtaniye felan yok mu?" Cevap vermedi. Üzerindeki bahtaniyeyi aldığım gibi yere attım. Yatakta oturur pozisyona gelip bana baktığında aldırmadan yanındaki yastığı alıp yere attım. "Napıyorsun?" Yere serdiğim bahtaniyenin üzerine yattım. Arkamı dönüp gözlerimi kapattım. "Offf gerçekten zır delisin sen!" Üzerim açık kalmıştı ama onunda açıktı en azından buna bile sevine bilirim. Işığı kapattığında gözlerimi açtım. Bir süre öylece bekledim. Nefes alışverişleri yavaşladığında uyuduğunu düşündüm. Arkamı dönüp baktığımda gözleri kapalı sırt üstü yatmıştı. Kumral saçları dağılmış kaşları çatık uyuyordu. Bir insan uyurken bile kaşlarını çatar mı? Sessizce tamamen dalmasını bekledim. O kadar heyecanlıydım ki karnıma sancı girmişti. Yerden sessizce kalktım. Telefonu yatağın diğer tarafındaydı. Parmak uçlarımda yürüyüp yatağın diğer ucuna gittim. Elimi telefona uzatıp sessizce aldım. Kalbim yerinden çıkacak gibi çarpıyordu. Telefonu elime aldığımda kaçamak bakışlarla Aslana bakıyor uyuyup uyuyamadığını kontrol ediyordum. Tuş kilidini açtığımda şifre olmadığı için sevinçten çığlık atasım gelmişti. Telefonun elimde titremesiyle heyecanım kat kat fazlalaşmıştı. Ekranda yazan isim ve mesaja kaydı gözlerim. Dudaklarım o şeklini alırken içimde tarifsiz bir his oldu. Mesajın tamamını görmek için merakla mesajın üzerine tıkladım. Merakıma yenik düşmüştüm ve mesaj ekranı açıldı. Mesaj kimden sizce?? Hasret ailesine ulaşa bilecek mi? Nasıl buldunuz bölümü canlarım.?? Lütfen yorumlarınızı eksik etmeyin bir dahaki bölümde görüşürüz ??
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD