Bölüm adı: ( Nasipten öte yol yok)
***
Bir seven sevdiği kadını beklemek sabırdi. Beklediği sevdiğini almakta elbette, nasipti. Bu yüzden derlerdi Nasipten öte yol yok diye.
İdris için de, Meryem onun nasibydi. Meryem onun için vazgeçilmez bir mücevher takımı gibiydi. Bir zümrüt gibi parıldayan, bir altın gibi değerli olan varlıktı.
Amca oğlu geçen hafta dünya evine girmişti. Sevdiği kadını kendine almış yuvasını kurmuştu. Darısı evlenmek isteyen tüm bekarlar içindi.
Hazırlığını yapan genç adam parfümünü sıkıp aşağı indi. Kahvaltı sofrası kurulurken içeri geçmişti.
" Tüm herkese hayırlı sabahlar."
" Hayırlı sabahlar kuremin, yanıma gel." Diye yanındaki koltuğa vurdu Valide xanim.
Annesinin sözünü dinleyip ağır ağır adımlarla annesinin yanına geçip oturmuştu. Annesi gelen oğlunun başını okşadı.
" Hayırdır dayê, ne oldu?"
Valide xanim hınzır gülüşü ile oğluna baktı. Düğüne gittiklerinde birkaç, kişi ile görüşmüştü. Dayısı kızını, hala kızını ve diğer kızları tek tek sormuştu. Aşiret büyük olduğundan kız çok oluyordu.
" Sana birini beğendim, çok güzel hanım hanımcık biri."
İdris annesine döndü. Yine ve yine başlıyordu. Allah bilir gene hangi kızı göz hapsine tutup ona söyleyecekti.
" Kim?" Diye sordu annesine.
" Halan kızı Meysel." Dedi direk. Güzel kızdı vallahi, oğluna bu kız çok iyi yakışırdı.
" İyi Allah sahibine bağışlasın." Konuyu kapatmaya çalışarak. Kardeşi Rojin ağabeyine bir bardak çay getirmişti.
" Bağışlasın.. bağışlasın da sana bağışlasın." Dedi annesi. " Seninde artık murvetini görmek istiyorum ha oğlum."
İdris bir yudum çayını alıp içmişti. Madem ki annesi oğlunun murvetini görmek istiyordu, o vakit görürdü.
" Hem Meysel güzel kız, alımlı hanım hanımcık biri, oturmasını kalkmasını bilen biri."
İdris'in sabırı kalmamış amnesine dönmüştü.
" Bana yakışan tek kişi var dayê."
" Kim?"
O sırada babası ve iki oğlu da salona geçmişti. Babanı Kemal ağa oğluna ve onunla konuşan hanım ağaya çevirdi bakışını.
" Meryemdir dayê! Benim sevdiğim beklediğim tek kadın odur."
Yasin ve Fatih birbirine baktı. Biliyorlardı ki, ağabeyi Meryemden başkasını bu eve gelin diye almaz, karım diye koluna takmazdi.
" Meryem mi? Çelikhan aşiretinin kızı Meryem mi?"
" Erê, dayê" ( evet anne)"
" Ben o kızı, bu eve gelin diye almam!" Diye diretti Valide xanim. Oldu olası Meryem'i sevmemiş gitmişti. Birde oğlu annesine kızı istediğini söylüyordu. Allah aşkına koca Şanlıurfa da başka kız kalmamıştı da Meryem kalmıştı, oğluna gelin olarak.
" Ortalık kizişacak!" Diye araya girdi Rojin. Aynı zamanda ağabeyi Yasin'ne bakarak söylemişti.
" Hemde çok kizişacak." Dedi Yasin de kız kardeşini onaylarak.
" İster kabul et, ister etme ben Meryem'i ne pahasına olursa olsun bu eve gelin diye getireceğim!"
" Bende ne olursa olsun kabul etmeyeceğim!" Diye oğluna şiddetle bağırdı. " Başka kız mı kalmadı da Meryem mi bu eve getireceksin!"
Kemal ağa ağır ağır ikisinin yanına varmış, ana oğlun birbirine mücadelesini izlemişti. Oğlu daha dünden bugüne Meryem demişti. Gözü ilk açtığı anda dava bitmişti. Ki yurt dışına çıkmadan evvel babasının yanına gelmiş, ve durumu izah etmişti. ' Meryem'mi çok seviyorum baba, o kadın benim olsun istiyorum.' hâlâ o cümlesi beyininde senkronize ediyordu.
" Valide xanim." Diye karısının adını zikir etmişti.
" Buyur, kemal ağam."
" Oğlun istemiş ise bize he demekten başka ne düşer?" Dedi sesinde kabul eden bir tını vardı. Yavaş yavaş gelip tekli koltuğa oturmuş, kızına dönmüştü. " Keckamin, bana çay getir."
" Hemen baba." Rojin hemen salondan çıkıp mutfağa geçti.
" Ağam bari sen yapma!" Diye kocasına baktı. Oğlu zaten başı çekerken, kocası da oğlunun ipi ile kuyuya iniyordu.
" Vallahi hanım ağam bana değil, oğluna söyle." Diyerek keskin göz hatları oğluna kaydı. " Senin kararın kesin mi?" Düğünde bile birbirine bakıp durmuş ara ara göz teması ile kaçmak gülüşler sunmuşlardı.
" Erê, bav." ( Evet baba)
Kemal ağa için karar verme vaktiydi. Bugün Aziz Ağayı arayacak durumu bilhassa söyleyecekti.
" Ağabey?"
" Söyle biremin?" ( Kardeşim)
" Şimdi kim galip?" Dedi Yasin.
Fatih kıskis gülmemek için alt dudağını ısırdı. Onu bunu bilmezdi ama Meryem yenge sıfatını alırda bu konağa gelirse konak cümbüş yeri olurdu.
" Vallahi kim galip, kim değil ama.." diye uzattı genç adam. " Ben biraz daha yemek yemesem tansiyon bende protesto yapacak o olacak." Dedi Fatih.
İki adam umutsuz vaka gibi ayakta dikilmiş konuşuyordu. Kızlar tez evvelden kahvaltı sofrasını kuruyordu.
***
Her bekleyişin bir sonu vardı da peki onların bu bekleyişin bir sonu olduğunu biliyor muydu?
Suya hasret bir çiçek gibi, sevdiği adamın bekliyordu Meryem. Artık günü gelsin de sevdiği adama kavuşsun, sevdiği adamla bir ömür boyu aynı evde gençliğini, yasliligini beraber yaşayacaklarını bildiği bir hayat istiyordu. Ulan çok mu şey istiyorudu!
Elini çenesinin altına koymuş halı desenini izliyordu sayısızca kez.
Telefonun çalması bile kadını uyandirmamis hatta, daha düşünmesine sebebiyet vermişti.
Nur içeri girmiş elindeki tepside duran kahveyi yere indirip ablasının ayağına kendi ayağı ile vurmuştu.
" Alo, abla.."
Kendine gelen Meryem kıza döndü.
" Ne?"
" Telefonun çalıyor, telefonun." Diye kızarcasina söylendi.
Meryem telefonu eline aldı. Arayan kişi Rojin idi.
" Rojin.." Nur Rojin ismini duyar duymaz ablasının yanına gelmiş, kafasını kulağına dayamisti.
" Ay çok şükür açtın!" Diye sitem etti genç kız. Arada bir gizli saklı kuytu köşelerde arıyordu kızı.
" Ne oldu? Bir şey mi var?"
" Evet. Var." Dedi Rojin. " Müjdemi isterim Meryem. Babam bugün yarın en kısa sürede Aziz Ağayı arayacak."
" Ne!!" Dedi gülünç içinde. Kemal ağa babasını arayacak, hayırlı bir iş için kolları siviycakti. Şuan ne kadar mutlu olduğunu anlatmazdi.
" Öyle.. öyle de bir sıkıntı var ama!"
Meryem sorgular şekilde sesini kisti. Rojin herşeyi anlatı. Tek kaşı havaya kalkan kadın iyiyden iyiye sinir harbi geçiriyordu. Valide xanim ikisinin vuslata ermemesi için önlerine taş koyuyordu.
Rojin telefonu kapatmış Meryem, aksi sesiyle kahvesini yudum yudum içmişti.
" Görüyor musun? Oğlu beni istiyor yani.. beni, beni istiyor oğlu..." Sinirden olsa gerek iyiyce sarpa sarmıştı konuşması. " Yemin ediyorum kaynanam olmayacak olsa bütün küfürlerimi tek tek yollardim!"
Son yudum olan kahvesini içmiş daha sonra tepsiye gür bir sesle vurmuştu.
Yerde oturduğu için ayakları bağdaş kurdu için aşağı yukarı sallıyordu sinir içinde.
" Abla, sakın olur musun biraz."
" Nasıl sakin olayım ya? Ya biz kaç yıldan beri bunu bekliyoruz.. sende şahitsin!"
" Tamam da ablacığım, kadını biliyorsun. Yapacak bir şey yok. Suyuna gideceksin."
" Benim ısınan suyum da var ama!" Diye cirladi.
Nur gülsün mü ağlasın mı bilmedi. Ablası, İdrisi o kadar çok seviyordu ki bütün herşeye katlanmak zor oluyordu. Sonuçta koca bir konağa gidecek ömrünün sonuna kadar o konakta bir ömür bir hayat yaşayacakti.
Kahve sonrası temizlik için iki kızda girişmişti. Ev temizliği sonrası, yemek için mutfağa giren Meryem ve Nur yemekleri yapmıştı. Annesi içeri gelmişti.
" Meryem.."
" Efendim.."
" Salona gel." Diye söylemiş mutfaktan çıkmıştı.
Meryem kardeşine döndü. Ne oluyor dercesine baksa da kardeşi anlamamıştı..
Meryem elini yıkayıp mutfaktan çıkmış salona geçmişti. Annesi koltuğa oturmuş derin düşünce içinde kızının yanına gelişini izledi.
" Buyur dayê."
" Akşam için hazırlık yapın!" Dedi kadın.
Meryem anlamayan bakışlarla annesine bakıyordu. Kemal Ağa'nın henüz babasını aramadigini varsayiyordu. Peki hazırlık ne içindi?
" Ne için?"
" Nimet hanım bugün bize haber yolladı. Büyük oğlu evlendi geçen hafta. Seni küçük oğlu Mustafa'ya istiyormuş."
" Ne!!" Diye gözleri ardına kadar açıldı Meryem'in. Daha iki saat evvel Rojin aramış genç kadının yüreğine biraz olsun su serpmisti. Fakat şimdi aldığı haber ile şok olmuştu. " Dayê.."
Annesi sözünü kesti. " Merak etme, baban münasip bir dile söyler." Dedi yaşlı kadın.
Meryem korkuyordu. Daha henüz İdris ile aralarını bilmiyordu. Belki de biliyordu. Çünkü düğünde ki bakışmalari fark etmeyen bir Allah'ın kulu olamazdı.
Güme gitmek istemiyordu Meryem. Annesi onu tek bırakıp giderken, kardeşi hızla içeri geçmişti.
" Abla ne oldu? Annem ne dedi?"
Meryem kardeşine döndü. Eli ile üstünü başını yokladı. Telefonu hangi cehennemdeydi? Hemen telefonu bulmalı, Rojin yada Zelal birine ulaşmalı, bu haberin İdrise gitmesine engel olmalıydı. İdris bunu öğrenirse adamı vurmak ile kalmaz daha kötü şeyler olurdu.
" Telefonum nerede benim?"
" Burada abla.. burada!"
Telefonu alıp hızla tuşladi. İlk aradığı kişi Rojin olmuştu fakat açmamışti kız. Diğer telefonu tuşladi, fakat Zelal da açmamışti.
" Allah kahretsin!" Diye bağırdı Meryem.
" Abla ne oluyor? Annem ne dedi?"
" Nimet hanım, İdris'in amca karısı vardiya. Büyük oğlu evlendi hani?"
" Evet biliyorum." Dedi genç kız.
" Nimet hanım anneme haber yollamış, beni beğendiğini Mustafa'ya istediğini dile getirmiş."
" Ne!!" Diye çığlık atmıştı akabinde ağzını hızla avucu ile kapatmıştı. Ablasının neden telaş yaptığını daha iyi idrak ediyordu. İdris bu haberi duyarsa ki, duyacağına emindi. O Mustafa'ya bu dünyayı dar ederdi.
" Abla."
" Ne var Allah aşkına nur ne?" Diye sinir ve panik karışımı içinde söylendi.
" Abla, ben İdris ağabeyi tanıyorsam eğer çoktan öğrenmiştir."
Kardeşinin yürüttüğü tez doğruydu. Boştan yere kızları arıyor, onlara söylemek için boşuna ısrar ediyordu.
Koltuğa çaresizce oturdu. Tek yapabildiği şey ne Mustafa'ya nede İdrise bir şey olmasındi...
***
Teras katında kahvesini içen genç adam, telefon gelmesi ile ceketinin iç cebinden telefonu çıkarmış ekrana bakmıştı.
" Efendim.."
"..."
Kaşları saniye saniye catilan adam sinir harbi geçiriyordu. Öyle ki esmer teni kızarmış bozarmisti.
" Ne diyorsun lan sen? Senin ne dediğini kulağın duyuyor mu?"
Yasin teras katına çıkmış, ağabeyinin yanına gelmişti ama kızgın bir sesle konuşuyordu.
" Ne zaman gidecekler?" Yasin ağabeyinin yanına kadar gelmiş ne olduğunu sormak için kafasını sallamisti. " Bana haber et anladın mı?"
Telefon kapanır kapanmaz eli ile saçını yollayacak kıvama gelmişti.
" Ne oldu?"
" Amcam ve yengem, Mustafa için Meryem'mi istemeye gideceklermis."
" Ne!" Diye isyan ile soldu Yasin.
" Ben onların gelmişini, geçmişini.."
Kendinden geçen adam bu durumda hemen tazruza geçmesi gerekti. Yoksa değil amcası değil, bütün akrabalar gidecekti Meryem'i istemeye gelecekti.