bölüm-1 ( Ateş olan aşklar)

998 Words
Bir ateşin yandığı, bir çok sevdalılarına dilden dile konuşulduğu, kimi zaman kavuşan kimi zaman mahşere kalan, yandığı memleketi Şanlıurfa. Her aşk kavuşmayı beklerdi, beklediği zamanda aşkına karşılık bulursa. Aynadan son görünümüne baktı genç kız. Koyu yeşil giydiği yeşil kaftan, beline bağladığı altın kemer, başına taktiği siyah simli tülbent ile gözleri kamaştırıyordu. makyaj masanın çekmecesiden çıkardığı altın tokayi da saçına takmıştı. Burundaki top hızma ile düğüne hazırdı. odaya giren kardeşi Nur ise ablasına albenili ile bakıyordu. " Urfa.. Urfa olalı böyle güzellik göremedi.." dedi genç kız. Meryem kardeşine döndü. " İdris dönmüş mü?" dedi merak içinde. Nur ablasına doğru adım adım gelip dibinde durdu. " Aldığım istihbarat teşkilatına göre, dönmüş. Hatta bugün düğüne gelecek." dedi genç kız. Meryem derin nefes aldı. Yüreğinin sesi geliyordu. Yıllar sonra sevdiği adam sevdiği topraklara ayak basackti. " Heyecan yapma abla.." dedi genç kız. Nasıl yapmasındi ki, " Nasıl yapmayayım wxişk.?" wxişk; kız kardeş. " Gönüllü ferak tut ablam." dedi Nur. beş yıldır hep bu anı beklemişti kolay mıydı? İki kardeş aşağı inmişti. Ağabeyi hazırdı. Annesi ve babası da birazdan ineceklerdi. kısa süre sonra Annesi giydiği yöresel fistan ve taktiği altınlar ile aşağı inmişti. Gelin ve damat için takılar hazırdı. Aile aşağı inmişti. Seyhanli konağın önünde üç araba bekliyordu. Meryem ve Nur arabaya binmişti. Babası ve Annesi de binip korumalarla birlikte yola çıkmışlardı. Kısa süre sonra Ağaoğlu konağının önünde durmuş arabadan inmişlerdi. Meryem'in yüreği ağzında atıyordu. Yere basarken bile gözleri ilk etrafı tariyordu. Konağın bahçesi aydınlatmalar ile süslenmiş, sandalyeyler yerini almıştı. Özel temizlik yapılmış, yemekler hazır edilmişti. Meryem'in annesi Âze xanim düğün sahibi olan Nimet hanımın yanına geldi. " Hayırlı olsun, Nimet xanim." xanim; hanim demek " Sağ bi, Aze xanim" sağ bi; sağol Nimet hanım hanım gelen kıza baktı. Meryem kadının yanına gelip elini öpüp başına koydu. Çok seviyordu genç kızı. Allah biliyor ya oğluna istiyordu Meryem'i. " Hoş gelmişsen Meryem." dedi genç kadın. " Hoş buldum, xalte." xalte; Teyze " Nasılsın iyisin inşallah?" " Çok şükür Allah bugünleri bana gösterdi." dedi Nimet hanım. kısa süre sonra yerlerine geçmişlerdi. Kadınlar erkekler halaya geçmiş oynuyorlardı. Kadınlar arada bir zılgıt çekiyordu. Meryem'in gözleri adamda idi. Nerdeydi bu adam? Niye hâlâ gelmemişti? kardeşi Nur ablasına doğru eğildi. " Abla." dedi genç kız. " Efendim, Nur?" " Bu kadar fazla belli etme kendini!" Kuzenleri Meryem'i gören yanına geliyor konuşup sohbet ediyordu. Hoş sohbet baya baya ortamı sarmıştı. Ki kısa süre sonra kadınlar gelin ve damadı karşılamak için kapıya gitmişlerdi. Nur gördüğü adam ile ablasının ayağına vurmuştu. Meryem ne var anlamında başını sallamış kardeşi gözü ile işaret vermişti. Meryem arkasını döndü. İşte gelmişti. Sevdiği adam gelmişti. Gelin ve damat içeri geçmiş, kendisi ise giydiği lacivert takımı ile çok yakışıklı olmuştu. Aşiret reisleri ile konuşup tokalasiyor içeri geçiyordu. Yüzündeki sert ifade hiç değişmemiş hep aynı kalmıştı. Ama sevdiği insanın yanına geldiği zaman sımsıcak bir gülümse sunardi. Gelin ve damat dans müziği çalmış paralar havada uçuşmutu. Daha sonra ise halay müziği çalmış kadınlar erkekler halaya girmişti. Halay başı damat yanında ise kardeşi Mustafa, diğer yanında ki ise İdris idi. endamini gösteriyordu. kuzenler durmamış geçmişti halayın başına. Paralar havada raks ediyordu. Kızlarda durmamış hızla halaya geçmişti. Kardeşinin kuş parmağından tutup oynuyordu. profesyonel kameraman düğünü çekiyor dron ile görüntü alıyordu. Kapkara gözler, kahve koyu gözler ile kesişti. İdris kadını baştan aşağı süzdü. beyaz tenine yakışan elbisesi ile nefesini kesmişti adamın. sevdiği kadın tam da karşısında idi. Deli dolu halleri, kızdığı zaman katran karası gözleri, güldüğü zaman başını egmesi, heyecanladigi zaman tüm kelimenin içine etmesine kadar benimsemişti. Yurt dışına gitmeden evvel görmüştü o zaman güzeldi ama şimdi, adamın nefesini tamamen kesmişti... vesselam. **** Düğünden dönen genç kız üstünü başını indirip, ferah takımını giyip makyajını sildi. Kardeşi içeri gelmişti. " Abla gördün mü sana nasıl da bakıyordu?" dedi heyecan içinde. Meryem gülümsedi. Göz makyajını silmiş, ardından da kremini sürmüştü. " Tabi gördüm!" dedi Meryem. Görmez olur muydu hiç. " Deli ettin adamı, vallahi!" " Ederim tâbi. Bana deli olmayacak da kime olacak!" İşi bitmiş ayağa kalkmıştı. Baya yorgundu. " Hadi sende kalk odaya!" " Hani düğünün dedikodusunu yapacaktık." dedi genç kız. Hemen uyumakta nereden çıkmıştı? " canamin, rihamin. yaparız kaçmıyor üzerine ya!" canamin; canım rihamin; ruhum Nur oflaya puflaya çıkmıştı odasından. Meryem yatağa girmiş İdris'in ona bakan gözlerini hatrina geldikçe yorganı yüzüne kapatıyordu. *** Sabah uyanan kızlar mutfağa geçmişti. Kahvaltılar yerini almış tepsiye konulmuştu.. " Hanımım tepsi hazır." dedi evdeki çalışan kadın. Meryem başını salladı. Ne vakit Gül abla ona hanımım dese genç kız kızıyordu öyle deme diye. Ama kadın söylüyordu. " Diğer tepsi hazır mı, Gül abla?" " Hazır hanımım." içeriye gelen Nur esneye esneye yanlarına kadar gelmişti. " Rojbas." dedi genç kız. ( Günaydın, demek) " Rojbas da sana ne oldu böyle?" " uyku tutmadı abla." " sakın bana kitap okuduğunu söyleme!" diye payladi. " Vallahi öyle yaptım." Nur kitap okumayı seven biz kızdı. Agabayi ne vakit sinirlense, nerede benim o kitap canavarı demişti. " Ama ablacığım demedim mi sana geceleri kitap okuma diye, sonra gözlerin bozuluyor diye!" ne kadar dese nafile bir çabaydi. " Mâ ne yapayım canım sıkıldı!" dedi Nur. Sanki onu elinde idi. Mâ; Bir durum üstüne söylenen söz. Meryem ve kardeşi annesinin bulunduğu odaya kahvaltıyı kurmuştu. kahvaltıyı yapılmış sorfa toplanmıştı. Âze hanım kahvaltı sırasında kızını izledi. Dün akşam Nimet xanim oğlu Mustafa için kızı Meryem'i sormuştu. İsteyeni var mı diye. Yoksa da yakın zamanda bilhassa dünür olarak kapısını çalacagini söylemişti. Meryem annesine döndü. İyi değildi düşünür gibi hâli vardı. " Dayemin iyi misin?" diye sordu. Âze xanim kızına bakıp gülümsedi. " iyiyim keckamin, iyiyim." dedi. keckamin; kızım demek. " Vallahi düğün çok güzeldi, bakalım bundan sonraki kim?" dedi Nur. " Allah bilir." dedi Âze xanim. kahvaltıdan sonra babasına ve ağabeyine kahve yapmış yukarı teras katına çıkmıştı, Meryem. Kahveleri verirken ağabeyi Savaş uğraşmanın zamanı diyerek kardeşine döndü. " Kahveyi güzel yapmışsindir inşallah." Tek kaşını kaldırdı ağabeyine baktı. " Sanki ilk defa içiyorsun ağabey!" " İlk içmiyoruz ama, iyi de içmiyoruz." Hayır hayır sinirlenmeyecekti. Bu keyfi ağabeyine vermeyecekti. " O zaman evlen de yengem olacak kadın yapsın kahveni!" dedi sertçe. Ardından tepsiyi alıp gitmişti. Oğlunu uyarsa da oğluda kızından beterdi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD